28.10.2025 - 07:01 | Son Güncellenme:
Fenerbahçe, Süper Lig'in 10. haftasında deplasmanda Gaziantep FK'yı 4-0 mağlup etti. Sarı lacivertlilerde goller Youssef En-Nesyri (2) ve Anderson Talisca'dan (2) geldi. Galibiyeti Milliyet Gazetesi yazarı Halil Özer değerlendirdi.
HALİL ÖZER: TEDESCO ETKİSİ (MİLLİYET)
Fenerbahçe’de Tedesco farkı her geçen gün kendini gösterirken, sarı-lacivertliler en zorlu deplasmandan dört farklı galibiyetle İstanbul’a geri dönüyor.
Acaba Ali Koç yönetimi sezon başında Mou ile devam etmek yerine Tedesco’yu getirseydi ne olurdu? Adam ne kadar kaliteli bir hoca olduğunu her geçen hafta bize biraz daha kanıtlıyor. Daha 3 hafta önce bu adam için “hemen kovun” yazıyordum. Şimdi neler yazıyorum. Neymiş beklemek lazımmış.
Şimdi son üç maça bakıyorum; Karagümrük maçında rakibin tek şutu gol olmuştu. Onun dışında pozisyon vermemişti Fenerbahçe.

Keza Stuttgart maçı. Alman liginin üst sıralarında yer alan bir takım, Fenerbahçe kalesine doğru dürüst bir şut bile atamamıştı. Ederson belki de Manchester City dahil en rahat Avrupa kupası maçlarından birisini oynamıştı.
Ve Gaziantepspor maçına geliyoruz. Son haftaların en başarılı takımı Gaziantep, 18 çizgisi içine bile giremeden ilk yarı bitti. Tabii bunun nedeni Tedesco’nun doğru on biri bulması. Kalede Ederson’un verdiği güven. Alvarez katkısı. İsmail’in rahatlaması. Asessio’nun yumuşak ayağı çok önemli. Önde Kerem ve En Nesyri ile yapılan baskının rakibi bunalıma sokması ve yine disiplinin hep ön planda olması. Ayrıca top rakipteyken Fenerbahçe on birinin mümkün olduğunca topun arkasına geçip kalabalıklaşması da çok önemli. Tüm bunların yanında En Nesyri’nin özellikle Stuttgart maçında gol atmamasına rağmen oynadığı futbolla yeniden morallenmesi Gaziantepspor maçına damga vurdu. Eğer bir pozisyonda kafayı iyi vurabilse daha ilk yarıda hat-trick bile yapabilirdi.

İkinci yarı çok farklı olmadı. Ev sahibi takım sadece 5 ile 10 dakika baskı yaptı. Ancak Ederson ve tecrübeli savunma bu dakikaları kolaylıkla önledi. Daha sonra Beşiktaş maçını da düşünen Tedesco İsmail hariç sarı kartlı oyuncuları oyundan aldı ve taze kuvvetlerle maçı yeniden kendi lehine çevirdi.
Talisca’nın iki şahane golü görülmeye değerdi. Tabii bir de Burak’ın kurtardıkları var
Bu karşılaşmada Fenerbahçe’nin en önemli adamı yine İsmail’di. Adam her yerde. Hücumda savunmada. Gol kurtarıyor, asist yapıyor, orta alanda rakibe basıyor, önde baskı yapıyor. Bir orta alan futbolcusu daha ne yapabilir? Çocukta her şey var.
Sonuç olarak Fenerbahçe iyi ve disiplinli futbolu ile yükselişini sürdürüyor.
MERT AYDIN: STUTTGART MAÇI BİTMEMİŞ GİBİYDİ (MİLLİYET)
Normal bir ülkede oynanmayacak bir maçtı bu. Bıraktım geçmiş sezonları, bu sezon şu ana kadar şaibeli hakemler kaç maç yönetti? Adı geçmeyenlerden kaçı bu arkadaşlarına yardım ve yataklık yaptı? Bunlar ortaya çıkmadan, at izi it izine bu kadar karışmışken ligi oynatmak ne demek?
Maça dönmek zorundayız bu yazıda. Fenerbahçe takımı sanki Stuttgart maçını bitirmemiş gibiydi. Önde zaman zaman 5-6 kişiyle yaptıkları pres, sezonun en iyi takımlarından birine karşı 22 dakikada 2 gol getirdi. Gaziantep’in kendi oyununu oynama isteği bu presin arasında eridi.
Bu presin ve dikine pas oyununun yanında Tedesco’nun sisteminin getirdiği sertlik de önemli. Alvarez ve İsmail duvarından sıyrılanlar Skriniar’a tosluyor. İlk yarıda bu oyun 2 gol ve 3-4 net pozisyon getirdi.

İkinci yarının başındaki Gaziantep baskısına hemen değişikliklerle müdahale etti Tedesco. Genelde 65-70’lere kadar bekleyen hocalara alışmıştı halbuki Fenerbahçeliler.
Asensio çok önemli futbolcu. Daha tam hazır değil. Ama top doğru yerde ayağına geldiğinde asist yapıyor, gol pozisyonuna giriyor. Kerem, bu maçta iyi niyetine rağmen son tercihlerinde sıkıntı yaşadı.
İSMAİL HAKİKATEN RAKİBE NEFES ALDIRMIYOR
İsmail hakikaten rakibe nefes aldırmıyor. Onun da pas tercihleri düzelirse seviye atlayacak. Ama Fenerbahçe, bu presi yapıyorsa onun rolü çok büyük.
Tedesco’nun sisteminde En Nesyri sıkıntı yaşıyordu. Devamlı orta yapılmayan bir oyunda arkaya daha fazla koşu yapması gerekiyordu. Bu maçta attığı gollerle 3 puana imza attı. Küsmemesi ve gol arayışını sürdürmesi çok önemli.
Tekrar yazının başına dönelim. Bu yazı yazıldığı sırada henüz malum hakemlerin isimleri açıklanmamıştı. Sadece bu isimler mi var? Bir çete mi var? Bu isimlerin ortak çalıştığı başka hakemler ve futbolcular hatta yöneticiler var mı? Bu hakemleri maçlara atayanlar işin içinde mi? Sorular bitmiyor ama nedense sezon devam ediyor.
SERKAN AKCAN: İNCE İŞÇİLİK (FANATİK)
Gaziantep FK, Burak Yılmaz geldikten sonra topa en çok sahip olan 3. takım, rakip ceza sahasında en çok topla buluşan 3 takımdan biri ve maç başına 17 şutla en çok şut çeken ekip olmuştu. Burak hocayla birlikte bir topa sahip olma oyunu oynuyorlar ve rakiplerinin birçoğunu domine ediyorlardı. Tedesco, Stutgart maçının sonrasında sadece aynı 11’le başlamadı, benzer bir taktikle topu rakibine bırakarak bire bir baskıyı sahanın her bölgesinde futbolcularına yaptırarak topu değil maçın momentumunu talep etti. Bu talebi ilk dakikadan itibaren karşılık buldu. Çünkü En-Nesyri, Kerem ve Nene’nin ön alanda stoperlere yaptıkları baskı Gaziantep’in oyun kurulumunu bozarken, Alvarez ile İİsmail oyunu öne doğru baskıyla daralttı.

EN NESYRI'NİN İŞTAHI
Fenerbahçe’de tüm takım disiplini kaybetmeden 45 dakika boyunca bütüncül bir baskı uygulayarak bu sezonun en etkili ilk yarılarından birini oynamayı başardı. En-Nesyri’nin attığı 2 gol, bu oyunun hediyesiydi elbette ama Faslı santrforun iştahı ve son dönemde maruz kaldığı baskı da bu performansta pay sahibiydi. Fenerbahçe için Gençlerbirliği ve özellikle Karagümrük maçlarının ikinci yarılarındaki enerji düşüşleri düşünüldüğünde Tedesco’nun Gaziantep deplasmanındaki ikinci 45 dakikayı harika yönettiğinin altını çizmek gerekir.
TEDESCO SEYİRCİ KALMADI
Devrenin başlangıç düdüğüyle Gaziantep topu alıp oynamaya başladığında Tedesco seyirci kalmadı. Önce Oğuz ile Fred’i oyuna atıp peşinden enerjiyi eşitlemek için Szymanski ve Levent’i sahaya sürdü. Tüm bunları 15 dakikanın içinde yaptı ve rakibin tempoyu yükseltmesine hiç müsaade etmedi. Dün gecenin gizli kahramanı yine İsmail’di. Talisca oyuna girdikten sonra iki gol birden atarak belki dikkat çekici bir resital sunmuş olabilir. Ancak 90 dakikanın tamamında bu kadar yüksek eforla, bu kadar iyi oynamak İsmail’in yıldızını daha da parlattı.