Geri Dön

EN PAHALI SU!

Silivri’nin en büyük sorunu olan suyun öyküsü çok ilginç. Sorumlusu belediye değil, resmen hükümet ya da devlet

EN PAHALI SU!

Duygu Asena Silivri’de
EN PAHALI SU!

Silivri’nin en büyük sorunu olan suyun öyküsü çok ilginç. Sorumlusu belediye değil, resmen hükümet ya da devlet

Duygu Asena

Yine günlük güneşlik bir gün, Silivri’deyiz. Halkın dertlerini dinleyip, Belediye Başkanı’na aktaracağız, belki bir şeylerin düzelmesini sağlarız. Ama bu kez durum farklı. Herkes başkanından memnun! Memnun olmayan kişi ise başkan!...
Şaşkınız, kiminle konuşsak memnun. "Başkanımız çok iyidir, sahili yaptı, çevre düzenlemesiyle ilgilendi, arıtma sistemimiz var, denizimiz temiz, çöp sorunumuz hiç yok. Başkan yoksul kesimi kayırır, muhacir mahallesini bile asfalt yaptı, herkesi kabul eder dinler, tek sorunumuz var o da işsizlik..." "Aaa, olur mu canım böyle bir şey? Hiç mi sorununuz yok gerçekten?"
"Su sorunumuz var. Hem su yok, hem pahalı. Bir ton su iki milyon olması gerekirken 15 milyona veriliyor. KDV’si, yolu, asfaltı, atığı hepsi suya yükleniyor."
"Geçen yıl kaldırım yaptılar. Bu yıl telekom için hepsi yeniden söküldü, yazık değil mi?" "Binaların çoğu iskânsız, inşaat yapılırken denetlenmiyor." "Halk Pazarı çok pahalı, zabıta denetimi yetersiz." "Yol yapıyor, daire başına 50 milyon alıyorlar."

Esas şikayetçi başkan
Merkezin biraz dışındaki balıkçılar ise çok dertli... Halk alışveriş için, ta buraya kadar gelmiyormuş. Nefis balıklar, canlı canlı karidesler var tezgahlarda ama gerçekten alışveriş eden kimse yok...
Silivri halkından söke söke aldığımız şikayetler bunlar... Şimdi üçüncü dönemdir seçilen, tam 12 yıldır Silivri’ye başkanlık eden Selami Değirmenci’yi dinleyelim... Başkan kendinden emin, son derece rahat ve güvenli yanıtlıyor sorularımızı... Bir kez daha görüyoruz ki, resmen bir kara mizah ülkesi bu Türkiye. Bakanları, başbakanları bile tüm yanlışlıkları biliyor ama yıllar boyu hep aynı insanlar görevde olduğu halde hiçbir şey değişmiyor. Türkiye’de 1984 yılında bin 800 olan belediye sayısı bugün üç bin 215. Belediyeler o yıllarda devlet bütçesinden yüzde 11.5 pay alırken, bugün yüzde 4.5 alıyor. Belediye borçlarından devlet faiz alıyor ama kendi borçları için faiz ödemiyor. Belediyenin borçları nedeniyle başkanın evine bile haciz konulmuş.
Silivri’nin en büyük sorunu olan su’yun ise öyküsü çok ilginç, sorumlusu belediye değil, resmen hükümet ya da devlet...
Silivri’ye su, 35 km uzaktan ve derin kuyulardan getiriliyor. Yüksek enerji harcandığından pahalıya mal oluyor. Şu anda Çerkezköy’de beş kuyu açılmış, üç yıldır bağlanmaya çalışılıyor. İller Bankası’ndan borular istenmiş, 4 km. boru gelmiş ancak yeni hükümet boruların devamının verilmesini durdurmuş. Borular üretildiği halde, fabrika bahçesinde duruyor ama Silivri’ye gönderilmiyor... Siz bu olaya ne ad verirdiniz? Hainlik, cahillik, art niyet, partizanlık... Hangisini seçerdiniz?
İskân ve imar durumlarına gelince... İmar yetkileri belediyelerden alınmış... İskânsız binalara valilik emri ile zaten su ve elektrik verilmiyormuş ancak belediyelerin denetim elemanları yokmuş. Silivri’de dört kişi 300-400 inşaatı denetliyor. Başkan, inanılmaz öyküler anlatıyor; "Anadolu’dan gelenlerin bir tanesinin bile usulüne uygun iş yaptığını görmedik, neredeyse başlarında nöbet tutuyoruz, demirleri kontrol ediyoruz, ertesi gün gidiyoruz, kendi oturacağı evin inşaatından demir çıkartmış. yüzde 55 eksik demirli inşaat mühürledik. 12’lik demir yerine 8’lik kullanmış. Mimar bu adam, oda temsilcisi... ‘Daha azını bile kullandık, birşey olmaz’ diyor." Şehir planı ve zemin etüdü meselesi ise bir başka alem... Silivri’nin merkezinin altı sıvılaşmış, yani tehlikeli. 1983’de İTÜ tarafından imar planı yapılmış ancak tuhaftır, üç metre enindeki yola altı kat verilmiş. O zamanlar kimse zemin etüdü lafını bilmiyormuş ama İTÜ sakat zemine yüksek kat vermiş. Şimdi zemin etüdüne göre yeni şehir planı ısmarlanmış. Ancak Başkan Değirmenci; "Bu paraları ödersem, iki yıl hizmet veremem" diyor. Çünkü fiyatlar şöyle, 150 milyar zemin etüdü, 500 milyar harita planı, 250 milyar da imar planı..

Ulaşım sorunu çözülecek
Bakanlar bile belediyelerin iflas ettiğini söylüyor, peki neden belediyeler kanunu hiç gündeme gelmiyor?
Öteki şikayetlerin ise yanıtları şöyle; Deniz otobüsü 25 milyona yolcu taşıdığı için kimse binmiyor. Belediye, Tekirdağ-İstanbul arası hızlı tren projesi üzerinde çalışıyor. Kaldırım parası ise yasal. Bir yeri kazarken Telekom’u arıyorlar, işiniz varsa hazır kazılmışken yapın diye... Ne zaman iş bitiyor, gelip kazmaya başlıyorlar! Belediyelerin, pazarları, iş yerlerini denetleme görevi yok. Pazardaki fiyatlara müdahale edemiyorlar, bundan sağlık ocakları sorumlu. Sağlık Bakanlığı’nın kadrosu yeterli olmadığı için denetim yapılamıyor. Göçle gelenler arasında işsizlik o kadar fazla ki, belediye zabıtası seyyar satıcılara zor kullanmak istemiyor. Merkezdeki iş merkezini esnaf engellediği için balıkçılar uzakta ama pahalı satıyorlar.

‘Hesap sorsunlar’
Silivri halkı su, otopark ve ulaşımdan şikayetçi. Başkan ise duyarsızlıktan
ÖZLEM DEMİRCİOĞLU

Silivri, Tekirdağ ve İstanbul arasında önemli bir merkez. Yaz aylarında hareketlenen ilçe, kışın sessizliğe gömülüyor. Milliyet İstanbul olarak, sıkıntılarını dinlemek için oradaydık. Silivrililer, genel olarak başkanlarından memnun. Ama hiç şikayetleri yok değil. İşte söyledikleri.
Ali Karagöz: Belediyeden memnunuz. Bir tek otopark sorunu var.
Yüksel Gündüz: Bazen hizmetlerde aksama oluyor. Fakat bu belediyenin suçu değil. Onların da imkanı kısıtlı.
İskender Sertkaya: Zabıtanın kontrolü yeterli değil. Su faturası da çok yüksek. Yazlıkçılar kışın da varmış gibi planlama yapılsa hiçbir şey aksamaz. Başkan, halka açık işyerlerinin çoğunu kendi adamlarına tahsis etti.
Ali Filiz: Burası İstanbul’un bir ilçesiyse otobüs, tramvay metro gelsin. Yol için çok masraf yapıyoruz. Belediye Başkan Yardımcısı’nın çay bahçesi var. Masrafları belediye tarafından karşılanıyor.

Halkımız bilinçsiz
1989’dan beri Belediye Başkanlığı’nı yapan Selami Değirmenci’nin şikayeti ise kendisinden hesap sorulmaması: "İnsanlar sorunlarına çok duyarsız. 12 yıldır her hafta toplantı düzenliyor, ‘gelin benden hesap sorun’ diyorum. Ama katılım çok az." Nüfusun çoğunun göçle oluştuğunu belirten Değirmenci, resmi nikâh ve çocukların okula gönderilmemesinden de şikayetçi. "Sebep yoksulluk değil, bilinçsizlik. ‘Nikâh yapalım’ diyoruz, yanaşmıyorlar" diyor. Adam kayırma şikayetlerini de yanıtlayan başkan, şunları söylüyor: "Bazı yerleri problem çıkaracak insanlara değil, tanıdıklara veriyoruz. Hepsi partili veya akraba değil. Başkan Yardımcısı arkadaşın işlettiği yerden de normal işgaliye parası alınır."



İSTANBUL


























Balkondan balkona 'isim-şehir' oynayıp, türkü söyledilerANKARA'da, corona virüs tedbirleri kapsamında 'evde kal' çağrısına uyan komşu iki apartmanın sakinleri, balkondan balkona 'isim-şehir' oynayıp, türkü söylüyor ve çay içerek vakit geçiriyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber