
Galatasaray, Atletico Madrid karşısında aldığı 1 puanla yalnızca Şampiyonlar Ligi’nde ilk 24 hedefini büyük ölçüde garantilemedi; aynı zamanda son haftalarda üzerinde dolaşan kara bulutları da dağıttı.
Bu maçta Okan Buruk’un, Şampiyonlar Ligi’nde büyük takımlara karşı alışık olduğumuz o agresif ve sürekli yüksek pres oyununu görmedik. Galatasaray sahada daha dengeli, daha kontrollü bir görüntü sergiledi. Ancak rakip Atletico Madrid olunca, oyunun doğası gereği yüksek efor kaçınılmazdı ve sarı-kırmızılılar bu tempoya ayak uydurdu. Maçın yoğunluğu üst düzeydi.
Galatasaray, yediği gole rağmen oyundan kopmadı. Rakibinin üzerine giderek reaksiyon gösterdi ve golü buldu. Bu dakikadan sonra karşılaşma daha çok bir denge oyununa dönüştü. Atletico Madrid ikinci yarının başında kontrolü kısmen eline alsa da, Okan Buruk’un hamlesi oyunun seyrini değiştirdi. Yunus Akgün’ün yerine oyuna giren Gabriel Sara, Galatasaray adına adeta ilaç oldu. Brezilyalı oyuncu oyunun dengesini sarı-kırmızılılar lehine çevirdi; hatta son dakikalarda skoru değiştirecek pozisyona da girdi.
DOĞRU HAMLELERLE PLAY-OFF’A HAZIRLANMAK
Galatasaray için artık “mucize” kelimesini bir kenara bırakabiliriz. Sarı-kırmızılılar büyük ihtimalle Şampiyonlar Ligi’nde play-off hattında yer alacak. Asıl soru bundan sonra ne yapılacağı.
Bu noktada Galatasaray’ın, doğru transfer hamleleriyle bu tura hazırlanması gerekiyor. Kadro derinliği konusunda yaşanan sıkıntılar, sezon içinde bedel ödetti. Aynı hataların tekrar edilmemesi şart. Ancak yalnızca transfer de yetmez; gelecek rakibe göre doğru oyun planını ve stratejiyi belirlemek en az kadro kalitesi kadar önemli.
SAKİN KALMAK ŞART
Galatasaray camiası ve taraftarı, kötü gidişlerin ardından refleks olarak ortalığı yangın yerine çevirmemeli. Bu takımın son 3 sezonun şampiyonu olduğu unutulmamalı. Ligde liderliğini sürdüren, Şampiyonlar Ligi’nde yoluna devam eden bir Galatasaray’dan bahsediyoruz.
Eleştiri elbette yapılmalı. Okan Buruk’a, takımın neden her sezon benzer dönemlerde düşüş yaşadığı sorulmalı, bu konu masaya yatırılmalı. Ancak eleştirinin dozunu kaçırmak, süreci kişiselleştirmek ve krize dönüştürmek kimseye fayda sağlamaz.
Galatasaray’ın bugün ihtiyacı olan şey panik değil; doğru analiz, doğru hamleler ve sağduyu.