Abbas Güçlü

Abbas Güçlü

aguclu@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

ÖSYM ve MEB’in yaptığı sınavlara her yıl 10 milyon civarında aday giriyor. Sevinenlerin sayısı bir milyonun çok altında. Sınavları kazananların çoğu kazandıkları lise, fakülte ve üniversitelerden memnun değil. KPSS ve benzeri sınavlarda ise dereceye giren adayların bile işe girme garantileri yok.

Çok daha vahimi ise MEB, YÖK, ÖSYM ve en önemlisi de Cumhurbaşkanı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu’nun yanı sıra TBMM Milli Eğitim Komisyonu’nun da duruma müdahil olma yerine yaşananları sadece uzaktan izlemeleri.

Haberin Devamı

Üniversite sınavlarına başvuran aday sayısı son iki yılda bir milyon azaldı! Niye diye kimse merak etmedi, üzerine gitmedi, gerekli önlemler alınmadı.

YKS’ye bu yıl 2.5 milyon aday başvurdu. Asıl şaşırtıcı tablo ise üniversiteyi kazanıp da kaydını yaptırmayanlarda yaşandı. 2025 YKS Birinci yerleştirme sonunda 53 bin kontenjan boş kalmıştı. Kayıtlar bitti, ek yerleştirmeye geçildi ve boş kontenjan sayısı azalacağına 53 binden 122 bine fırladı. Yani birinci yerleştirmede 70 bine yakın aday kazandığı halde üniversiteye kaydını yaptırmadı ya da yaptıramadı. Ki bu boş kontenjanlardan pek çoğu da parasız devlet üniversitelerinde!..

Anadolu liseleri ve kolejlere girişte de durum farklı değil.

MEB mevcut sistemi getirirken “Liselerin en fazla yüzde 20’sine sınavla öğrenci alırız, başvuran sayısı da mezunların dörtte birini geçmez” diye yola çıktı, tam tersi oldu! Neredeyse tüm ortaokul mezunları sınava girmeye başladı ve öyle devam etti. Yani her 10 kişiden birini memnun edeceğiz diye 8-9’unu mutsuz ettik, değersizleştirdik, hayata küstürdük.

Hukuk Mesleğine Giriş Sınavı’nda ise başarı seviyesini öylesine yükselttik ki hukuk mezunlarının yüzde 80’ine yakını ne hâkim ve savcı ne de avukat ve noter olabilecek!..

Sınavlar olmasın mı elbette olsun ama yolu, yöntemi bu olmamalı.

Sınav hakkı tanıyarak önce herkese büyük hayaller kurduruyor, sonra da çok önemli bir bölümünün bırakın hayallerini, hayatlarını da alt üst ediyoruz. O yetmiyor üniversiteden mezunu ediyoruz ama diplomaları bir işe yaramıyor. Sınav köleliğine devam ediliyor.

Haberin Devamı

Vahimin de vahimi ise başarı barajı ya en dibe indiriliyor ya da en tepeye çıkartılıyor.

Üniversiteye girerken 180 soruda 0.5 netiniz olması, puanınızın hesaplanmasına yetiyor, puanınız hesaplandığında da kontenjanları dolmayan pek çok bölüme elinizi kolunuzu sallayarak girebiliyor ve hatta diploma alabiliyorsunuz!

Öte yandan bazı sınavlarda ise ilk 100’e girseniz bile atanamıyor, 120 soruda 79’unu yapsanız bile staj hakkı bile elde edemiyorsunuz!..

Anlayacağınız sadece adayların değil eğitime yön veren kurumların da kafası karmakarışık.

Bu yüzden MEB, YÖK, ÖSYM ve üniversiteler başta olmak üzere tüm eğitim paydaşlarının tüm bu yaşananları enine boyuna, A’dan Z’ye masaya yatırmalarının zamanı geldi de geçiyor.

Çocuklarımızın sınav köleleri haline getirilmesine karşı çıkanların en başında Cumhurbaşkanı Erdoğan geliyor. Belediye başkanlığı ve başbakanlık dönemlerinde olduğu gibi şimdi de hep sınavların azaltılmasını istedi ama o bunu istedikçe sınav bağımlılığının dozu daha da artırıldı. Bu yoğun gündem arasında keşke biraz da eğitime zaman ayırsa, söyledikleri ile yapılanlar ne kadar örtüşüyor bir göz atsa!..

Haberin Devamı

Neler yapılmalı?

Dünyanın hiçbir yerinde doğan her çocuk üniversite kapısına yığılmaz, o kadarla da kalınmayıp üniversite mezunu yapılmaz! Zaten herkesin üniversite mezunu olacağım diye beklentisi olmadığı gibi vatandaşlarının tümü üniversite mezunu olan bir ülke de yok!

Gelişmiş ülkelerde bu oran 30, 35 üniversite, yüzde 65-70’i meslek eğitim yönündeydi. Üniversiteye giden sayısı bizde hızla artarken onlarda giderek azalmaya başladı. Dünyadaki gidişata göre özellikle de yapay zekâ ve robotların fabrikalardan sonra yaşama da katılmalarıyla meslek yelpazesinde çok büyük değişiklikler olacağına kesin gözüyle bakılıyor. Yani istihdama dayalı bir eğitim modeli her zamankinden daha elzem hale geldi. Peki ilgili kurumlar bunun farkında mı? Keşke gönül rahatlığı ile evet diyebilseydik…

Özetin özeti: Üniversitelerde boş kalan her kontenjan için yapılan masraf ile bir, her işe yaramayan diplomaya harcanan kaynaklarla da üç, dört kat istihdam yaratılabilirdi. Gelinen nokta ise ortada…

Haberin Devamı