Susuz hayat, zor hayat!

Her ne kadar günlerdir yağmur ve kar yağıyor olsa da kuraklık riski sona ermiş değil.

Dünyanın en önemli gündem maddelerinden biri de bu.

Küresel iklim değişikliği, tarımı fena halde vurdu, vurmaya da devam edecek.

Dün, Dünya Su Günü’ydü. Bu vesileyle açıklanan rakamlar korkunç:

“Bugün itibarıyla dünyada yaklaşık 1,5 milyar insan temiz içme veya kullanım suyundan yoksundur. Her yıl yaklaşık 5 milyon insan temiz suya ulaşamama kaynaklı hastalıklardan dolayı ölmektedir. Kentleşmenin hızlı artısıyla birlikte 2025 yılında dünya nüfusunun üçte birinin şiddetli derecede su sıkıntısı çekeceği öngörülmektedir.

Su, gıda güvenliğinin ve gıda güvencesinin sağlanmasında olmazsa olmazlardan biridir. Su güvencesi olmadığında gıda güvencesinden, su güvenliği olmadığında ise gıda güvenliğinden söz etmek mümkün değildir. Dünya besin tüketiminin yüzde 65’i sulanan alanlardan karşılanmaktadır.”

Yani su yoksa hayat da yok. Ne olur artık bunu kavrayalım ve ona göre hareket edelim. Eğitimin bir parçası haline getirelim.

Örneğin, akarsularımızı yeterince değerlendirebiliyor muyuz, örneğin yağmur ve eriyen kar sularını yeterince toplayabiliyor muyuz?

Bu konuda bir bilinç oluşturabiliyor muyuz?

Çok daha önemlisi, Bakü’den İskenderun’a petrol, yine Bakü’den Avrupa’ya doğal gaz, Mersin’den KKTC’ye su taşınabiliyor da Türkiye’nin bir ucundaki sular öteki ucuna niye taşınamıyor?..

Petrol ve doğal gaz kıymetli de su değersiz mi?

Kuraklık demek, aç ve susuz kalmak demek. Bunun ne anlama geldiğini görmek için bu sıkıntıyı çeken ülkelere bakmak yeter de artar.

Önümüzdeki yıllarda suyun petrolden çok daha önemli hale geleceği hep söyleniyor. Ülkemizin bir su politikası mutlaka vardır. Son yıllarda yaşanan kuraklıklardan sonra bu konuya mutlaka kafa yorulmuştur. Keşke bu çalışmalar, kamuoyuyla da paylaşılsa, destek istense ve öncelikli konular arasında alınsa.

Savaş, ekonomi, seçim yasası gibi çok önemli konuların tartışıldığı şu günlerde, sudan meselelerle ilgilenmek, kimilerine abes gelebilir ama siz yine de kuraklığın yaratacağı sıkıntıları biraz olsun düşünün.

Su fakiriyiz!

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi 22 Mart Dünya Su Günü nedeniyle bir durum tespiti yaptı. İşte önemli satır başları:

Şu an için yılda 1400 metreküp düzeyinde olan kişi başına su tüketimi, ülkemizin su fakiri bir ülke olduğunu göstermektedir.

Ülkemizin yıllık 112 milyar metreküp teknik ve ekonomik su rezervi olduğu tahmin edilmektedir. Bu miktarın 45.05 (yüzde 77) milyar metreküpü sulamada, 13.36 (yüzde 23) milyar metreküpü de içme, kullanma ve sanayi suyu ihtiyacını karşılamada kullanılmaktadır.

Su kaynaklarımızın büyük bir kısmının tarımsal amaçlı kullanılıyor olması, önemli bir tarım girdisi olan suyun, damla ve yağmurlama teknolojilerinin desteğiyle, akılcı ve etkin kullanımını gerektirmektedir.

Halen ülkemizde tarımsal sulamanın yüzde 85-90’ı geleneksel salma sulamayla, yüzde 20’si ise modern damla/yağmurlama sistemleriyle yapılmaktadır. Dünyada modern sulama sistemlerinin oranı yüzde 45’tir.

Geleneksel sulamada suyun yüzde 30-35’i bitki tarafından kullanılmakta iken, modern sistemlerde suyun yüzde 90-95’i kadarının bitki tarafından kullanıldığı yapılan araştırmalarda tespit edilmiştir.

Ülkemizde modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, sulama dönemlerinin bitkinin su gereksinimine göre daha kesin bir biçimde ayarlanması, vb. önlemlerle tarımsal kullanımdaki yüzde 10’luk tasarruf sanayideki kullanımı yüzde 50, içme ve kullanma suyundaki kullanımı yüzde 100 artırmaktadır.

Görüldüğü gibi, sulamada, yüzde 20’lik tasarruf 1 milyon hektar ek alanın sulanması demektir.

Yer altı suyu kullanımı kalkınma planlarında öngörüldüğü gibi kademeli olarak azaltılmalı, yer altı suları kurak yıllarda kullanılacak rezervler olarak değerlendirilmelidir. Unutulmamalıdır ki su yoksa hayat yoktur.

Özetin özeti: Sınav odaklı eğitimden yaşamak odaklı eğitime geçmenin zamanı hâlâ gelmedi mi?..