Geri Dön
ArkeolojiZirvedeki manastır

Zirvedeki manastır

Hatay’ın Samandağ ilçesinde Akdeniz’e hâkim bir zirvede bulunan Aziz Simon Manastırı, münzevi hayatın izlerini taşıyor. İnanç turizmi için önemli bir merkez olan manastır, doğasıyla da ilgi çekiyor.

Zirvedeki manastır

Nevzat Akbaş / Sanat Tarihçisi

Teslimiyet, bütün dünyevi işlerden yüz çevirip sadece “kutsal”ın rızası için yaşamaktı. Dünyanın en kıymetli mücevherlerini, en parlak taçlarını, saltanatı bırakmak, vazgeçmekti. Ne büyük bir ödündü bu kimileri için, bazıları için ise ne güzel bir lütuftu. İşte bu lütuf ile yaşamını sürdürenlerden biriydi Genç Simon (Symeon)... 5. yüzyılda yaşamış olan adaşıyla karıştırılmaması için literatüre “Genç” olarak geçen; savaşlar, salgın hastalıklar ve doğal afetlerle sarsılan 6. yüzyıl Antakya’sında yaşayan Aziz Simon... Gürcü kaynaklara göre babası Edessalı (bugünkü Şanlıurfa) John, annesi ise Antakyalı Martha olan Simon, 521 yılında doğmuş, henüz beş yaşında iken Antakya’yı sarsan büyük depremde babasını kaybetmişti. İlerleyen yaşlarında Seleucia Pierra’ya (bugünkü Samandağ) geldiği, daha sonra da İsa’nın kendisine görünerek ondan bir manastır yapmasını istediği, manastırın yerinin ise kutsanmış Seman Dağı’nın zirvesi olduğu rivayet edilir.

Doğasıyla büyülüyor

St. Symeon/Aziz Simon Manastırı, Antiokheia’nın (bugünkü Antakya) 18 km güneybatısında, Hatay’ın Samandağ ilçesindeki 480 m. rakımlı bir zirvede bulunuyor. Manastırdan Antakya ile Akdeniz kıyıları görülebiliyor. Manastır kompleksi, mimarisinin yanı sıra doğasıyla da insanı kendine hayran bırakıyor. Birçok hikâye ve efsaneyi içinde barındıran manastır, aynı zamanda Hristiyanlar için de önemli bir hac merkezi. Gürcü sanat tarihçisi Profesör Wachtang Djobadze tarafından 1960’lı yıllarda yapılan bilimsel çalışmalarda manastırın esas yapım evresinin 6. yüzyılın ilk yarısında başladığı tespit edilmiş.

Zirvedeki manastır


Sütun üzerindeki yaşam

Manastır kompleksi; merkezde sekizgen bir avlu, ortasında bir kaya üzerinde yükselen sütun ile etrafındaki yapılardan oluşuyor. Genç Simon’un kaynaklarda rivayet edilen çile hayatı tam olarak bu noktada başlamış ve 40 yıl boyunca burada bulunan sütun üzerinde oturarak stilizm geleneğini sürdürmüştür. Bu gelenek, Hristiyanlığın serbest bırakılmasından sonra Hristiyanların rahat ve huzur içinde yaşamalarına tepki olarak doğan münzevi bir yaşam biçimidir. Tanrıya daha yakın ve içten bağlanmak için dünyevi olaylardan ve toplumdan uzaklaşan stilist, bir sütun üzerine, yani yeryüzü ve gökyüzü arasına yerleşerek hayatını sürdürür. Genç Simon da bu manastırda günümüzde hâlâ görülebilen mermer sütun üzerinde 40 yıl yaşamış, burada gerçekleştirdiği bazı mucizeler yüzünden manastırın bulunduğu tepe “Mucizeler Dağı” adını almıştır.

Zirvedeki manastır

Üç kilise

Manastırda 2018 yılından beri Hatay Müze Müdürlüğü başkanlığında kazı ve belgeleme çalışmaları yürütülüyor. Bu çalışmalarda, sekizgen avlunun kuzeyinin manastırın ana kilisesi olan Kutsal Üçleme Kilisesi’ne açıldığı saptandı. Tamamen kesme taştan yapılan kilisenin zemini mozaiklerle kaplı. Kutsal Üçleme Kilisesi’nin güneyinde, Genç Simon’un annesi Azize Martha’ya ithafen inşa edilen Güney Kilise, kuzeyinde ise Kuzey Kilise yer alıyor. Kuzey Kilise’nin duvarına bitişik olarak yapılmış bir vaftizhane bulunuyor. Manastır kompleksinde üç nefli, üç girişli ve üç pencere açıklığına sahip üç kilise var. Bunun sebebi Hristiyanlık inancındaki teslis, yani baba-oğul-kutsal ruh üçlemesidir. Hristiyanlık inancında üç rakamı daima kutsal kabul edilmiş, hem mimaride hem de ayinle ilgili eşyalarda üçlü kompozisyon anlayışı benimsenmiştir. Manastır kompleksinde keşişlerin ve diğer din görevlilerinin çeşitli amaçlarla kullandığı müştemilat yapıları da yer almaktadır.

Mezarlar kime ait?

Tarihi süreç boyunca İbrahimî dinlerde, öldükten sonra kutsal insanların yanına veya yakınına gömülme geleneği Aziz Simon Manastırı’nda da görülüyor. Sekizgen avlu ile kiliselerin giriş kısımlarında bazı mezarlara rastlanılıyor. Kim bilir belki de bu mezarlardan birinde Genç Simon ya da annesi Azize Martha yatmaktadır. Mezarların o dönemde yaşayan din adamlarına veya tarihi süreç içinde kendini manastıra kapatmış keşişlere ait olabileceği de ihtimaller arasında. Aziz Simon Manastırı, günümüzde yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret edilen, hem kültür hem doğa hem de inanç turizmini bir arada sunan gözde mekânlardan biri. Yolunuz buraya düştüğünde manastırdaki sütunda dünyevilikten sıyrılıp tamamen tanrıya adanan bir ömrün izlerini görebilir, bir yanda Akdeniz kıyıları, diğer yanda Antakya’yı izleyebilirsiniz.

Zirvedeki manastır

1700 yıllık cam şişede zeytinyağı

Sivas’ta merkeze bağlı Kurtlapa köyü yakınlarında bulunarak Sivas Arkeoloji Müzesi’ne getirilen ağzı kille kapatılmış cam fanus, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) akademisyenleri tarafından incelendi. M.S. 3-4. yüzyıla ait olduğu değerlendirilen cam fanusun içindeki sıvının zeytinyağı olduğu saptandı. SCÜ Arkeoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Erden Erpehlivan “Türkiye müzelerinde çok sık gördüğümüz bir örnek değil. Bu içerisinde malzemesi ile birlikte bulunmuş bir örnek. Bu bağlamda arkeometrik analizler de gerçekleştirdik” dedi. SCÜ İleri Teknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Ebru Yavaş ise, şunları anlattı: “M.S. 3 ve 4. yüzyıllara ait bir örnektir. Çok ender bir örnek olmasından dolayı da biz özellikle bu esere zarar vermeden bu analizi nasıl gerçekleştirebileceğimiz konusunda çalışmalar yaptık. Cam malzemenin ağzı toprakla kapatılmış ve hava akışı da kesilmiş. Dolayısıyla da buradan örnekler alırken, özellikle bu kil numunesinden aldığımız örnekle analizini gerçekleştirebildik. Böylelikle organik malzemeye zarar vermemiş olduk. Laboratuvarımızda bu örneğin özel tekniklerle ayrışmasını sağladık ve ondan sonra analizlerini yapabildik. Bunun sonucunda da içerisinde bulunan maddenin zeytinyağı olabileceği hakkında fikrimiz oluştu.”