Trafik canavarı?

Trafik canavarı?

       BİRİ bakan çocuğu üç genç kız, sabaha kadar diskoteklerde eğlenip, babalarının son model Mercedes'iyle sürat sınırını zorlarken elim bir tarfik kazası yaşadı. Sonuç: Bir ölü, iki yaralı.
       Haberi duyduğumuzda içimiz cız etti. Bir anne, baba için daha büyük nasıl bir felaket olur ki diye düşündük. Keşke hiç olmasaydı. Ölene rahmet, yaralılara şifa, gözü yaşlı yakınlara da sabır diliyoruz...
       Ama madalyonun bir de öteki yüzü var:
       Kazaya neden olan 18 yaşındaki genç kızımızın ehliyeti bile yokmuş...
       En büyük trafik canavarının cehalet olduğu konusunda artık kimsenin kuşkusu yok. Son kaza da bunun en açık göstergesi.
       Uykusuz, alkolü, ehliyetsiz ve hız sınırlarını zorlayarak araç kullanmak, cehalet ve kazaya davetiye çıkarmak değil de, nedir?
       Bu konuda suçlu olan sadece gençler mi? Kesinlikle hayır. En az aileleri de onlar kadar kusurlu. Hatta daha fazla. Haydi kızlar gençti, ya aileleri?..
       Türkiye bu yanlışı hep yapıyor. Anne, babalar çoğu kez güya çocuklarının iyiliği için her türlü yaşamsal kuralı bir kenara itip, züppeleşmelerine ortam hazırlıyor. Bunu hemen her konuda görüyoruz. Çocuğunu okuyabileceği okula değil de, hava atacağı okula gönderip, öğrenim hayatlarının zehir olmasından tutun da, bir öğrenciden çok trilyoner hayatı yaşatanlara kadar ne ararsanız var.
       Geçtiğimiz günlerde haber yapıldı. ABD Başkanı'nın kızı Volkswagen'e binerken, bizimkiler son model Mercedes'lerden inmiyor. Geçtiğimiz aylarda İstabul Belediye Başakanı'nın oğlu da bir sanatçının ölümüne neden olmadı mı? Daha önce de pek çok politikacı ve işadamının çocucukları genç yaşta trafik terörüne kurban gitmediler mi?
       Çağdaşlığı ağzımızdan hiç düşürmüyoruz. Batılı bir anne, baba ya da bir genç, uykusuz, alkollü, ehliyetsiz ve hız sınırlarını aşan bir süratte araba kullanır mı, kullandırtırır mı? Evet demek çok zor.
       Fazla uzağa gitmeden İstanbul bar ve diskoteklerinin çeveresinde ufak bir tur atın yeter. Neler göreceksiniz, neler...
       Okumuş da olsalar cehaletin pençesinden kurtulamayan aileler ve çocukları kadar devletin bu konudaki kusuru da anlaşılır gibi değil. Devlet yol güvenliği ve vatandaşlarının hata yapmalarını önlemek için ne kadar caydırıcı olabiliyor? Hırsızı, dolandırıcıyı, caniyi affettiği gibi trafik canavarlarını da affetmekten ve daha fazla suç işlemeye özendirmekten öte ne yapıyor? Para cezası ve rüşvetin dışında, trafikte insanları bilinçlendirmeye yönelik hangi caydırıcı, bilinçlendirici yöntemleri var?..
       Sonuç olarak, canımız kadar sevdiğimiz çocuklarımızın en ufak bir acı ve hayal kırıklığı yaşamamaları için biz büyüklere büyük görev düşüyor. Onlara her şeyin en iyisini vermek elbette her anne baba için en büyük mutluluk kaynağı, ama ne olur zamanlamasını iyi yapın!..
       Umarız bu son kaza, gençlere, özellikle anne ve babalara önemli bir ders olur!




Yazara E-Posta: A.Guclu@milliyet.com.tr