18.09.2025 - 09:55 | Son Güncellenme:
NTV
Son olarak Suudi Arabistan ekibi Al Shabab'ta görev yapan Türk futbolunun efsane isimlerinden Fatih Terim, sezonun sona ermesinin ardından kulüple yollarını ayırmıştı. Terim; kariyeri, Galatasaray ve Kerem Aktürkoğlu ile ilgili sorulara cevap verdi.
"Galatasaray tabii birkaç kelimeyle anlatılmayacak bir isim. Galatasaray bir okul. Büyük sevdalar sıkıntılıdır, kolay değildir. Büyüklüğü de oradan gelir. Sevgisiz hiçbir şey olmaz. İşin ucunda sevgi olmazsa ondan bir şey çıkmaz."
"Sevda bir camiaya, bir kulübe, bir büyük isme... Esas sevdalandığınız sarı kırmızıdır, kulüptür. Kırgınlık kişilere olur, camialara, renklere olmaz. Onlar da zaten zaman içerisinde ayıklanır. Zaman ayıklar."
Fenerbahçe'ye transferi sonrasında sosyal medya hesaplarından fotoğrafları silen Kerem Aktürkoğlu ile ilgili Fatih Terim şunları söyledi: Kerem'in Benfica'ya transferi çok doğru. Dünyanın en büyüklerinden biri. Bir grubu sevindirdi hareketi, bir hareketi üzdü. Gençler hata yapacak. Olağanüstü bir hal aldı. Burada tercihlere saygı duymak lazım. Kerem Galatasaray'a faydalı oldu mu oldu, şampiyonluklara katkı sağladı mı sağladı, para kazandırdı mı kazandırdı. Kaça alındığını ben biliyorum. Bunu kan davasına getirmemek lazım. Ben silmedi mi, evet. Ben Galatasaray daha önemli dedim. Kerem beni aradı. Gençler hata yapacak, bizler affedeceğiz. Doğru yolu göstereceğiz. Yoksa kan gövdeyi götürür. Hepimiz zaten biraz gerginiz. Bu kin düşmanlığı bırakmalı.
"Kerem çok yetenekli. Onu kazandırdık biz. Çok da yetenekli diyorum bir daha. Muhakkak ki son olaylar belki herkesi biraz gerdi ama olaya teknik açıdan bakınca... İçeride sirkülasyonu yaparsak yanlış yabancıya gitmeyiz. Fenerbahçe'ye, Beşiktaş'a, Trabzonspor'a vermediğim oyuncu yok. En son Serdar Aziz verdim. Ben eğer oynatmayı düşünmüyor isem, memnun değil isem neden önünü kesiyorum. 'Buraya gider iyi oynarsa...' diye felsefe olabilir mi? Kulübün parasını ziyan edeceksiniz, adamı da oynatmayacaksınız! O da eksiğini gidermek için dışarıya bakacak. 4 büyükler kendi arasında bu sirkülasyonu sağlamalı."
"Aidiyet şu... Çok sevdiğim Selim Soydan Ağabey. Şadan Kalkavan. İkisini de çok severim. Muhteşem bir deklarasyon yayınladım. Kendilerine tekliften sonra 'Çabuk hayır demem lazım ki kendime olan saygımı kaybetmeyeyim' dedim. 'Sizi çok seviyorum, sayıyorum' dedim. Ben Fenerbahçe efsanesi Alpaslan ile 5 sene aynı evi paylaştım. Ben bu aidiyeti çok önemsiyorum. Kimse Metin Oktay, Fatih Terim, Ahmet Mehmet olmuyor. Teoriyle pratik çok farklıdır. Bazı arkadaşlar teorisyendir ama pratiği yoktur, başarılı olamazsınız. Birçok şeye ben hayır dedim.
Mesela Netzer. Beni milli maçta beğendi, Hamburg'a gidiyordum. Bir çıktım sahaya fişekler atıldı, Fatih diye tezahüratlar yapıldı. Bir yere gitme imkanım kalmadı. Hiç düşünmedik. Yolumuza devam ettik. Ben Galatasaray'a futbolcu olarak gelince başka takıma gitmedim. Türkiye'de Galatasaray'dan sonra başka takım çalıştırmadım. İnsan onur duyar, gurur duyuyorum."
"Futbolcuyken Galatasaray ile lig şampiyonu olamamak yaradır. Demek öyle bir yaraymış ki her tarafı hallederek acısını çıkardım. Bir karar verdim ve futbolu bıraktım. Derwall benle 3 ay konuşmadı, daha çok erken diye. Arkadaşım kalmadı kampta. 30 yaş çok genç bir yaştı. Ben 16 yaşımda a takımdaydım, 17 yaşımda 40 maç oynadım. Milli takımda, Galatasaray'da kaptan oldum. İnsanlar 'daha yeter artık' dedi. Merve yeni doğmuştu, onu da göremiyorum, arkadaşım da kalmadı yeter dedim. 31 yaşında papaz futbolcu diyorlardı. 32 yaşımda Ankaragücü'ne teknik direktör olduğumda benden büyük futbolcu vardı."
"Ağlıyorum, çocuğum… Arkadaşlarım “Baban sakat” diye dalga geçiyor. Bir gün beni oturttu “Bak ben hiç üzülüyor muyum? Herkes kadar güçlüyüm” dedi. Pozantı çok kar alan bir yerdi. Babam da çocukken o zaman bastonuyla koşarken kara saplanıyor ve çıkmıyor. Ağlıyor babam... Rahmetli babaannem “Noldu Talo?” diyor, babamı oturtuyor. Arkadaşlarını gösteriyor, bir tane kız çocuğunu işaret ediyor ve onun neyi var diye soruyor. Babam da “Onun gözleri görmüyor” diyor. O zaman diyor, şükredeceksin.
O, benim aklımdan hiç çıkmadı. Beterin beteri var. Ben her düştüğümde kalktım çok şükür. Hayatta her şey güllük gülistanlık değil. Dolayısıyla bana buradaki mücadeleler çok basit geliyor. Hayat böyle bir şey, isyan etmeyeceksin, beteri var. Empatiyle önce babam tanıştı, sonra beni tanıştırdı. Kolay değil, bir ayağı sakatken memur oldu babam. Bana soruyorlar idolün kim diye, aramaya gerek yok; babam önümde duruyor hep."
"Şöhret varlığı önemli ama yokluğu da önemli. Pozitif anlamda yani. Herhangi bir yaşam alanı bırakılmadığı zaman zorlukları var. Bugün herkes şöhret olmak ister, şükretmek lazım olduğumuz için. Ayrıcalıklı muamele görürsünüz ama bazen tam karşıtı vardır, onlarla başa çıkmak gerekir. Şöhretin birini ziyan etme ihtimali vardır yüzde yüz. Biz ona son zamanlarda Zeus sendromu diyoruz, en azından psikolojide öyle. Zaman zaman hepimiz bu sendroma uğradık. Bundan idare etmemek, yönetmek gerekir. Sizi tepetaklak edebilir. O cümleyi de değiştirmek lazım, 'idareci', idare eden, vaziyet eden demektir. Yönetmek gerekir. Şöhreti doğal yaşamak, tehlikelerden korur. Eğer bir şey yapmışsanız bir şeysiniz. Hiçbir şey yapmamışsanız hiçbir şeysiniz. Hiçbir şey yapmayıp şöhret olunca sıkıntı demektir."









