Geri Dön
ArkeolojiYüzyıllara yayılan kültürlerarası bir yolculuk: Aziz Nikolas’tan Noel Baba’ya

Yüzyıllara yayılan kültürlerarası bir yolculuk: Aziz Nikolas’tan Noel Baba’ya

Patara’da M.S. 3. yüzyılda doğduğuna ve çocukluğundan itibaren olağanüstü davranışlarda bulunduğuna inanılır Aziz Nikolaos’un. Myra’yı yani bugünkü Demre’yi kıtlıktan, gemicileri kazalardan, masum insanları kötülüklerden korur. Korkunç dalgaları sakinleştirerek denizcilerin hayatını kurtardığı için “denizcilerin azizi” olarak anılır. 6 Aralık 343’teki ölümünden uzun yıllar sonra, tüm Avrupa’ya yayılır ismi. Kışa girerken çocuklara hediye dağıtma adeti 6 Aralık Aziz Nikolaos Günü ile bütünleşir zamanla. Böylece Aziz Nikolaos, bugün ak sakalı, kırmızı kıyafetleri ve ren geyikleri ile tanınan Noel Baba’ya dönüşür.

Yüzyıllara yayılan kültürlerarası bir yolculuk: Aziz Nikolas’tan Noel Baba’ya

Takvimlerin 270 yılını gösterdiğine inanılmakta, Myra’yı kıtlıktan, gemicileri kazalardan, masum insanları kötülüklerden kurtardığına inanılan Aziz Nikolaos, Likya Birliği’ne bağlı Patara kentinde yani bugünkü adı ile Ovagelemiş’te Epiphanius ile Feofan’ın oğlu olarak doğduğunda. “İnanılmakta” çünkü eldeki tüm bilgi söylencelere dayanmakta, yani varlığını destekleyen tarihi bir belge yok elimizde. Varlıklı ve inançlı bir ailenin tek çocuğu olan Nikolaos, daha çok küçükken Patara’da çıkan bir salgında annesi ve babasını kaybeder. Kendisiyle aynı adı taşıyan amcası büyütür küçük Nikolaos’u. Doğduğundan beri farklı bir çocuk olduğu anlatılır kilise kaynaklarında. Örneğin doğduğu gün konuştuğu, anne sütünü haftanın beş günü diğer bebekler gibi normal emerken, çarşamba ve cuma günleri sadece güneş battıktan sonra bir kez emdiği, vaftiz olmak için kilisede vaftiz suyunun başına gittiği, çocukluğundan itibaren oruç tuttuğu söylenir ve sahip olduğu sıra dışı özelliklerinden dolayı “mucize gösteren” olarak adlandırılır. Daha 19 yaşındayken kendisini büyüten amcası gibi papaz olmayı seçer. Ailesinden kalan büyük serveti de satıp eline geçen parayı ihtiyacı olanlara harcar. Onların mutluluğuyla mutlu olur.

 Denizcilerin azizi

 Gençlik yıllarında Mısır ve Filistin’e gider, kendini yetiştirir. Kudüs’e gitmek için pek çok dindaşı ile çıktığı gemi yolculuğunda, gökyüzünü kara bulutlar kaplar, kuvvetli rüzgârlar ile deniz kabarır ama Aziz Nikolaos’un duaları ile rüzgâr durur, deniz sakinleşir ve bu felaketten kurtulurlar. Ancak dalgalar sakinleşip ortalık durulduğunda bir denizcinin hayatını kaybettiği anlaşılır. Söylenceye göre denizcinin üzülen arkadaşlarını gören Aziz Nikolaos onun yeniden dirilmesi için Tanrı’ya dua eder ve denizci, mucizevi bir şekilde, sanki uykudan uyanırcasına gözlerini açar yeniden. Patara’ya dönme zamanı geldiğinde de yine bir gemiyle anlaşır. Ancak denizciler İskenderiye’den geçerek evlerine de uğramak için rota değiştirirler. Nikolaos’un geç kalmaması için Tanrı ihsanı ile oluşan dalgalar gemiyi hırpalamaya başlar. Bu sırada dümeni de kırılır geminin ancak buna rağmen yol almaya devam eder. Denizciler artık ölümü beklemektedirler. Ama yine Aziz Nikolaos’un duaları ile o azgın deniz sakinleşir, güneş açar ve etrafa bakan denizciler geminin Patara’da olduğunu fark eder. Bu kadar çok denizciyi kurtarmış biri olarak artık o “denizcilerin azizi”dir.

Başpiskopos seçilmesi

 Patara’ya geri dönen Aziz Nikolaos’u karşılamaya tüm Patara hatta manastırlardaki keşişler bile gelir. Myra’ya geçer Nikolaos. Myra yani bugünkü Demre, o yıllarda Likya Birliği’ne üye en zengin ve en gelişmiş kentlerden biri olarak üç oy hakkına sahiptir. Myra’daki manastırın başpiskoposu ölüp yerine kimin geçeceği tartışmaları başlayınca Myralılar seçim işini Tanrı’ya bırakmaya karar verir. O gece hepsi uygun ve lâyık olanı göstermesi için Tanrı’ya yalvarır. Tanrı’nın meleği gelip “Lâyık olan başpiskopos zaten yanınızdadır. Sabah akıllı ve dindar bir kişinin geldiğini göreceksiniz. Onun adı Nikolaos’tur” der. Sabah hepsi kilisede toplanır ve uzunca bir bekleyişten genç Nikolaos görünür kapıda ve Myra’daki manastırın başpiskoposu seçilir.

 Üç kız kardeşin hikâyesi

Aziz Nikolaos ile ilgili anlatılan hikâyelerden biri de “üç kız kardeşin hikâyesi”dir. Anlatılanlara göre Patara’da eskiden çok zengin olan bir adam her şeyini kaybedince, drohamalarını (gelin tarafının damada götürdüğü mal veya para) ödeyemediği için evlendiremediği kızlarını bir geneleve satıp eline geçecek para ile eskisi gibi güzel yaşamayı düşünmektedir. Bunu öğrenen Aziz Nikolaos, bir mendile sardığı 300 altını, gece karanlığında, evin penceresinden içeri atar. Sabah uyanan adam bu altınlarla en büyük kızını ona talip olan şehrin zenginlerinden biriyle hemen aynı gün evlendirir. Paranın doğru yere gittiğini gören Aziz Nikolaos aynı şekilde diğer iki kız için de farklı gecelerde yine mendillere sardığı 300’er altını evin penceresinden içeri atar, diğer iki kız da böylece drohamalarını ödeyerek evlenir ve kendilerini kurtarırlar. Myra’da kıtlık başlayınca, imparatora ait açıkta demirlemiş olan gemilerden tahıl ister Aziz Nikolaos. İster ama mürettebat başlarının derde gireceğinden korkup tahıl vermez Myra halkı için. Aziz Nikolaos hiçbir sorun çıkmayacağının garantisini verir, tahılı alır. Aldığı tahıl Myra’nın ihtiyaçlarını iki yıl karşıladığı gibi, gemiler başkente döndüğünde mürettebat tahıllarda bir eksilme olmadığını görür.

İznik Konsili

Roma İmparatoru Diocletian zamanında Hristiyanlara yapılanlardan o da payına düşeni alır, hapse atılır. 313 yılında İmparator Konstantin tarafından ilan edilen Milano Fermanı’yla hapisten kurtulur. Her ne kadar ismi listede olmasa da 325 yılındaki İznik Konsili’ne katıldığı, Ariusçulara (4. yüzyılda İskenderiye’de yaşamış olan Arius’un geliştirdiği öğretinin takipçileri) sert eleştirilerde bulunduğu, teslisi ispat etmek için eline aldığı bir tuğlayı sırasıyla toprağa, ateşe ve suya dönüştürdüğü söylenir. Ancak Arius’a attığı tokattan sonra başpiskoposluk atkısı alınır ve hapse atılır. Meryem Ana’nın İsa Peygamber ile beraber onu ziyarete geldiğine ve Hazreti İsa’nın, ona alınan atkısı ile bir İncil verdiğine inanılır. Sabah bu halde bulununca da hemen serbest bırakılır.

Kemikleri Bari’de

 Basit bir hayat yaşayan Aziz Nikolaos, 6 Aralık 343’te, 73 yaşındayken Myra’da ölür ve burada toprağa verilir. Yaklaşık 700 yıl huzur içinde bu topraklarda yatan naaşı, 1087 yılında Barili tüccarlar tarafından İtalya’ya kaçırılır. Bugün kemikleri Bari’de, adına yapılan Aziz Nikolaos Kilisesi’ndedir.

 İsmi Avrupa’ya yayıldı

 Başlarda fazla önemi olmasa da Orta Çağ’da ismi tüm Avrupa’ya yayılır ve adına binlerce kilise inşa edilir. Mucizeleri sanatın pek çok dalına konu olur. Aziz Nikolaos Günü olarak kutlanmaya başlanan 6 Aralık’tan 28 Aralık’taki Kutsal Masumlar Günü’ne kadar bir erkek çocuğunu, temsili olarak piskopos atamak Avrupa’da gelenek haline gelir. Zaman içinde Romalıların ve kuzeylilerin kışa girerken çocuklara hediye dağıtma adeti 6 Aralık Aziz Nikolaos Günü ile bütünleşir ve sonrasında bu adet 24 Aralık Noel Günü’ne çekilir. 17. yüzyılda Amerika’ya göç eden Hollandalılarla birlikte onların “Sinterklaas” dedikleri Aziz Nikolaos ile ilgili inançlar ve adetler de Amerika’ya taşınır ve “Sinterklaas” olur “Santa Claus”.

 Noel Baba figürü

Peki Noel Baba denince bugün akla gelen ak sakallı, kırmızı kıyafetler giyen ve ren geyiklerinin çektiği kızağıyla karlar arasında yol alan figür nereden çıktı derseniz, onu da kısaca açıklayalım... Bugünkü Noel Baba, İskandinav mitolojisindeki Odin’in günümüze uyarlanmış halidir. Noel Baba’nın sekiz ren geyiği tarafından çekilen kızağı ise William Gilley’in yazdığı bir çocuk şiirinden alınır. Bugünkü görünümü ilk kez, 19. yüzyılda yaşamış olan karikatürist Thomas Nast tarafından çizilir. Ancak bugün her yerde gördüğümüz Noel Baba’yı İsveçli ressam Haddon Sundblom, Coca Cola reklamları için firmanın renkleri olan beyaz şeritli kırmızı elbiseler giymiş ak sakallı bir ihtiyar olarak 1931 yılında çizer. Ve dini bütün Aziz Nikolaos, bir anda Noel Baba adıyla 20. yüzyılın tüketim kültürünün yarattığı en başarılı reklam karakteri oluverir