Geri Dön

Toplam piyasa hacmi 475 milyar doları aştı

Kripto para birimlerinde toparlanmanın etkisiyle cuma günü 463.83 milyar dolara ulaşan toplam piyasa hacmi, hafta sonunda gelen satışlarla 458.79 milyar dolara kadar çekildikten sonra, yeni alım dalgasıyla 475 milyar doları aştı.

Toplam piyasa hacmi 475 milyar doları aştı

Gelen alım dalgasının etkisiyle, kripto para piyasalarında son 24 saatte en yüksek hacimli 100 birimden yalnızca 15'inin değeri düşerken, ilk 10 birimden yalnızca bir tanesi düşenler arasındaydı.

Kripto piyasalarında 24 saatlik işlem hacmi de, geçen hafta yükseldiği 120 milyar dolar sınırından, yeni haftanın başında 97.95 dolar ile 100 milyar doların altına geriledikten sonra, 26 milyar dolar dolayında toparlanarak 124.41 milyar dolara yükseldi.

Kripto para piyasalarının en yüksek hacimli birimi Bitcoin, son 24 saatte yüzde 3.84 artışla 16,621.77 dolara yükselerek, 16,000 dolarlık direnç noktasının üzerinde tutunurken, haftalık kazanımı da yüzde 8.28 düzeyindeydi. Bitcoin'in piyasa hacmi de, yeni haftanın ilk gününde 298.04 milyar dolara çekildikten sonra, yaklaşık 10 milyar dolarlık toparlanma ile 308.26 milyar dolara yükseldi.

Toplam 7,691 kripto para biriminin işlem gördüğü 33,008 piyasadaki toplam piyasa hacminin yüzde 64.9'unu Bitcoin oluşturuyordu.

En yüksek hacimli 10 kripto para birimindeki değişiklikler:

1.Bitcoin yüzde 3.84 artışla 16,621.77 dolar,

2.Ethereum yüzde 3.31 artışla 463.59 dolar,

3.Tether yüzde 1.00 düşüşle 1.00 dolar,

4.XRP yüzde 10.45 artışla 0.29 dolar,

5.Chainlink yüzde 4.92 artışla 12.77 dolar,

6.Litecoin yüzde 11.80 artışla 73.27 dolar,

7.Bitcoin Cash yüzde 1.84 artışla 251.15 dolar,

8.Polkadot yüzde 4.66 artışla 4.66 dolar,

9.Binance Coin yüzde 2.36 artışla 28.32 dolar, 

10.Cardano yüzde 4.81 artışla 0.10 dolardan işlem görüyordu. 

Paribu'nun "Dijital Varlık Regülasyonu: Çapraz Ülke Analizi" başlıklı çalışmasında, ABD'de Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'nun (SEC) kripto para ihracıyla ilgili yaklaşımı şöyle anlatıldı:

SEC, ICO’ların (token ihracı) kesin ve tartışmasız bir şekilde aksi kanıtlanmadıkça menkul kıymet olduğunu düşünür. Bir şeyin menkul kıymet olarak nitelenip nitelenmeyeceğine karar vermek için Howey Testi’ni (1946) kullanarak ICO’ları test eder. Bu kısaca iki soruyla özetlenebilir:

• Token bir yatırım olarak mı satılıyor?

Eğer alıcılar gelecekte kazanç veya fiyat artışı bekliyorsa veya token alıcıya bir çeşit kullanım değeri sağladığı için satın alınıyorsa bu sorunun cevabı, “Evet”tir.

• Değer yaratma süreci tek bir tarafa/partiye mi dayanıyor?

Bir değer yaratımı için tek bir tarafa/partiye dayanma, token’ı bir şirketin paydaşı olma haline eşitlerken (mutlaka hissedar olmak gerekmez), eğer token ekonomisinde değer yaratma süreci rastgele ve merkeziyetsiz ise o zaman token’ın bir menkul kıymet olarak düşünülme olasılığı daha azdır.

Bu iki soruya da cevap “Evet” ise, token yüksek olasılıkla bir menkul kıymettir. Fakat bu konuda SEC’in tam detaylı bir rehberi yoktur.* Bu sebeple de hizmet olarak düzenlenmiş bir token’a menkul kıymet statüsü verilip verilmeyeceği kesin değildir.

Token’ların henüz bir ürün/hizmet bulundurmadan önce (kullanım değeri yaratma niyetinin daha ileride geliştirilmek üzere saklı tutulmasıyla) satıldığı durumlarda daha da fazla tartışma görülmektedir. 

Bu birçok ön ürün ICO’su için geçerlidir. Hizmet token’ları olarak dizayn edilebilirler, fakat ihraç sırasında bir yatırım sözleşmesi sunabilirler.

Başka bir tartışma konusu da token’ın asıl doğasını önemsemeden onları bir yatırım olarak tutan token alıcılarıyla ilgilidir. Yatırım özellikleri taşımamak üzere başarılı bir şekilde oluşturulmuş hizmet token’ları bulunmasına rağmen sayıları oldukça azdır.

SEC “biçimden önce öz/özün önceliği” felsefesiyle hareket eder; komisyon, token’ların kullanılma amacından çok gerçekte nasıl kullanılıyor olduklarına bakar. Bu da birçok projenin menkul kıymet olarak sınıflandırılmasına yol açabilir; projeler başlangıçta token’ları bir hizmet olarak oluşturmuş olsalar bile. Bunun sebebi de ekonomik gerçekliğin, katılımcıların aslında kazanç beklentisiyle yatırım yapıyor olmasıdır.

Token’larla ilgili olan bu karmakarışıklık göz önüne alındığında, ihraççılar arzlarını artık Regülasyon D, Regülasyon S, Regülasyon A+ ve Regülasyon Kitle Fonlaması gibi özel vakalar regülasyon çerçevesi kapsamında yapmayı tercih etmektedir. Bu, hizmet token’ı olarak yapılacak ilk halka arzları yönetmekten çok daha ucuz ve hızlı bir yöntemdir ve yasal riskleri de önemli ölçüde azaltır.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber