Köknel, Gazalcı ve sistem mağdurları!

Psikiyatrinin duayeni, hocaların hocası, bilge insan Özcan Köknel’i, eminim ki, tanımayanınız yoktur.

Gazetecilik hayatımız boyunca, o sadece bir hoca, bir doktor, bir dost değil, en iyi referans kaynağımız oldu her daim.

Kişilikle mesleklerin örtüşmesi çok önemli ve bu konuda Özcan Hoca, inanılmaz bir örnek.

Sabırlı, donanımlı, şefkatli ve en önemlisi de güven verici.

Meslektaşımız Mert İnan, Hoca ile inanılmaz bir söyleşi gerçekleştirip kitap haline getirmiş Bilgenin Aynası, hayatı daha iyi anlamak isteyenler için başucu kitabı olabilir. (hayy kitap, 200 S, 26 TL)

Özcan Hoca psikiyatri dünyası için ne ise Mustafa Gazalcı Hocamız da eğitim dünyası için o. Tam bir eğitim emekçisi, köy öğretmenliğinden milletvekilliğine kadar, eğitimin her kademesinde görev yaptı. Yazmaktan asla vazgeçmedi. Son kitabı Köy Enstitülerinin Meclis Süreci de eğitim sistemimizi daha iyi anlamak isteyenler için müthiş bir referans kitap. Meclisin, eğitime yönelik o günkü tartışmalarıyla, bugünküler kıyaslandığında, gelinen nokta hiç şaşırtıcı olmuyor. (Bilgi, 440 S,30 TL)

Puan yerine yüzdelik dilim

 Liselere giriş sistemi neredeyse her üç yılda bir değişti.

SBS, TEOG, LGS ilk akla gelen bunlar.

Ve her birinin puanlaması da, felsefesi de birbirinden farklıydı.

Durum böyle olunca da nakillerde ciddi sorunlar yaşanıyor.

MEB ise olup biteni sadece seyrediyor!..

Kurumsallık ve sürdürülebilirlik çok önemli. Özellikle de eğitimde.

Bizim gibi göç hareketliliğinin çok olduğu ülkelerde, nakiller kaçınılmaz. Dahası, LGS sistemi, tümüyle nakiller üzerine kurulu.

Hele, seni şimdi bir okula yerleştirelim, sonra, nakille başka bir okula geçersin mantığı hâkim.

Peki ya zorunlu nakiller nedeniyle, okul değiştirenlerin durumu ne olacak?

Para birimi olarak TL’nin yanı sıra euro ve dolar’ı da kullanır ve kur da sürekli değişiyor olursa, neyi esas alacaksınız?

İki yıl önceki kur deseniz arada çok fark var. Farklı para birimlerine, aynı muameleyi yapsanız hiç içinden çıkamazsınız!

Nakillerde de durum bu.

Aşağıdaki mektupta yaşananlar, sadece bir velimizin başından geçenler değil. Aynı durumda olan o kadar çok mağdur var ki, MEB’in çözüm üretmesi gereken süreç, geldi de geçiyor. Ama zararın ve eziyetin neresinden dönülse kârdır!..

Ortada kaldık!

 “Kızım 2018 LGS’de 427 puan ve 0.88 yüzdelik dilimle Kadıköy Anadolu Lisesi’ne yerleştirildi.

Ortaokul hayatı boyunca hayal ettiği okuluna kavuşmuştu. 2 ay kadar bu okulda hazırlık okurken geçirdiğim rahatsızlık nedeniyle Antalya’ya gelmek zorunda kaldı.

Antalya’da hazırlık sınıfı bulunan bir kurum olmadığı için 9. sınıfa nakli yapıldı ve bu seneyi burada bitirdi. Ancak okul idaresiyle geri nakliyle ilgili görüşmelerimiz ışığında dönem ortası taleplerimiz yılsonu temmuz ayındaki nakil dönemini bekleyip nakil sınavına (nakil için yabancı dil ve edebiyatta yeterlilik sınavı) girmesi yönünde yönlendirildik.

Gün geldi çattı ve nakil sınav tarihi açıklandı ve kızım yaklaşık yarım dönemden fazla yabancı dilini sürekli dışarıdan takviye ederek bu sınava hazırlandı. Ancak nakil sınavına başvuru için MEB sisteminden öncelikli nakil talebinin yapılması gerektiğinden kızımın nakil talebini sistem 9. sınıftan 10. sınıfa yapmak durumunda olduğundan ve sistemdeki taban puan olarak 2017 TEOG taban puanı olan 493 puanı gördüğünden, nakil başvurusu için yeterli puan değildir diyerek nakil sınav başvurusunu reddediyor.

Hakkaniyet adına kurulan bir sistemin de mutlaka eksikleri olabilir. Ancak kızım sınavı kazandığı sene hazırlık muafiyet sınavına girseydi ve kazansaydı yine 493 puanlı TEOG öğrencileriyle okuyacaktı.

Kaldı ki 2017 son TEOG döneminde söz konusu okul 1.05 yüzdelik diliminden öğrenci alırken kızımın LGS’deki yüzdelik dilimi 0.88. Nereden ele alsak bir mağduriyet var.

Devletin, eğitim gibi bir alanda, haklı mağduriyetleri minimuma indirme zorunluluğu var. Nakillerde, LGS ve TEOG puanlarını değil, yüzdelik dilimi esas alması elzem görünüyor.”

Özetin özeti: Sorun yaratmakta üzerimize yok!..