Gelen gideni aratıyor

2020 felaketler yılıydı. Kurtulmak için gün saydık. 2021’e en güzel temennilerle girdik. Biraz iyi geçer gibi oldu. Sonra felaketler peş peşe gelmeye başladı. Günlerdir sadece ciğerlerimiz değil, yüreğimiz de yanıyor.

Her türlü acıya şahit olduk ama böylesini görmedik. Ülkemizin her yeri yangın yerine döndü.

Allah bir daha böylesi acılar yaşatmasın.

Bu zor günlerde en önde, en büyük mücadeleyi veren orman şehitlerimize rahmet, ailelerine sabır, yaralananlara şifa, mağdurlara acil destek diliyoruz.

Başta orman söndürme ekiplerimiz olmak üzere alevler içerisinde canları pahasına mücadele veren herkese şükranlarımızı sunuyoruz. Verdiğiniz bu mücadele asla unutulmayacaktır.

Kasıt ve ihmali görülenler vicdanlarda olduğu gibi hukuki olarak da en ağır cezaları almalı, sahip oldukları her şeylerini kaybeden yurttaşlarımızın yaraları en kısa sürede sarılmalı ve ekolojik yaşam en kısa zamanda yeniden yaşam bulmalıdır.

En önemlisi de artık gerekli dersleri ve önlemleri almalıyız...

Tokyo sevindirdi

Başka zaman olsa, olimpiyatlarda alınan başarılar nedeniyle bayram coşkusu yaşardık, şu anda yüzümüzde sadece keder dolu bir tebessüm oluşuyor. O bile bazen zor geliyor.

Sporcularımızı canı gönülden kutluyoruz. Biliyoruz akılları burada ama mademki oradasınız, en iyisi olmak için mücadele edin. Bu zor günlerde, hepimiz için teselli ve gurur kaynağı oluyorsunuz…

Ziya Hoca?

Ziya Hoca’nın istifa ettiğine yönelik söylentiler hâlâ yalanlanmadı. Tam aksine “doğru” diyen çok fazla.

Peki o zaman yerine yeni bir Bakan neden atanmıyor?

YÖK Başkanı’nın atanması da zaman almıştı. Muhtemelen bu hafta içerisinde o da belli olur.

Üzücü olan şu ki Ziya Hoca geldiğinde herkes çok ümitlenmişti, “gidiyor, gitti” söylentileri çıktığında üzülen neredeyse yok gibi.

Eminiz ki onun da bu konuda söyleyecekleri vardır…

Peki, bu arada okullar açılır mı?

Yeni öğretim yılına yeni bir bakanla girmek tam bir macera olur.

Hele ki bir de eğitimin ve siyasetin çok dışında birisi olursa!..

Eğitimin içinden olacaksa da kesinlikle eğitimi bu hale getirenler olmamalı!..

Korona unutuldu!

Acı acıyı unutturur derler, aynen öyle oldu.

Vaka sayısı hızla artmasına rağmen koronayı adeta unuttuk.

Oysa tehlikenin boyutları her geçen gün daha da büyüyor.

Peki, özellikle okulların açılmasına yönelik bir çaba var mı?

Keşke olsa, varsa da biz duymadık.

Ne olur, en azından bu konuyu ihmal etmeyelim, yapılan onca fedakârlık boşa gitmemeli!..

Yeni bir dalgayı, bu moral ve motivasyonla zor kaldırırız.

Her konuda olduğu gibi özellikle pandemi konusunda da daha dikkatli, özenli, uyumlu ve en önemlisi de yapıcı ve samimi olalım...

Tercih adaletsizliği

Üniversite tercihleri yarın başlıyor. Kafalar karmakarışık.

Ne sınav sistemi doğru bir sistem ne de tercih sistemi adil.

Her yıl yüz binlerce gencin üniversiteyi kazanması ve bitirmesine rağmen hâlâ aradığı mesleği bulamayıp yeniden sınava girmesi bu yüzden!

Mevcut sınav sistemi 40 yıl öncenin koşullarına göre şekillendirilmiş, adil olmayan, kendini yenilemeyen ve özellikle de hayattan ve gençlerden kopuk bir sistem.

Tercihler başlıyor, süre çok kısa ama ne sıralamaya ne de geleceğe yönelik en ufak bir bilgilendirme yok.

Yanlış tartıyla doğru ölçüm olmaz ama onlar bunu hep yapıyor.

Acı olan ise bu durumdan ne kendileri ne de üst kurumlar haberdar!...

Alın size bir örnek:

“Çocuğum Güzel Sanatlar Lisesi mezunu. Ve bu çocuktan, kendi bölümüyle ilgili bir bölümde okuyabilmesi için matematik yapması bekleniyor. Barajı geçiyor ama sıralamaya takılıyor. Her çocuğun yeteneği, ilgi alanı, başarılı olduğu dal ayrıdır. Güzel Sanatlar Lisesi’ne seçilerek girdi, başarıyla mezun oldu ama Resim Öğretmenliği bölümüne başvuramıyor!”

Benzer durumda on binlerce öğrenci var. 800 bin barajını aşamadıkları için yetenek gerektiren bölümlere giremiyorlar. Amaç bu öğrencileri mezuna bırakıp dershaneye yönlendirmekse bunu çok iyi başarıyorlar!..

Bugünkü sınav sistemlerinin onlarca yıkıcı etkisi var ama en acımasız olanı, çok azı dışında tüm adaylar üzerinde senden bir şey olmaz algısı oluşturuyor olmasıdır!

Oysa her çocuğun, her gencin, her yetişkinin başarılı olacağı bir alan mutlaka vardır!

Önemli olan, gençlerimizi değersizleştirip hayallerini yok etmek değil, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda başarılı olacakları alanları bulup, o yönde eğitim vermektir!..

Özetin özeti: MEB, YÖK ve ÖSYM doğru yönlendirme konusunda biraz olsun çaba sarf etse ama hepsi koltuk derdinde. Öğrenciyi, veliyi, öğretmeni düşüneni ara ki bulasınız…