Fenerbahçe teknik direktörü Ersun Yanal’ın bugüne kadar dile getirdiği en “hak edilmiş” medya eleştirisi, derbiden sonra Emre ve Comolli’yi yanına alarak çıktığı basın toplantısındaki üç kelimeydi:
“Ayıp... Çok ayıp”!..
Kıvırmayalım; bize dedi... Medya’ya.
Hani, Fatih Terim’in “reklam müdürlerinden talimat alıyorsunuz” suçlamasında gömleğimi yırtarak tankın önüne atlar gibi savunmaya çalıştığım kalem ve mikrofon erbabı var ya; işte ona.
“Kimin adamısınız” dese yine karşı çıkardım.
Bireysel ahlakın sınırları içinde bir eleştiri olduğu için itiraf edeyim:
Haklı... Çok haklı!..
Ben bile alındım... Alınmayanlar düşünsün...
Açık söyleyeyim... Rüzgarı bana değmiş olsa da “Ayıp, çok ayıp”tan hakkıma düşeni alır ve öperim alay sancağı gibi!..
Çünkü Yanal’ın Beşiktaş derbisini kaybederse artık Fenerbahçe’de kalmasının mümkün olmayacağını yazmış, hatta kalan yarım sezonda yerine Emre Belözoğlu’nun futbolcu-hoca olarak sezon tamamlayacağı bir Fenerbahçe önermiştim.
Dikkat edin...
Fenerbahçe, Beşiktaş derbisini kaybederse...
Kadıköy’de...
Hem de bu netameli Fenerbahçe’de.
Yanal ile samimi olanlar sorsun kendisine; kalabilir miydi Fenerbahçe teknik direktörlüğünde şu maçın skor tabelası tersine olsaydı Ersun Hoca.
Asla.
Basın toplantısına bile çıkamazdı.
Ama kazandı... Susar saygı duyarım.
Şimdi...
“Ayıp, çok ayıp”ı en okkalısından hak eden asıl muhataplarına gelelim.
Bir kere, Emre kadroda olmayınca, sakatlığının “numara” olduğundan başlayıp, Ersun Yanal ile kaptanın kavga ettiğine kadar ağır ve ayrıntılı bir roman atıldı ortaya.
Yetmedi... Hemen maçın bittiği anda bilgi/duyum kisvesi altında resmileştirilerek alenen sunuldu kamuoyuna. Ekranda kırmızı alt yazılarla hem de.
Öyle ısrar ediliyordu ki ben bile inandım. Vicdanım sızladı “kaptanla hoca arasına nifak sokanlardan mıyım” diye.
Bir yandan süslüyorlardı “romanı”.
Zaten Fenerbahçe başkanı Ali Koç, geçen hafta “yumuşak doku sakatlıklarından” yakınmıştı, bu da direkt olarak Ersun Yanal’ın iştigal alanıydı ve gönderileceğine işaret ediyordu! Tarihte ilk defa kritik bir derbiyi kazanan hoca “ha kovuldu, ha kovulacak” deniyordu.
Emre büyük bir olasılıkla başkan Ali Koç’tan aldığı güçle Ersun Yanal’a kafa tutmuştu. Aksi halde “ben kaptanım yedek soyunmam” diyebilir miydi?
Ali Koç istemiyordu Yanal’ı...
Yanal istifa edecekti!
Kepçe büyük, çamur boldu... Televizyonda canlı yayında veryansın gidiyordu.
Allah’ın sopası yok... Biraz sonra Ali Koç’un açıklamaları çıktı başka kanalda ki, kel alaka... “Bırakın da zaferimizin tadını çıkaralım” diyordu başkan.
“Ne istifası ne kavgası”...
Birkaç dakika sonra o ekranda ne mi oldu?
Aynı insanlardan “kim kavga etti dedi ki” inkarını kulağımla duydum ben.
Pes!..
Yanal ile Emre’nin Comolli eşliğindeki kısa basın toplantısı ve necip televizyon medyasındaki çevir kazı yanmasın durumuna ne demeli?
Yahu sen değil misin kavga ettiler diyen?.. Ne olacak şimdi, “Hocam yanına oturabilir miyim” diye müsaade isteyen Emre ile Ersun Yanal’ın konumu?
Ayıp... Çok ayıp; hakikaten.
Yok mu oralarda “hata etmişiz” diyebilecek bir delikanlı?
Çıkmadı...
Karambole getirilmeye çalışıldı.
Ben “Ersun Yanal derbiyi kaybetseydi beraberinde Fenerbahçe teknik direktörlüğünü de kaybederdi” fikrimin arkasındayım mesela...
Eminim Ersun Yanal da bunu adı gibi biliyordu ama meseleyi köpürtmeye çalışıp eli yanınca üfleyenlere ayıp; çok ayıptı.
“Hocası bile olmayan taraf kazandı” lafı hepimize kapak olsa da “ayıp”tan zerre kadar alınırsam ne olayım. O, derbide kazanan tarafı ters yüz etmeye çalışanlara kapak değil cilttir.
Gelelim Ersun Hoca’nın 3-1’lik Beşiktaş galibiyetinden sonra efelenmesine.
Yahu rakibin adı Beşiktaş; futbolu Beşiktaş değil ki!
Kalecisi Karius bile eleştirdi Abdullah Avcı’yı “derbide sadece uzun toplarla oynanır mı” diye.
Kadıköy, kendisinden deli gibi korkanların kabridir aslında. Sayın Avcı da oraya boylu boyunca yatanlar arasında.
Ne o havalar Yanal’da!.. Soru almayacakmış, hafta içinde açıklama yapacakmış falan.
Böyle medyaya böyle hoca.
Kadıköy’de elli bin kişiyle öne geçen hoca ne kadar kahramansa, bir o yana bir bu yana esnek medya da o kadar!.. Çizgi mizgi; Oğuz Aral’ın “Avni”si de “Utanmaz Adam”ı da bir tür kahraman değil miydi?
Bana gelince... Hâlâ Yanal kaybetseydi giderdi diyorum. Kazanınca kutluyorum.
Ve ısrar ediyorum... Fenerbahçe Beşiktaş derbisindeki diriliğini, mücadelesini Rize’de ve daha sonra aynen ortaya koyamazsa, o hafta kaçıncı hafta olursa olsun, bir fazlasını görmesi güçtür Ersun Yanal’ın.
Umarım tersi olur ve şampiyon bitirir ligi.
Ama Ersun Hoca unutmasın... Dostlar doğru söyleyendir, yalan söyleyip yarım saat içinde inkar edenler değil..