Geri Dön

1998 Türkiye'ye ne getirecek?

1998 Türkiye'ye ne getirecek?

Şükrü ELEKDAĞ

1998'e girerken Türkiye'de siyaset, Anayasa Mahkemesi'nin RP hakkında vereceği karara odaklanmış durumda. Mahkemeden çıkacak kararın, ne yönde olursa olsun, yeni yılda Türkiye'nin siyasal hayatını ve istikrarını derinden etkileyecek gelişmelere yol açması kaçınılmaz görünüyor.
Önce RP'nin kapatılması seçeneği üzerinde duralım. Bu durumda, RP'nin, bazı kesimlerce beklendiği gibi sarsıcı bir darbe yemeceği ve temsil ettiği siyasi akımın gücünden fazla bir şey kaybetmeyeceği anlaşılıyor.
Nitekim, Piar - Gallup tarafından yapılan kamuoyu araştırması, bir seçim olması halinde Refah oylarının % 75'inin RP'den kopyalanmış parti veya partilere, % 7.5'inin merkez sağ bir pertiye, % 3.1'inin de sol eğilimli bir partiye gidebileceğini göstermektedir. (Fikri yok: % 15.3).
Aynı araştırma, RP'nin birinci parti olmasının başta gelen sebeplerinin, enflasyon ve hayat pahalılığı, yoğun işsizlik, yolsuzluk ve rüşvet olayları, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve gelecek güvencesinin olmaması olduğunu ortaya koyuyor.
Toplum yapısını çürüten ve vatandaşı yöneticilerinden tiksindiren bu durum devam ettiği ve RP'nin kapatılmasının partiye oy veren kesimde kuvvetli bir mağduriyet hissi uyandıracağı dikkate alınırsa, Refah hareketinin daha da güç kazanması ve toplumsal kutuplaşmanın had bir safhaya doğru yol alması beklenmelidir.
Bu da yeni krizlerin üremesine zemin hazırlayacak tehlikeli bir gidiştir. İstikrarsız siyasi ortam, hükümetin ciddi ekonomik kararlar almasını zorlaştıracaktır. İktidar, bu nedenle fazla beklemeden erken seçime gitmeyi çıkar yol olarak görebilir.
İkinci seçenek olan RP'nin kapatılmaması halinde de, ciddi olumsuzluklarla karşılaşılacaktır. Bu takdirde, RP, kendisine karşı açılan amansız mücadeleden zaferle çıkmış ve "şer güçleri yenmiş" bir parti imajı kazanacaktır. Bu koşullarda, erken seçime gitmek iktidarın işine gelmese de, gelişmeler onu bu noktaya getirebilecektir.
Çünkü, azınlık hükümeti olan Anasol, ciddi ekonomik kararlara yönelme ve örneğin yapısal reformlara el atmaya cesaret edemeyecek, kemer sıkma politikalarının RP'yi daha güçlendirmesinden korkacaktır. Ağırlaşan ekonomik ve sosyal sorunlar karşısında çaresizlik içine düşmesi, bir azınlık hükümeti olan Anasol'u erken seçime zorlayacak koşulları oluşturabilir.

Ne var ki, her iki halde de erken seçim, karşılaşılan sorunlara çözüm getirmekten uzaktır. İletişim Vakfı tarafından yapılan bir kamuoyu araştırması bu çıkmazı açıkça ortaya koyuyor. Araştırma bulgularına göre, bugün bir seçim olsa oylar şöyle dağılacaktır: RP % 20.22, ANAP: % 20.17, CHP: % 16.36, DSP: % 12.72, DYP: 11.29, MHP: 9.11, HADEP: 3.09, DTP: 1.98, BBP: 1.95, ÖDP: 1.75.
Görüleceği gibi, seçimden yine yamalı bohça bir Meclis çıkacak, lider partilerin oyları yine yüzde 20'ye kitlenecek, yine kısa ömürlü koalisyon hükümetleri birbirini kovalayacak... Türkiye'yi ezen sosyo - ekonomik sorunlar da yeni dev boyutlara ulaşacak...
Kamuoyu araştırmaları, halkımızın % 70'inin Türkiye'nin sorunlarının üstesinden gelecek güçlü tek parti iktidarını beklediğini ortaya koyuyor. Siyasetteki parçalı yapıyı giderecek, güçlü ve istikrarlı hükümetler çıkaracak köklü bir sistem reformuna acilen ihtiyaç var.
Bugünkü yapısı dikkate alınırsa, böyle bir misyonu TBMM'den beklemek ise hayal. O zaman reformu kim yapacak? Türk kamuoyu önümüzdeki yıl bu soruya yanıt arayacak. Zira, 1998'in ufkunda erken seçim var...

Aklımızdan çıkarmamız gereken husus, Türk demokrasisinin ülkeyi yönetmede ve ülke sorunlarına çözüm bulmadaki aczinin bir kere daha tescil edilmesinin, toplumdaki otorite özlemini güçlendirerek demokrasi dışı yöntemlere davetiye çıkarabileceğidir.
Bu bakımdan, halihazır koalisyon partileri ile CHP'nin önlerindeki en büyük görev, Türkiye'de siyasetin tıkanmasına yol açan nedenleri ortadan kaldıracak ve tökezleyen devlet sistemine işlerlik kazandıracak yasal ve anayasal önlemleri almaktır.
Bu yapılmadan erken seçime gidilirse, kısa süre içinde geride bıraktığımız tablodan çok daha kötüsüyle karşılaşacağımız muhakkak...
Gerçekleri konuşursak, 1998'e ekonomik açıdan iyimser bir perspektifle bakmanın hayli zor olduğunu söylemek durumundayız. Önünü göremeyen ve erken seçimi Demokles'in kılıcı gibi daima başının üstünde hisseden bir iktidarın, ekonomiyi sağlığa kavuşturacak ciddi bir istikrar programı uygulaması beklenebilir mi? Meclis'ten geçen bütçenin haline, sosyal güvenlik ve vergi düzenlemelerinin perişanlığına bakınca, bu soruya olumlu yanıt vermek mümkün değil... Açıklanan ekonomik hedeflere ulaşılması şu anda sadece bir hayal...
1998'de Türkiye'nin dış ilişkilerinde beklenebilecek gelişmeleri gelecek yazımızda ele alacağız.

Yazara EmailS.Elekdag@milliyet.com.tr

Hamile eşi aşerince bakın ne yaptıBursa’nın İnegöl İlçesinde aşeren hamile işi için bahçeden elma koparan genç elmanın parasını ağaca astı. Aylar sonra parayı bulan bahçe sahibi notu okuyunca duygulandı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber