11.04.2026 - 10:30 | Son Güncellenme:
Spor Servisi
Geçen sezon Süper Lig'i 3. sırada bitiren Samsunspor'u bu sezon Avrupa'ya götüren Reis görevde kaldığı sürede yüksek performansla dikkatleri çekmişti. Geçtiğimiz aylarda gelen üst üste kötü sonuçların ardından Alman teknik adam ile yollar ayrılırken Reis, Bild'e açıklamalarda bulundu.
Reis'in sözleri şu şekilde:
Türkiye’ye dönüşü asla ihtimal dışı görmem. Köklü geçmişi olan, fanatik taraftarlara sahip, tribünleri dolu, her zaman hareketli kulüpler beni cezbediyor. İstanbul’un üç büyük kulübünden birini, yani Galatasaray, Fenerbahçe ya da Beşiktaş’ı çalıştırmak harika olurdu. Genel olarak her seçeneğe açığım ama şu an için önceliğim Almanya’da bir görev almak.
Samsunspor’da Antalyaspor deplasmanından döndükten kısa süre sonra, öncesinde hiçbir iletişim kurulmadan bana görevime son verildiği söylendi. 2024 yazından beri birlikte çalışıyorduk ve bana göre çoğunlukla güzel ve başarılı bir dönem geçirmiştik. Böyle bir sonu onurlu bir yaklaşım olarak görmüyorum. Bu durum beni gerçekten hayal kırıklığına uğrattı. Medyadan, ocak ayında kulüpten hemen ayrılmak istediğimin iddia edildiğini öğrendim. Ama bu doğru değildi.
Sezon sonunda ayrılacağımı açıkladıktan sonra bazı şeylerin değiştiğini hissettim. O andan sonra, yaz gelmeden önce bir şeyler olur mu diye zaman zaman düşündüm. Ama onun dışında Samsun’daki görevim boyunca görevden alınma korkusuyla yaşamadım. Zaten bunu yapamazsınız, yoksa tükenirsiniz ve işinize odaklanamazsınız. Bu konuda bana en çok yardımcı olan şey ise Türkiye’de insanların bana gösterdiği sevgiydi. Kendimi orada çok iyi hissettim ve büyük destek gördüm.
Türkçe öğrenmeye başlamıştım ama açıkçası marşı söyleyebilecek kadar dil bilgim henüz yeterli değildi. Ama marş sırasında özellikle dimdik durmaya ve o ana saygı göstermeye dikkat ettim. Kolları kavuşturup ya da zihnen başka yerde olarak durmak istemedim. Zamanla marşı gerçekten heyecanla bekler hale geldim. Çünkü müthiş bir şeydi! Kulüpler arasındaki rekabet ne kadar büyük olursa olsun, milli marş çaldığı anda statta herkes hep bir ağızdan söylüyordu. En küçük seremoni çocukları bile... O anda herkes ülkesi için birleşiyordu. Her seferinde çok duygusal bir andı. Bunu özleyeceğim.




