Geri Dön

Sitemin ötesinde

Sitemin ötesinde

Sitemin ötesinde



Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı geçen hafta Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile görüştü. Üslup, diplomatik sınırı hayli "zorladı". Türkmenbaşı, Türkiye’yi AB’ye "yaranmaya çalışmakla" suçlamıştı.
Anadolu Ajansı’nın haberi, 23 Ekim tarihli Milliyet’te birinci sayfadan yansıtıldı. Başlıkta üç sözcük yer almaktaydı: ‘Küstahbaşı’ Açtı Ağzını.
Haber iç sayfada Türkmenbaşı Çok Ayıp Etti başlığı altında, Aşkabat AA mahreciyle verilmişti.
Küstahbaşı ifadesini bazı okurlar beğenmediler.
Ercan Erol, "Küstahlık Türklere Osmanlı torunları olduklarını hatırlatıp, Orta Asya cumhuriyetleri ile ilgilenilmesi gerektiğini göstermek ise, ki haberde küstahlık olarak bunlardan başka bir şey yok, bu ifadeyi Milliyet’e yakıştıramadım. Bu sözü bir başka ülkenin gazetesi bizim cumhurbaşkanımız için kullansaydı herhalde kıyameti koparırdık."
Cemil Yamalı, "Bu tip başlıklar Türkmenistan’la aramızı bozmaktan başka bir işe yaramaz. Türkmenistan demokratik bir ülke değil, ama Küba’dan, Arap ülkelerinden, Kuzey Kore’den en azından daha iyidir. Türkmenbaşı nazik değil, ama en azından samimi görüşlerini söylemiş" diye görüş belirtmiş.
Timur Tenekeci, "Cem’e Sitem gibi bir başlık olabilirdi. Bunun için küstahlık denemez" diye yazıyor.
AB’nin Türkiye’yi istemediğini yazan Erol Erdoğmuş, "Yaşasaydı Atatürk bu sözlerin aynısını söylerdi" diyor.
Kamil Aslanoğlu, başka bir açıdan yaklaşıyor: "Bu adam, ülkesinin geleceğine ipotek koyan, muhaliflerini ilkel yöntemlerle susturan, demokrasinin d’sini dahi duymak istemeyen birisi."
"O yüzden bu sözlerine şaşmadım. Türk kamuoyuna onun iktidardaki kirli oyunlarını açık seçik anlatıp teşhir etmelisiniz. Başlıklarda kınamak yerine, doğrusu bu olacaktır."
Bir tepki de Anadolu Ajansı’ndan. AA Dış Haberler Müdürü Ceyhun Ergüven’in gönderdiği mektubun bir bölümünü aktarıyorum:
"Habere ‘hiçbir protokol ve nezaket kuralını önemsemedi’, ‘kukla parlamentoda tam beş kez ulusal kahraman ilan edilen’, ‘Türkmenbaşı’na karşı nezaketini koruyan ve bu çıkışına cevap vermeyen’ gibi ifadeler eklenmiştir. Bu ifadeler (özgün) haberde bulunmamakta."
"Bu haber iki konuda bizde rahatsızlık yarattı: 1) Okurlarınızın AA’nın haber yazış biçimi hakkında yanlış fikir edinmesi, 2) Türkmenistan’ın Ankara Büyükelçiliği’nce konunun yanlış anlaşılma ihtimali. Türk medya dünyasında saygın bir yere sahip olan Milliyet gazetesinde bu tür yanlışlıkların bir daha olmayacağı inancıyla iyi çalışmalar diliyoruz."
Yorum: Haberin ertesi günü, dış politika yazarlarının duayeni Sami Kohen’in köşesinde şu satırlar vardı: "...Türkmenbaşı’nın ...Cem ile görüşmesinde hiç de hoşa gitmeyen sözleri arasında, tek bir cümle var ki, ona katılmamak imkansız. O da, Türkiye’nin Orta Asya’yı ihmal ettiğine ilişkin sitemidir. Bunun dışında söyledikleri, bu arada Türkiye’nin dış politikasını ve Avrupa’ya karşı tavrını megaloman bir eda ile eleştirmesi, en hafif deyimiyle büyük bir nezaketsizlik ve münasebetsizliktir."
Türkmenistan liderinin epeydir soruna yol açtığı bilinen "üslup kalitesi"ni nüanslı, ama Kohen’e göre ‘sıradışı’ sertlik içeren bir dille yorumlayan satırlar bunlar.
Üslubu "sabıkalı" da olsa, , ‘küstahbaşı’ gibi yorumlu bir ifadeyi ille de başlıkta kullanmalı mı?
Basınımızda, başlıklara epeydir böyle "ateşli" ifadeler yansımakta. Çoğu kez bu ifadeler, bir kısım okurun hissiyatıyla bire bir örtüşüyor da. Ama, bilelim ki, hepsinin değil. Öteki okurlar da katılmadıkları bir yoruma kayıtsız kalmıyorlar. Üstelik aralarında, Aslanoğlu gibi, bu tür yorumlara ihtiyaç duymayacak bilgi birikimine sahip olanlar da var ve bunların oranı sandığımızdan daha fazla. Türkmenbaşı’yla ilgili olarak Kohen’in yorumunun şiddeti yeterli olabilirdi.. "Yorumlu başlığın habere bir faydası mı olur, zararı mı?" sorusu günceliğini koruyacak.
Aslanoğlu’nun "bu kişiyi haber büyüteci altına alın, teşhir edin" çağrısı ise, sağduyulu bir seçenek.









28 Şubat 2020 Magazin Haberleriİşte magazin gündeminin öne çıkan gelişmeleri...

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber