Arda, “Taçtan gol yiyoruz. Adamlar yemiyor” klişesinden de artık sıkıldığımı itiraf etmek zorundayım.

Arda’nın, Tam Saha’ya verdiği röportajı iki kez okudum, genç oyuncunun olgun cevaplarından çok mutlu oldum, birçok şey öğrendim. 1987 jenerasyonunun yok oluşuyla ilgili tespitlerini, Caner’in şutlarıyla ilgili söylediklerini okumayanlar varsa muhakkak tff.org.tr’den Mazlum Uluç’un nefis söyleşisine ulaşmalılar.
Ancak ister istemez birkaç cümleye takıldım ben de: “...90 dakika iyi oynuyorsunuz, ama bir anlık konsantrasyon hatasından golü yiyorsunuz. Mesela A.Madrid maçında taçtan gol yedik. Siz istediğiniz kadar penaltımızı vermediler diye feryat edin. Adamlar taçtan, kornerden gol yemiyor” demiş Arda.
Arda’nın özünde ne demek istediğini anlıyorum, Türk futbolcusunun konsantrasyonunu çok kolay kaybettiğini anlatmaya çalışıyor. Ama bu “Taçtan gol yiyoruz. Adamlar yemiyor” klişesinden de artık sıkıldığımı itiraf etmek zorundayım. Üstelik bu laflar ülkenin en zeki futbolcularından birinin ağzından dökülünce sıkıntıdan ziyade endişe de duydum biraz.
Nereden başlasam bilmiyorum. Öncelikle taç atışının artık futbolun önemli atışlarından biri olduğunu anlamamız gerek. Futbol oyun kurallarını tayin eden IFAB’ın yüz küsür yıl önce bu atışı elle kullandırmasının iki gerekçesi vardı: Birincisi, taca çıkan topları ayakla oyuna sokarsanız, baraj vesaire nedenlerle oyun çok fazla duracak. İkincisi de, rakip sahada ayakla atılan her taç pozisyon doğuracak; oysa basit bir taç atışı bu kadar ödül getirmemeli.
100 yıl sonra bugün, atlet futbolcuların geometrik artışı ve savunma prensiplerinin olağan üstü gelişmesiyle tacın futboldaki konumu değişti. Birçok takım tacı ceza alanının içine şiddetli atan oyuncular buldu. Herkes Stoke City’li Delap’ten söz ediyor, ama çok daha fazlası var: Blackburnlü Pedersen, Benficalı David Luiz, Wolveslu Halford şu an taç asistlerinde Delap kadar popüler olma yolundalar.
Üstelik tacın futboldaki diğer bütün atışlara göre çok önemli bir artısı var: Taçtan ofsayt olmuyor. Yani tacı ceza alanına orta şeklinde atamayabilirsiniz, ama biraz çabuk ve akıllıysanız kısa bir taçla bile savunmanın arkasına sarkabilirsiniz (Bkz. Benfica-Liverpool maçında Glen Johnson’ın Torres’e taçtan verdiği gol pası).
İşte bu yüzden “Taçtan bile gol yiyoruz” lafının şaşıracak bir tarafı kalmadı dünyada... Biz tabii ki taçtan gol yememek için elimizden geleni yapalım, ama milli takımımızın genç yıldızından şunun cevabını bekliyorum ben: “Biz ne zaman taçtan gol atacağız Arda?”

Bursa’yla, Ankaraspor son hafta oynasaydı
İki sezon önce Sivasspor-F.Bahçe-Beşiktaş arasındaki averaj kargaşasında TFF’nin en ciddi savunması “Bizim talimatlarımızın yetersiz kaldığı noktada, UEFA talimatları geçerlidir” olmuştu. O hadiseden sonra statü çok daha anlaşılır bir şekilde tekrar yazıldı, ama UEFA modelinden küçük bir farkla: “Lig sonunda iki takımın puanları eşitse, ikili averaja bakılıyor. Ama iki takımın kendi aralarındaki maçlarında atılan gollerde eşitlik varsa, deplasmanda fazla gol atan takım üstün sayılmıyor”
Yani güncel bir örnekle F.Bahçe-Bursa arasındaki maçlar 0-1 ve 3-2 tamamlandığı için bu iki ekip ikili averajda denk kabul ediliyor.
* * *
Tabii ki bu tercih TFF’nin takdiri... Ama bir takım (Ankaraspor) sezon devam ederken küme düşürüldüğü için ufak bir handikap doğması söz konusu olabilirdi. Ümit Eroğlu sormuş: “Eğer Fenerbahçe ve Bursaspor son haftaya aynı puanda girselerdi ve Ankaraspor Bursaspor’la 33 değil 34’üncü hafta oynasaydı. F.Bahçe’yle Bursa’nın genel averajda birbirini geçmeye çalıştığı bir ortamda, Bursaspor ligdeki son Ankaraspor maçının otomatik olarak 3-0 ilan edilmesine isyan etmeyecek miydi?” Hatta Ankaraspor’la son hafta oynayan takım Fenerbahçe olsaydı, onların tepkisi daha da gür olabilirdi.
Burada sorgulanması gereken ilk konu tabii, UEFA talimatlarını benimsediğini savunan TFF’nin ikili averajda deplasman golü avantajını dikkate almaması... İkinci konu da, ligin 17 takımla oynanmasının acayipliği...
* * *
Böyle bir problemle karşılaşma ihtimaline karşılık TFF’nin Futbol Müsabaka Talimatnamesinin 9-4 numaralı maddesine yazdığı cümleyse daha da enteresan: “TFF gerekli gördüğü hallerde gol averajının uygulanmamasına veya belirleyeceği bir başka şekilde uygulanmasına karar verebilir.”
Yorumsuz...