Abbas Güçlü

Abbas Güçlü

aguclu@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Tanımlanmış ve eğitimi yapılan meslek yelpazesi hızla değişiyor. Dünün mesleklerinden pek çoğu gibi bugünün mesleklerinden önemli bir bölümü de şimdiden işlevini yitirmeye başladı. Kimilerine göre çok yakın zamanda günümüz mesleklerinin yüzde 70’i yok olacak!

Peki ya sonrası?

Eğitim, bizim gibi ülkelerde çok önemli. Büyüklerimizin “Ceketimi satarım, hamallık yaparım çocuğumu yine de okuturum” demesi bu yüzdendi...

Son birkaç yüzyılımızı eğitime harcadık, son 50 yılda da bu doruğa çıktı.

Hem devlet hem de aile bütçesinden en büyük payı eğitime ayırdık.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

O yetmedi, tüm zamanımızı da daha iyi okullara girelim, daha iyi bir gelecek yaşayalım diye sınavlar için harcadık. Çocuklarımız çocukluğunu, gençlerimiz gençliğini yaşayamadı. Ebeveynler ise bu süreçte fedakarlık yapmaktan bitap düştük...

Okumak, daha çok okumak istiyorduk ama ne istediğimizi tam olarak akıl, mantık, insan gücü ve istihdam ölçeğine bir türlü oturtamadık!

Sosyal bilimleri öldürdük, temel bilimleri yok saydık, mühendisleri sıradanlaştırdık, sanatı, sporu görmezden geldik, mesleki eğitimi değersizleştirdik, insan gücü planlaması ve üretim odaklı istihdam politikalarını rafa kaldırdık ama herkesi diplomalı yaptık!

Peki istediğimiz bu muydu?

Diplomalar bir işe yarıyor mu?

Okumuşların itibarı ne oldu?

Aldığımız eğitim, harcanan emeğe, zamana ve paraya değdi mi?

En iyi öğrencilerimizi önce tıbba yönlendirdik, şimdi de mühendisliğe.

15 yıl öncesine kadar ilk 100’e girenlerin yarıdan fazlası tıp seçerdi, şimdi ara ki bulasın.

Yapılan açıklamalara göre en tepedeki her 6 öğrenciden 5’i mühendisliği seçiyormuş.

Sevinelim mi üzülelim mi?

Seviniyoruz çünkü dünya ekonomisinin gidişatına onlar yön veriyor.

Kalkınmanın lokomotifi onlar.

Üzülüyoruz çünkü diğer alanların da en iyi beyinlere ihtiyacı var.

Peki en iyi öğrencilerimizi mühendisliklere yönlendirip en iyi eğitimi verebiliyor muyuz?

Kolay iş bulabiliyorlar mı, hak ettikleri maaşları alabiliyorlar mı? Yurt dışına açılmalarını önleyici ortamlar yaratabiliyor muyuz?..

Burslu öğrenciler ile paralı öğrencileri aynı sınıfa, aralarında yüz binler fark olan bölümlerden mezun olanlara aynı diplomayı vermenin ötesine geçebiliyor muyuz?

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Yıllardır sözünü ettiğimiz uzman mühendislik yasasını ya da mesleki yeterlilik sınavını çıkartabiliyor muyuz?

Hayat bir zincirin halkalarından oluşur ve her meslek, her birey o halkanın parçalarından birisidir. Eğer o halkaların mukavemeti aynı oranda güçlü değilse zayıf olduğu yerden kopar ve o döngü artık işlevini kaybeder.

İşte bu yüzden mühendisler, mühendis odaları, sendikaları “en iyiler bizi seçiyor” diye sevinirken, meslekleriyle gurur duyarken, diğer alanların sessiz kalması kabul edilemez…

Örneğin bazı meslekler için sıra barajı varken diğerleri için neden yok?

Barajlı mesleklerin önemine zerre kadar denilecek söz yok ama peki ya diğerleri?

O meslekler, en dipteki öğrencileri alsa da değişen hiçbir şey olmayacak algısı mı söz konusu?

Eğitime ve sonrasına nereden bakarsak bakalım konuşulacak o kadar çok konu var ki 7/24 tartışılsa yine de bitmez!

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Eğitimi hiç kale almayanlar yoksa bu yüzden mi eğitimden hiç söz etmiyorlar?..

Yeni bir bakış açısı şart!

MEB’in 4+4+4’ü yeniden gözden geçireceğiz yönündeki açıklamaları, YÖK’ün üniversiteleri 3 yıla indirme projesi, sanayi odalarının ara insan gücü haykırışları muhtemelen bu arayışların bir parçası.

Benzeri sıkıntılar sadece bizde değil dünyanın her yerinde yaşanıyor.

Bilim ve teknoloji aldı başını gidiyor, eğitim onun gerisinde kaldı. Öğretim kurumları binlerce yıllık alışkanlığından vazgeçmiyor. Yaşama ve geleceğe yön verenler ise neyi, nasıl yapacaklarının çaresizliği içerisindeler.

Bir yanda diplomalı işsizler, yeni nesil mesleklere yönelik ihtiyaçlar ve en önemlisi de giderek artan sosyal baskılar! Kafalar hiç olmadığı kadar karışık…

Özetin özeti: Eğitim bir zamanlar her kapıyı açan altın anahtardı, şimdi boşa zaman kaybı olarak görülüyorsa bunun kabahatlisi o değil, çağı doğru okuyamayan bizleriz!..