Bu tarz hedefsiz maçları oynamak her iki takımın tecrübeli futbolcularına zulüm gibidir, tahmin edebiliyorum. Ama böyle maçların aslında başka türlü bir fonksiyonu olduğunu antrenörler bilir, ona göre kurarlar 11’lerini. Çünkü bu müsabaka bu sezonun son maçı olmaktan çok, yeni sezonun ilk maçıdır aslında. Eğer bu 90 dakikayı doğru değerlendirirseniz, yeni sezon için olumlu yatırımlar yapabilirsiniz pekala.

Önder Özen’in düşüncesi oydu, mağlubiyete rağmen fena sonuç da almadı aslında: Mesela Eren Derdiyok belli ki gelecek sezonun adından en çok söz ettiren sanrforu olacak. Önder Hoca, Malki’yi-Erhan’ı kenarda denedi, geçtiğimiz haftalarda da göbekte İsmail-Kubilay’ı denemişti. Yine dakika verdi iki gence. 2016’nın takımını arıyor Özen... İsmail Kartal’sa bence bu düşünceden uzaktı, gelecek yıl görevde olmayacağını bildiği için günü kurtarma hedefli bir takım çıkardı Saracoğlu’na. Kupanın yıldızı Uygar, bu maçta oynamayacaksa hangi maçta oynayacaktı mesela? Ya da Emre’nin, Kuyt’ın 90 dakika sahada kalmasının kime faydası olabilirdi böyle bir günde?

* * *

Biz Türkler misafir ağırlamada başarılı olmamıza rağmen vedalarda çok becerikli bir futbol ailesi değildik. Bu hafta bu konuda aşama kaydettiğimizi mutlulukla gözlemledim. Cuma akşamı Yunus Yıldırım, Bilic ve Sivok güzel vedalar yaptılar, cumartesi de Kamil Abitoğlu ve Kuyt’a teşekkür ettik. Abitoğlu, çok hakeme nasip olmayacak bir veda yaptı Rize’de. Gerçekten de ligde futbolcuların samimi sevgisini/saygısını kazanmış bir hakemdi Abitoğlu. Aynen Abitoğlu gibi takım-renk gözetmeksizin bütün kamuoyunun saygısını kazanmış bir başka isim Kuyt da, şık bir veda yaptı Türk futboluna. Benim şahsi kanaatim Kuyt’ın Fenerbahçe’de kalması yönündeydi, çünkü böyle bir profesyoneli eminim Feyenoord’da izlerken hayıflanacağız. Artık Hollanda Ligi’nde seyredeceğiz onu zevkle.

Teşekkürler Kuyt, Türk futbolunda böyle harika bir iz bıraktığın için. Süleyman Seba sezonunun ismine samimiyetle yakışan az sayıda adamdan biri olduğun için.