Abbas Güçlü

Abbas Güçlü

aguclu@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

“Hangi konuda yapmıyoruz ki?” diyen çok çıkacaktır. Daha da vahimi yapılan hataları ne kadarımız hata olarak görüyor?

Doğru teşhis olmadan doğru tedavi mümkün değil. Bu yüzden de sorunları çözme yerine kronikleşmesine izin veriyoruz. Oysa hatadan dönmek de bir erdemdir…

“Nerede hata yapıyoruz?” sorusuna genel çerçevede bakmaya kalkarsak içinden çıkamayız. Bu yüzden bugün sadece eğitime odaklanalım.

Akıl, eğitim ve bilim toplumu olmadan refah toplumu olunamayacağını, olunsa bile sürdürülebilir hale gelemeyeceği konusunda eminim ki herkes hemfikirdir. Olmayanlara da demokrasinin, insan haklarının, hukukun, doğaya saygının, sanatın, kültürün, geleneklerin dolayısıyla refahın sürdürülebilir olduğu ülkelere bir de bu çerçevede bakmalarını öneririz.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Peki eğitimde nerede hata yapıyoruz?

Gelin önce hep birlikte durum tespiti yapalım:

■ Eğitim kademeleri içinde en önemli olan okul öncesi eğitim. Peki okul öncesi eğitim, 12 yıla çıkan zorunlu temel eğitim kapsamına giriyor mu? Hayır!

■ Eğitimin en temel amaçlarından biri de her öğrencinin ilgi ve yeteneklerini keşfedip onları geliştirmektir. Bu yapılıyor mu? Hayır.

■ Eğitim ve öğretim bir anlamda yaşam sanatıdır ve kişileri mutlu etmek için vardır. Peki öğrenci ve mezunlar mutlu mu? Hayır.

■ Akıl, bilim, planlama, disiplin, sorma, sorgulama, vizyon, aidiyet, araştırma eğitimin olmazsa olmazlarıdır. Peki bunları her bir öğrencimize kazandırabiliyor muyuz? Keşke gönül rahatlığıyla evet diyebilseydik.

■ Ülkemizin ve dünyanın gidişatı ve ihtiyaçları doğrultusunda insan gücü planlaması yapıyor muyuz? Sonuçlar ortada!

■ İstihdama ve üretime yönelik bir yönlendirme ya da kontenjan dağılımı var mı? Hayır!

■ Anaokulundan doktoraya kadar her dersin öğrencilere kazandırmakla zorunlu olduğu yetkinlikler var. Peki LGS, YKS, KPSS, ALES tarzı sınavlarda bu derslerde kazandırılan ya da kazandırıldığı varsayılan derslerin yüzde kaçından soru soruluyor? Yok denecek kadar az!

■ Öğrenci olsanız sınavda soru sorulmayan dersleri ciddiye alır mıydınız? Sonuç ortada!

Haberin Devamı
Haberin Devamı

■ Eğitim ve öğretimin görevi öğrencilerin ufkunu açmak, yaratıcılığını, üretkenliğini, sorun çözme yeteneklerini, sosyalleşmesini, paylaşmayı, yaşam disiplinini, en önemlisi de milli ve manevi değerlerini geliştirmek ve yaşam biçimi haline getirmektir. Peki bunu kazandırıyor mu? Gelinen nokta ortada…

Daha onlarca hatta yüzlerce durum tespiti yapabiliriz.

Öğretmeninden öğrencisine, velisinden işverenine, öğretim kurumlarından mezunlarına, muhalefetten iktidara, muhtarından Cumhurbaşkanına kadar hemen herkes tüm bu sorunların fazlasıyla farkında. Ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği için çok daha iyi bir eğitim konusunda samimi olduklarına da inanıyoruz.

Peki o zaman neden yanlışa dur diyemiyoruz, yol alamıyoruz?

İşte en çarpıcı olan başlıca nedenler:

■ Günü kurtarmanın ötesine geçemiyoruz.

■ Yanlışı yanlışla çözmeye çalışıyoruz.

■ Çocuklarımızın sınav köleleri haline gelmesinden büyük rahatsızlık duyuyoruz ama sınav ve diploma odaklı eğitimden asla vazgeçmiyoruz.

■ Anayasa ve Temel Eğitim Kanunu ile belirlenen ilkeleri göz ardı ediyoruz.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

■ Eğitime pedagojik değil ideolojik bakıyoruz.

■ Her akademisyeni eğitimci sanıp bakan yapıyoruz.

■ Popülist kararlar alıyoruz.

■ Sürdürülebilirlik eğitimin olmazsa olmazı olmasına rağmen, aynı iktidarların farklı bakanları bile bunu ciddiye almıyor.

■ Hükümet ve devlet politikaları ile icraatlar örtüşmüyor ve bu durum kimsenin umurunda değil!

■ “Milli”lik partiler üstü olmayı gerektirirken bunu Cumhuriyet tarihimizin çok kısa bir döneminde başarabildik.

■ Eğitime yön veren kurumlar ve sonrasında onları istihdam eden sektörler arasında bir eşgüdüm sağlayamadık.

■ Eğitimi yaygınlaştırdık, herkesin ulaşabileceği bir noktaya getirdik ama içini dolduramadık.

■ Eğitime yapılan meslek yelpazesini yenileyemedik, geliştiremedik, standart hale getiremedik, kaliteyi yükseltemedik.

■ Uygulanabilirlikleri ve ihtiyaçlar hiç dikkate alınmadan hızlı karar aldık, pek çoğu ya yargıdan döndü ya da daha mürekkebi kurumadan getirenler tarafından değiştirildi.

■ Akıl, bilim, tecrübe, liyakat ve yerine deneme yanılma yöntemini tercih ettik!

Haberin Devamı
Haberin Devamı

■ Öğretmen, öğrenci ve veliler başta olmak üzere eğitimin tüm paydaşları ile genel memnuniyet arasındaki korelasyonun önemini bir türlü anlayamadık, dayatma yönteminden asla vazgeçmedik!

Özetin özeti: Eğitime bakış açımızı değiştirmeden ne eğitimdeki memnuniyeti artırabiliriz ne de diğer sorunlarımızı çözebiliriz. “Her şeyin başı eğitim” denilmesi bu yüzden!..