03.10.2026 - 08:20 | Son Güncellenme:
A Milli Futbol Takımı, UEFA Uluslar Ligi A Ligi 1. Grup'taki üçüncü maçında Belçika ile deplasmanda karşılaştı. Milliler maçtan 3-0 mağlup ayrıldı. Belçika'nın gollerini 10. ve 59. dakikalarda De Bruyne ile 76. dakikada Lukaku kaydetti. Karşılaşmayı Milliyet yazarları yazdı.
A LİGİ'NİN AĞIR YÜKÜ - TAYFUN BAYINDIR
A Ligi’nde üst üste gelen üç mağlubiyet derin bir gerçeği yüzümüze çarptı; bu lig mevcut yapımız ve futbol anlayışımızla bize bir kaç beden büyük geldi... Dünya Kupası’ndan bu yana üzerimizden atamadığımız o ölü toprağı sahadaki her adımda ve özellikle yedek bankında kendisini hissettirmeye devam ediyor...
Belçika, gözü kapalı hücumlar yapmadı, oyunu domine etmek gibi bir derde de düşmedi. Hem de evinde seyircisinin önünde oynamasına rağmen... Ancak Kevin De Bruyne faktörü vardı. Tecrübesi, oyun aklı ve kriz anlarındaki liderliğiyle Belçika’nın az ama öz hücum etmesini ve elbette aradığı net sonucu almasını sağladı. Biz ise hücum organizasyonu gibi görünen fakat skora dönüşmeyen beyhude bir eforun ötesine geçemedik.
Milli Takımı özetleyen en net kavram “bal yapmayan arı” çokluğu... Koşuyoruz, topu çeviriyoruz, ciddi biçimde yıpranıyoruz da ama iş üretkenliğe gelince sıfırız... Ana kraliçe konumundaki Arda Güler tek başına çabalamaktan hem oyun kurup hem ceza sahasında gol aramaktan yoruldu. Ona eşlik edecek, yükünü hafifletecek ikinci bir akıl sahada yoktu. Tıpkı İtalya ve Fransa maçlarında olduğu gibi... Arda’nın bu yalnızlığında Kenan Yıldız’ın eksikliğini iliklerimize kadar hissettik... Kenan’ın kenardan getirdiği dinamizm ve birebirdeki cesareti olmadan rakip savunmaları dengesiz yakalamak nerede ise imkansız hale geliyor...
Montella cephesinde sular durulacak gibi değil... Hem kadro tercihleri hem de sistemleri ciddi şekilde tartışmaya açık... İkinci yarıda oyunun kontrolü de top da uzun süre bizim elimize geçti ancak gerçek bir santrfor eksikliğinin getirdiği duvara toslama hali Montella’nın oyun ezberini bir kez daha bize gösterdi.
Topa sahip olmak maç kazandırmıyor. Topu doğru yere doğru zamanda ve doğru isimle buluşturmak kazandırıyor.
A Ligi devlerin arenası... Burada yarım pozisyonları gole çevirenlerle pozisyon üretip final vuruşunu yapamayanlar arasındaki çizgi çok net... Milli Takımın radikal bir özeleştiri yapıp “sistem ve santrfor” düğümünü çözmesi şart... Aksi halde bu ölü toprağını serpmeye devam eder, her maç sonrası benzer senaryoları konuşur dururuz... Özeleştiriyi Montellalı mı, onsuz mu yaparız, onu da eğer kalırlarsa bu TFF yapacaktır artık...

HAYALLER VE PLANLAR - ERBATUR ERGENEKON
Uluslar Ligi’nde A Ligi süreci A Milli Takımımız için yıpratıcı başladı. Önce Fransa ile karşılaştık. Mağlup olduk; ki aslında iyi bir oyun planımız vardı. Yine de geleceğe dair bazı pozitifler çıkarabileceğimizi düşündük. İtalya maçında ise tam anlamıyla bir hayal kırıklığı yaşadık. Esas sorun farklı mağlubiyet değildi; oyunun bize yakışmamasıydı. Kalitemizle sahaya yansıttığımız oyun arasında dağlar kadar fark vardı. Işıltımız eksilmiş gibiydi. Aslında Dünya Kupası’nda başlayan, o süreç boyunca devam eden ve üzerimizden bir türlü atamadığımız olumsuz havanın bir başka yansımasıydı.

Belçika, altın jenerasyon sonrası bir geçiş sürecinde. Efsane ekipten bazı isimlerin hâlâ kadroda olması ise onlara önemli bir avantaj sağlıyor. Nitekim De Bruyne maçın anahtar oyuncusu oldu. Arda Güler’in oyun liderliğinde atak oluşturma anlamında etkili olsak da bitiricilik sorunu yaşadık ve rakibe birçok pozisyon verdik. Günün sonunda yine yetersiz kalan bir senaryo gözlemledik. Bu seviyeye çıktıktan sonra hem savunma hem de hücum anlamında bu kadar zaaf yaşamamız kabullenmememiz gereken bir durum.
Elbette bu maçlarda denemeler olacak. Yine de seçimlerimizde ve vazgeçişlerimizde daha keskin olmamız lazım.
Bizim artık maç maç, gün gün değil; uzun vadede ne yapmak istediğimizi sorgulamamız ve planlarımızı buna göre oluşturmamız gerekiyor. A Ligi’ne çıktık, Avrupa Şampiyonası’nda performans sergiledik, Dünya Kupası’na katıldık. Çok kaliteli oyunculardan kurulu, potansiyeli çok yüksek bir takımımız var.
Asıl soru şu: Bu potansiyeli kinetiğe hangi seviyede çevirebiliriz?
Hayal kurarken de planlama yaparken de kararlarımızı buna göre vermeliyiz.