Galatasaray çok büyük bir kulüp... 30 milyon taraftarı var. Bu taraftar, takımının hep başarılı olmasını ister. Sahada bütün futbolcuların ölesiye mücadele etmesinden gurur duyar.
Şimdi gelinen noktada büyük resme bakıyorum, maalesef o koca Galatasaray Kulübü, yurt dışında ve yurt içinde hiçbir rakibini korkutamıyor, ürkütemiyor. Küme düşmeye aday takımlar bile sarı-kırmızılı takımdan puan alabiliyor. Bunun sebebi nedir bilemiyorum. Benim şu anda gördüğüm takım, rakipleri kadar çabuk değil. Karşı taraf hatasız oynarken, maalesef futbolcular umulmadık şekilde üst üste hatalar yapıp, taraftarın psikolojisini bozuyorlar.
Oyun anlayışına baktığımız zaman herkes daha fazlasını bekliyor. Bu nasıl düzelir bir de ona gelelim...
Transfer yaparak takım kendine gelir mi? Kesinlikle düzelmez. Önce futbol anlayışının değişmesinin gerektiğini düşünüyorum.
Kafama takılan en önemli konu ise Marcao için övgülerde bulunmadık mı, 30 milyon eurodan aşağı satılmaz demedik mi?
Aynı şekilde bu çocuk savaşçı demedik mi? Peki şimdi ne oldu? Her maç biraz daha geriye gidiyorlar. Bunun sebebi ne? Tabii ki ben bilemem.
Mustafa Muhammed... Mısır’dan transfer edildiği zaman her pozisyonda topa vurup gol atıyordu. Peki şimdi ne değişti? Neden toparlanamıyor. Gerçekten bu saydığım isimlerin performansı kafama çok takılıyor. Orta saha yol geçen hanı gibi... Biraz pres görünce dağılıp pas hataları başlıyor, top kaptırmalar oluyor. Bunların birçoğu da Galatasaray kalesinde gol ile sonuçlanıyor.
Ben büyük fotoğrafta bunları görüyorum. Herkes farklı düşünebilir, takımı farklı görebilir. Ama ne yalan söyleyeyim ümitsizliğe kapılıyorum.
Hele PSV’nin futbolunu gördükten sonra skor önemli değil, biz neden böyle oynayamıyoruz deyip boynumuzu büküyoruz. Bilemiyorum; Fatih Terim stratejisini mi değiştirecek, farklı şeyler mi deneyecek? O kendi bileceği iş. Ama bu futbolla, bu tempoyla Galatasaray’ın yeni sezonda başarılı olabileceğini düşünmüyorum.
Başkan Burak Elmas, büyük bir destekle geldi. Samimiyetinden de kimsenin şüphesi yok. Hatta hepimiz, gelecek 20 senenin başkanı diye görüşlerimizi yazıyoruz. Ama bir gerçek var, 30 milyon taraftar kesinlikle borçmuş, kulübün durumuymuş, bunu anlamaz. Sadece ve sadece sportif başarı ister. Bilemiyorum gördüğüm kadarıyla başkanın da çok başı ağrıyacak. Yeni bir strateji belirlemesi lazım.
Ben gerçekten kendisinin başarılı olmasını isterim. Fakat şu anda Galatasaray’da her şey flu görünüyor.
Dilerim taraftarın desteği kesilmeden devam eder. Şu sıkıntılı, eleştirisi bol olan süreç bir an önce atlatılır.

Transfer kavgası hiç yakışmıyor

Transfer sezonu açıldığı günden beri sürekli üç tane futbolcunun ismi geçiyor. Valentin Rosier, Gedson Fernandes ve Rachid Ghezzal... Galatasaray, Beşiktaş’ın talip olduğu futbolcuları alacakmış, siyah-beyazlılar da bunun üzerine Gedson Fernandes’e teklif yapmış.
Bana o kadar saçma geliyor ki... Kulüplerin mali durumları belli. Ne yapacaklar bu durumda? Ghezzal’a ya da Fernandes’e astronomik paralar mı verecekler? Böyle bir güçleri var mı? Yakışıyor mu iki güzide kulübün futbolcu transferi için birbirini hırpalamasına... Ben bu durumu şahsen içime sindiremiyorum.
Avrupalı kulüplere karşı birleşip mücadele edeceğimiz yerde, adamlara kıyak yapmak için uğraşıyoruz, daha çok para kazanmalarını sağlıyoruz. Sanki bu transferler gelirse, her iki kulüp de uçacak. Dilerim daha fazla birbirlerini yıpratmadan Gedson, Rosier ile Ghezzal’ın durumları netleşir.

Vitor Pereira başarılı olacak

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, yabancı hoca arayışlarını uzun bir süre sürdürdü. Sonunda da Vitor Pereira ile anlaşarak takımı teslim etti. Tabii ki bu hamleyi birçok kişi eleştirdi.
Pereira, Türkiye’yi, Fenerbahçe’yi tanıyan, hırslı bir hoca...
Her şeyden önce genç, dinamik... Antrenmanlarda futbolcuların pestilini çıkarıyor. Süper Lig’i bildiği için ben Pereira’nın bu kadroyla ikinci macerasında başarılı olacağını düşünüyorum. Fenerbahçe’nin bir golcü haricinde başka transfere de ihtiyacı yok.
Portekizli hocanın hazırlık maçlarında gördüğümüz gibi takımına tempolu, hırslı futbol oynatacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.