Şansal Büyüka

Şansal Büyüka

sansal.buyuka@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Fenerbahçe doğru bir on birle ve eski maçlarına oranla çok daha iyi bir başlangıç yaptı. Gustavo’nun kulübeye çekilmesi, Fenerbahçe hücumlarına belli ölçüde bir özgürlük, hız ve hareket getirdi.
Fenerbahçe iyi ve hareketli başladığı oyunda sağ kenardan sayısız orta yaptı. Ancak Gaziantep ceza alanı içine yerden-havadan atılan her ortada Fenerbahçeli oyuncular adeta rakibin arkasına saklandılar. Öne fırlamadılar, hamle yapmadılar, topla buluşmak için öncelik almadılar. Böyle olunca her atağı Gaziantep savunması rahatça kesti.
Buna rağmen saç-baş yolduran iki fırsat kaçtı. Valencia iki metreden, Serdar Aziz bir metreden boş kaleye golü atamadılar. Fenerbahçe yetersiz golcülerin bedelini çok ağır biçimde ödemeye devam ediyor.
Fenerbahçe‘nin hücumda bir yanlışı da; sağ kanattan adeta Gökhan’la, İrfan‘la fazla mesai yaparken, sol kanattan hiç çalışmadı, hiç gelmedi, hiç orta yapmadı. Sol kanat adeta “ense” yaptı.
Fenerbahçe rakibe hücum şansını fazla vermedi. Ama Gaziantep az çıktığında Fenerbahçe‘nin defansif eksikleri “kabak” gibi ortaya çıktı. Çok boş alan bıraktılar, kenarlardan rakibi her defasında kaçırdılar.
Gaziantep özellikle ilk yarıda iki-üç defa gelebildi ama her defasında tehlikeli geldi. Bir de gol buldu. Bu golün iptali kafama takıldı. Gol öncesi Djilobodji yükselirken elleri Szalai‘nin sırtıyla buluştu, bu kabul ama bu buluşma faulü gerektirecek, golü iptal ettirecek sertlikte bir buluşma mıydı? Bu gol çok tartışılır...
İkinci yarıda başka bir maç izledik. Fenerbahçe iki defa öne geçmesine rağmen eski sıkıntılı maçlarına döndü. Öyle ki, son 20 dakikayı takım halinde savunma yaparak geçirdi. İşin ilginci, Gaziantep inanılması mümkün olmayan üç fırsatı kaçırdı, Fenerbahçe baskıyı yerken son dakikalarda olsa da bir hızlı hücumla maçı sağlama alan golü attı.
İlk yarı golsüz bitmiş olsa bile Fenerbahçe adına “iyiye giden birkaç adım” diye bakabiliriz. İkinci yarıya, özellikle son 20 dakikaya baktığımızda “eski hamam eski tas” değişen bir şey yok. Izdırap-sıkıntı, telaş-panik dizboyu...
VAR kararıyla verilen Gaziantep frikik golünde kaleci Altay topu çizgide tuttu ama kayarak topla birlikte içeri girdi. Bu takımda bir santrfor oynayacaksa, adam yokluğunda, saç-baş yoldursa bile Valencia oynar. Mert Hakan‘ın ilk on birde yeri var. Yan pas illetine tutulanlardan değil... Öne oynamayı ve kaleyi kollamayı seviyor.
Dikkatinizi çekerim, Szalai’de her geçen maç biraz daha düşüş var. Serdar Aziz deseniz zaten canlı bomba... Caner ile Gökhan arkalarına çok top kaçırdı. İrfan başta, orta saha yoruldu, geri dörtlünün arasına yeteri kadar giremedi. Gaziantep’in aşırı baskısı sırasında Fenerbahçe kalesini savunma değil, “Allah korudu”... Gaziantep‘in kaçırdıklarını gözümün önüne getirdikçe, her mutlak pozisyonda “intihar” ettiler diye düşünüyorum.
Anlamadığım şu: Fenerbahçe öne geçtikten sonra niye savunmaya çekilir? Niye bir gol, bir gol daha atıp sonuca sağlama almayı düşünmez? Bu kadar mı çaresiz, bu kadar mı kırılgan, bu kadar mı dağılgan? Koca Fenerbahçe, bu kadar şiddetli baskıyı nasıl yer?
Real Madrid’le mi oynuyorsunuz kardeşim...