Geri Dön

Şansal Büyüka: Bu yapı kitap olur

TFF'nin alt kadrolarındaki, gerek idari, gerek teknik kadrolara bakın; neredeyse torpilsiz, hatır-gönülsüz tek adam bulamazsınız. Herkesin bir arkası var. Futbolu, futbol adamları yönetmeli... TFF Yönetimi futbol adamlarından oluşmalı... Bu yapı kurulmadıkça, bu kafalar değişmedikçe başkanlar değişir, futbol de-ğiş-mez.

Şansal Büyüka: Bu yapı kitap olur

ŞANSAL BÜYÜKA İLE DOBRA DOBRA

Türk futbolunda son günlerin gündemi Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir'in görevi bırakacağı iddiaları... Nihat Abi bunu yalanladı. Aslında Türk futbolunda "kafalar değişmedikçe", başkanlar değişse de hiçbir şey değişmez. Her şey daha kötü olur, daha iyi olmaz. Önce kafalar değişecek. Sonra TFF'nin yapısı değişecek.
Gözlükleri çıkaralım, TFF'nin 15 üyeden oluşan yönetim kuruluna bakalım;
* Kulüpçülük var mı; var...
* Bölgecilik var mı; var...
* Siyaset var mı; var...
Kulüpçülük: Federasyon yönetimi oluşurken, dört büyük kulüpten birer "başkanvekili" alınıyor. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzon’dan... Üstelik bağlı oldukları kulüplerin onayı alınarak...
Bu ülke, Futbol Federasyonu Başkanvekili iken, gönül verdiği kulübün transfer görüşmesine giren üyeleri gördü. Başkanvekilleri sanki Türk futbolunu yönetmek, hizmet etmek, geliştirmekten çok, kulüplerinin hakkını korumak ve kollamakla görevli olduklarını sanıyorlar. Kulüp camiaları da maalesef kendilerinden bunu bekliyor. Ayrıca gücü olan kulüpler, istediklerini yapacak isimleri de yönetime sokmaya çalışıyorlar. Nihat Abi federasyonunda bile böyle bir-iki isim var.
Bölgecilik: Zamanın ruhuna ve gücüne göre TFF Yönetimi'nde bazı bölgelerin insanları daha çok alınıyor. Hemşehrilik duyguları, bölgesel dayanışma, bölgenin takımlarına sahip çıkma, Türk futboluna hizmet etmenin ve geliştirmenin önüne geçiyor.
Siyaset: Bugün Nihat Abi federasyonunda siyasetin işaret ettiği isimler var. Dün de vardı, bugün de var. Herkes biliyor. Ne yapıyor bu isimler? Türk futboluna nasıl bir katkı sunuyorlar? "Hizmet" mi, yoksa "etiket" için mi TFF’deler?
Aslında TFF'nin yapısı kitap olur. TFF'nin alt kadrolarındaki, gerek idari, gerek teknik kadrolara bakın; neredeyse torpilsiz, hatır-gönülsüz tek adam bulamazsınız. Herkesin bir arkası var.
Futbolu, futbol adamları yönetmeli... TFF Yönetimi futbol adamlarından oluşmalı... Kulüpçülük ve bölgecilik duygularından etkilenmeyen, tarafsız ve "adil" kalmaya özen gösteren, camiaların baskısından çekinmeyen, hatır-gönüle prim vermeyen, futbolun gelişimi için radikal kararlar verip fikir üretebilen futbol adamlarına...
Bu yapı kurulmadıkça, bu kafalar değişmedikçe başkanlar değişir, futbol de-ğiş-mez... Hatta bir adım ileri gitmez. Daha kötü olur, daha iyi olmaz.

MHK işine hakim değil

Trabzonspor'un 5 kritik maçını Ali Palabıyık yönetti. Diyelim ki MHK kötü niyetli değil, maksatlı değil... Ama en azından titiz değilsin, duyarlı değilsin, işine hakim değilsin, ne yaptığının farkında değilsin

Türkiye'de bir hakem kararında birleşme şansımız hiç yok. Çünkü herkes, kendine avantaj sağlayan hakem kararına "doğru" diyor. Eğer aleyhine bir hakem kararı varsa, "doğruluğuna" asla inanmıyor. Taraftar neyi istiyorsa, onun gerçek olduğuna inanıyor. Bu bakımdan hakem tartışması bitmez.
Ama göz göre göre yanlış yapılan işler var. Bu sezona bakalım;
Trabzon- Galatasaray maçını kim yönetti?: Ali Palabıyık...
Trabzon-Beşiktaş maçını kim yönetti?: Ali Palabıyık...
Başakşehir - Trabzon maçını kim yönetti?: Ali Palabıyık...
Trabzon - Fenerbahçe maçını kim yönetti?: Ali Palabıyık...
Hepsi bu sezonun maçları... Ey MHK, diyelim ki kötü niyetli değilsin, maksatlı değilsin, kabul... Ama en azından titiz değilsin, duyarlı değilsin, işine hakim değilsin, ne yaptığının farkında değilsin...

Trabzonspor'daki 5 radikal karar

Trabzonspor, zirvenin en iddialı takımlarından biri haline gelirken önemli adımlar attı. Bana göre bu adımlar arasında yürek, cesaret ve akıl isteyen, radikal ilk beş kararı şöyle sıralarım:
1. Trabzonspor camiasının ve futbol dünyasının, "dudak bükmesine" rağmen Ünal Karaman'ın teknik direktörlüğe getirilmesi...
2. Ünal Hoca'nın ister sıkıntıdan, ister tercih olarak gençlere yönelmesine tam destek verilmesi...
3. Malatya'da alınan 5-0'lık yenilginin ardından kellesi istenen Ünal Karaman'ın arkasında ısrarla durulması...
4. Takımın en önemli, en "Baba" iki ismi kaleci Onur Kıvrak ve büyük golcü Burak Yılmaz’ın gönderilmesine "onay" verilmesi...
5. Ünal Hoca'nın gidişinden sonra yardımcısı Hüseyin Çimşir’in göreve getirilmesi (karar için henüz erken ama)...

Allah'tan Sergen Yalçın gerçekçi

Beşiktaş ve Sergen Yalçın için hayırlı olsun. Baba ile evladın buluşması gerçekleşti. Umarım iki taraf için de her şey çok güzel olur. Sergen Yalçın'ın özgür tavırlarını, gerçekçiliğini severim, beğenirim.
İlk maçında Beşiktaş, Rize karşısında çok da iyi oynamasa bile kazanmayı başardı. Ertesi günü baktım, gazetelerde "Beşiktaş uçtu... Beşiktaş kaçtı... Beşiktaş'ta Sergen fırtınası" gibi başlıklar...
Allah'tan Sergen Yalçın gerçekçi... Ayakları yere basıyor. Gazete başlıkları uçarken, Sergen Yalçın "Kazanmak çok önemliydi, onu başardık" dedi.

Biraz saygı!

Sergen Yalçın, sadece Sergen Yalçın değil... Beşiktaş takımının teknik direktörü Sergen Yalçın... Bakıyorum, gazetelerde, televizyonlarda hep "Sergen" diye seslenmeler, hitap etmeler... Ya Sergen Yalçın demeliyiz ya da Sergen Hoca... İnsana saygı, koltuğa saygı, koca Beşiktaş Kulübü'ne saygı bunu gerektiriyor.

Önemli ayrıntı

Sergen Yalçın dikkatimi çekti. Oyundan çıkardığı futbolcular kulübeye gelirken, kendisi değil, yardımcıları karşılıyor. Sergen Yalçın muhatap olmuyor. Bu çok iyi bir uygulama... Çıkan oyuncu tepkili olur, sinirli, gergin olur ve hocanın otoritesini sarsacak bir davranışta bulunabilir. Ayrıntı deyip geçmeyin... Hocanın otoritesi ve takımın uyumu adına çok önemli...

Ya bulamadı ya alamadı

Fenerbahçe, kaybettiği maçlar da dahil, tüm istatistiklerde, özellikle şut sayılarında rakiplerine belki de ikiye katlıyor. Buna rağmen puan kaybediyor, maç kaybediyor.
Fenerbahçe'nin müthiş bir Vedat Muriç'i var. Koşuyor, çalışıyor, kendini parçalıyor. Orta alana geliyor, savaşıyor, savunmaya geliyor top çıkarıyor. Bütün bunlarla saygıyı çok hak ediyor.
Vedat Muriç'e rağmen Fenerbahçe'ye ceza alanı çevresinde ve içinde "vurduğu gol olan" bir santrfor lazımdı. Biraz parasızlıktan, çokça Comolli kandırmacasından Fenerbahçe bu golcüyü ya bulamadı, ya alamadı. Şimdi faturasını ödüyor.

En iyi final yapan takım

Türk futbolunun, daha doğrusu Süper Lig'in en iyi, en etkili "final yapan" takımı Galatasaray... Özellikle ligin son haftalarında zirve için yarışıp o yarışı kaybeden Galatasaray’ı neredeyse hiç görmedik. Ya erken havlu atıyor ya da yarışı önde tamamlıyor.
Galatasaray 21. haftaya girerken, zirve yarışının gerilerinde olsa bile, bu özellikleriyle, hocasıyla, kadrosuyla "son düzlüğe" kafa kafaya, belki de önde girecek gibi görünüyor. Son yılların alışkanlığı bu...

Günay destan yazdı

Gözden kaçmasın, Fenerbahçe'ye karşı "büyük oynayan" Trabzonspor kalecisi Uğurcan'ın gölgesinde kalmasın. Gaziantep’in lider Sivas'a "beş" gol attığı maçta kalecisi Günay destan yazdı.
Ben bir kalecinin 10 saniye gibi çok kısa bir sürede, yatıp kalkıp kalesine gitmekte olan üç şutu karşıladığına ilk defa tanık oldum. Maçın 62. dakikasında Sivas forvetleri ile Günay arasında adeta bir savaş yaşandı.
Sivas hücumcuları, Gaziantep kalesine 3 füze gönderdi. Bu üç füzeyi de kaleci Günay sadece 10 saniye gibi çok kısa bir sürede yatıp, kalkıp, yeniden karşılayıp bertaraf etti.
Çok seri kurtarışlar gördüm, yıllardır böylesine ilk defa tanık oluyorum.

Sinan Engin'e katılmıyorum

Sinan Engin, Beyaz TV’de cumartesi programında, "Fenerbahçe'nin güçlü bir medyası var" dedi. Ben sevgili kardeşim Sinan Engin'e katılmıyorum. Bu sene medyada Fenerbahçe kadar hırpalanan, dayak yiyen ikinci bir kulüp yok.

Ne yapalım böyle VAR'ı!

Başımıza bir de "Gri pozisyon" çıktı. VAR, protokol gereği ancak "Siyah ile beyaz" kadar net olan pozisyonlarda hakemi uyarıyor, tartışılan pozisyonlar için uyarmıyor. Siyah ile beyaz kadar net olan pozisyonlarda VAR'a ne gerek var? Bu kadar açık pozisyonları zaten hakemin görmesi gerekiyor. Aslında önemli olan, "gri" pozisyonlar... Herkesin tartıştığı, karar veremediği pozisyonlar... Orada da VAR devreye girmiyor. Ne yapayım o zaman VAR’ı...

Kim bu Maxim?

Gaziantep, lider Sivasspor’a tam 5 gol atarken, yeni transfer Alexandru Maxim, attığı iki gol, yaptığı bir asist ve ortaya koyduğu futbolla maça ve haftaya damgasını vurdu. Kim bu Maxim, Gaziantep nereden buldu?
* Maxim, Almanya'nın Mainz takımından kiralandı.
* Bu sezon çok fazla süre alma şansı bulamadı.
* Ayağı çok düzgün, çok kaliteli şutları var.
* Biraz eski model, klasik bir 10 numara...
* İzlenmesi keyif veren bir futbolcu...
* Romanya Milli Takımı ile birlikte 2020 finallerine gitmeye hazırlanıyor.

Başakşehir'deki büyük değişim

Başakşehir, geçen sezon 20. hafta sonunda 10 gol yemişti ve Avrupa liglerinin en az gol yiyen bir-iki takımından biriydi. Başakşehir bu sezon 20. hafta sonunda kalesinde 21 gol gördü. Geçen sezon maç başına 0.5 golden, bu sezon maç başına 1’in üstüne çıkan bir gol ortalamasına...
Başakşehir'in yediği gollerde görüldüğü gibi % 100 artış var. Rakiplerine verdiği maç başı pozisyon sayısı da bir hayli kabarık... Neden acaba?

Şampiyonluk yükü ve psikolojisi

Şampiyonluk yükünü, heyecanını ve gerilimini taşımak kolay olsa, Başakşehir geçen sezon ligin bitimine 5 hafta kala 8 puan öndeyken bu şampiyonluğu kaptırmazdı.
Son iki haftadaki Sivas takımında bu heyecan, gerilim ve özellikle yük, çok açık görülüyor. Futbolcuların omuzlarında tonlarca yük, ayaklarında pranga var gibi... Sanki Mert Hakan başta, sinir sistemleri de eskisi kadar sakin ve sağlam değil...
Şampiyonluk yolunda rakiplerden önce bu psikolojiyi yenmek ve bu yükü taşıyabilmek lazım...

Skuletic iş yapar mı?

* Sivas ara transferde, geçmiş yıllarda Gençlerbirliği'nde oynayan ve ağırlığı yüzünden dikiş tutturamayan Skuletic‘i aldı. Bu ağırlıkla Sivas'ta iş yapar mı acaba?
* Edin Visca oynarsa, Başakşehir oynuyor. Buna son Gençlerbirliği maçında bir kez daha inandım.
* Başakşehir'in golcüsü Crivelli, ağır ve hantal gibi görünen o vücut yapısına rağmen nasıl bu kadar hızlı ve hareketli olabiliyor, inanılır gibi değil...
* Gaziantep’e deplasmana giden her hoca, teknik direktör Sumudica'dan şikayet ediyor. Sumudica buna ne der acaba? Her hoca şikayetçi olduğuna göre, Sumudica bir özeleştiri yapmayı düşünür mü?
* Rizespor savunmadan çıkarken ne kadar riskli oynuyor, ne kadar çok top kaybediyor.
* Malatyalı Bifouma'nın bir "cambaz" gibi sırtıyla kontrol edip asist yaptığı pozisyonu görmediyseniz, çok şey kaçırdınız demektir.

Başakşehir (xxx)-G.Birliği (xx)
Antalya (xx)-Konya (xxx)
Rizespor (xx)-Beşiktaş (xx)
Trabzonspor(xxx)-F.Bahçe (xxx)
A. Gücü (xx)-K.Paşa (xx)
G.Antep (xxxx)-Sivasspor (x)
Alanyaspor(xxx)-Malatya (x)
G.Saray (xxx)-Kayseri (xx)
Denizli (xx)-Göztepe (xx)

Not : Yıldızlar sonuç - oyun dengesine göre verilmiştir.

HAFTANIN TOP 5 GOLÜ

1. Donk (G.Saray)
2. Maxim (G.Antep-2. golü)
3. Edin Visca (Başakşehir-1. golü)
4. Crivelli (Başakşehir)
5. Feghouli (G.Saray - 1. golü)

Haftanın takımı: Gaziantep, Alanya (10 kişi ile ezilmediği ve kazandığı için)
Şeref kürsüsü: Sörloth, Uğurcan (Trabzonspor), Edin Visca, Crivelli (Başakşehir), Günay, Maxim (Gaziantep)
Haftanın futbolcusu: Ljajiç, Gökhan (Beşiktaş), Bakasetas (Alanya), Feghouli, Mariano (G.Saray), Beto (Göztepe)
Haftanın teknik direktörü: Sumudica (G.Antep), Erol Bulut (Alanya)

Şansal Büyüka: Bu yapı kitap olur

 

 

 

 

 

 

 

 

Kamera arkasını paylaştı! Alica Schmidt...

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet