The OthersMetin'den önce Metin'den sonra

Metin'den önce Metin'den sonra

09.04.2000 - 00:00 | Son Güncellenme:

Metin'den önce Metin'den sonra

Metinden önce Metinden sonra


Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe'nin Eyüp Spor Salonu'nun yanındaki çay bahçesinde bulunduğu günden bu yana gazeteciler için çok şey değişti. Faili belli bir cinayet, gazeteci dayanışmasının simgesi oldu. Şimdi söz, bir cinayetin dayanışmaya dönüşmesini yaşayanlarda...


Tanıklı, kanıtlı, yeri - zamanı - faili belli ve bu yüzden aynı zamanda sanıklı ilk gazeteci cinayeti olarak belleğimize ve kayıtlara geçti Metin Göktepe'nin gözaltında öldürülmesi. Bu cinayette her şey çok açık olduğu ve haber izleyen her gazetecinin Metin'in yerinde olabileceği gerçeği buz kadar soğuk ve sert bir netlikte yüzümüze çarptığı için belki, dava, sürgüne gönderildiği halde sonuna kadar takip edildi. Sanıklar yargı önüne çıkarıldı, hatta ceza bile aldı. Bunlar, 8 Ocak 1996'dan bu yana Türkiye'den ve dünyadan konuyla ilgisi olan ya da olmayan pek çok kisinin dinlediği, okuduğu, yazdığı bilinenler. Ancak Metin Göktepe cinayetinin bir başka sonucu daha oldu, biz gazeteciler için. Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe'nin Eyüp Spor Salonu'nun yanındaki çay bahçesinde bulunduğu günden bu yana gazeteciler için çok şey değişti. Davanın Aydın'a, sonra Afyon'a havale edilmiş olması da takibi açısından caydırıcı olmak yerine, (fiziksel koşullar nedeniyle) üstüne üstlük birleştirici oldu. Her ay yapılan duruşmalara gitmek için otobüs kiralayan gazeteciler, yola çıkmadan önce buluşup değerlendirmeler yaptılar, birbirini hiç tanımayanlar arkadaş oldu. Ama en önemlisi, yıllar önce unutulan mesleki dayanışma güçlendi. Var olan örgütlerine eskisinden daha çok sahip çıkan gazeteciler, yeni örgütlenmeleri bile denediler. Böylece faili belli bir gazeteci cinayeti, gazeteci dayanışmasının da simgesi oldu bir anlamda. Ve meslektaşları, Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri düzenlemeye basladı. İlki 1998'de verilen ödüllerin üçüncüsü, Göktepe'nin doğum günü olan 10 Nisan'da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nde veriliyor.

Fatih Polat (Evrensel Gazetesi Genel Yayun Yönetmeni)
"Göktepe olayı bir kırılma noktasıydı"
"Metin, meslekte de en alttakilerin temsilcisiydi ve her gün toplumsal olayları izlerken polis copundan nasibini alan genç meslektaşları onun şahsında kendilerini gördüler. Faili meçhul kalmış gazeteci cinayetlerinin tepkisine genç gazetecilerin bu tepkisi de eklenince, basında ilk günlerde çıkan 'Gazetecinin kuşkulu ölümü' başlıklı haberler değişmeye basladı. Ardından basındaki, Türkiye'nin dürüst birçok etkin gazetecisi olaya tepki gösterdi. Köşelerinde yazdı. Gazeteciler fotoğraf makineleri, kameralarıyla yürüdüler, gazetecilerin Ankara'da resmi kurumlar nezdinde baretli protestoları oldu. Bu süreçte TGC Başkanı Nail Güreli ve dönemin TGC yöneticilerinin gösterdiği kararlı duruşun altını özellikle çizmek gerekir. Gazetecilerin bu zincirleme tepkisi, gazetecilikle ilgili etik tartışmasını da çok daha canlı bir gündem haline getirdi. Ardından yaşanan Gazeteciler Meclisi Girişimi bu canlı tartışmanın rüzgarını da arkasına alarak gündeme gelmişti. İletişim fakültelerinde gazetecilik dersi veren öğretim üyeleri, Metin Göktepe'yi sınav sorusu yaptılar. Göktepe olayı, gazetecilik dayanışması bakımından bir kırılma noktasıydı."

Oral Çalışlar
"Göktepe davasının takibi önemliydi"
"Metin Göktepe'nin öldürülmesi, önce genç gazetecilerin ısrarlı gayretleri, sonra Gazeteciler Cemiyeti'nin bu olaya sahiplenmesi ve gazetelerin olayın üzerine gitmesiyle, gazetecilere yapılan kötü muamelelerin teşhiri bakımından önemli bir adım oldu. Metin Göktepe'yi öldürenlerin cezalarını tam anlamıyla görmemelerine karşın yine de yargı önüne çıkmaları ve bazı polislerin mahkum edilmesi bir kazanımdır. Metin Göktepe olayı gösterdi ki devlet, devletin polisi, güvenlik güçleri, gazetecilere, haber yapan muhabirlere kötü muamele yapmayı bir gelenek olarak benimsemişlerdir. Bu nedenle Göktepe davasının takibi önemliydi, gazetecilerin özgürlüklerini korumak ve haber peşinde koşmak ve doğruları halka iletmek çabasıyla bir bütünlük oluşturuyor. Göktepe'nin öldürülmesinden sonra bazı şeylerin değişmesini hep birlikte gördük. Bu olay, bize basın özgürlüğünün geliştirilmesi açısından da önemli dersler içerecek zenginlikte sonuçlar yarattı."

Erol Önderoğlu (RSF-Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Türkiye Temsilci Yardımcısı)
"Bazı gerçekler hukuki olarak kanıtlandı"
"Cinayetin üzerinden dört yıldan fazla bir süre geçti. Dava hala sonuçlanamamış olsa da, Türkiye'de bazı gerçekler hukuki olarak kanıtlandı. Bu, 26 durışma boyunca, gazetecilik, basın ve insan hakları kuruluşları temsilcilerinin meslektaşlarımızla birlikte geliştirdikleri duyarlılığın ve ısrarın başarısıdır. Bu ilgi, aynı zamanda Türkiye dışında, başka ülkelerde mağdur edilen gazetecilere de yöneliyor. Örneğin, Rus gazeteci Grigory Pasko'nun salıverilmesi için Sınır Tanımayan Gazeteciler'in (RSF) öncülük ettiği imza kampanyasına Türkiye'de gazeteciler büyük ilgi gösterdiler. Yabancı gazetecilerin sorunları gün geçtikçe Türkiyeli meslektaşlarını daha çok ilgilendiriyor. Birçok genç gazeteci için de, Metin Göktepe davasının önemli bir özgüven kaynağı olduğunu düşünüyorum."

Nazım Alpman (Milliyet)
"Dava sıkıntılı bir dava"
"Metin Göktepe davası, İstanbul'dan kaçırılıp Aydın'a götürüldüğü zaman bütün gazetelerin yazıişlerinde bu davaya olan ilgi artmaya basladı ve gazeteciler 18 Ekim 1997'deki ilk duruşmayı Ankara, İstanbul ve İzmir'den giderek izlediler. Bu ilk duruşma gösterdi ki, dava sıkıntılı bir dava olacaktı. Çünkü Aydın Emniyeti'nden sivil polisler silahlarıyla salona girmiş, mahkeme başkanının uyarısıyla itişmeli kakışmalı dışarı çıkarılmışlardı. Ardından savcının talebi üzerine Afyon'a gönderildi dava. Davaya yaklaşık bir yıl sanık polisler gelmediler. Normal koşullarda rutin bir haber haline gelmişti ama gazeteciler birbirleriyle haberleşerek bütün duruşmalara gitmek için birbirlerini uyardılar. Artık öyle bir hale geldi ki, muhabirler "Afyon'a gideyim mi" diye şeflerine sormayıp, sadece "Afyon'a gidiyorum" diye bildirmeye başladılar. İnisiyatif, haberi değerlendirenden haberi izleyene geçti. Uzun süredir, -en azından benim bildiğim 20 yıllık süreçte- bir benzeri yok. Burada davayı izleyen muhabirlerin belirleyiciliği söz konusu oldu. Bence Göktepe davasının en önemli yanı bu."



EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler