Ekimde pik yapar yılbaşında aşı üretilir

Türk Eczacıları Birliği Başkanı Çolak ile salgının gidişatını, ilaç ve aşı çalışmalarını konuştuk. Salgının ciddi boyutlarda devam ettiğini belirten Çolak, eylül sonu ekim başı pik yapmasını düşündüklerini dile getirdi. Çolak aşının da yılbaşından sonra üretilebileceğini, mart, nisan gibi kullanılabileceğini söyledi

Koronavirüs salgınında her geçen gün rakamlar yükseliyor.

Herkes ne zaman biter sorusunu soruyor ama tedbirlere tam anlamıyla uyulmuyor.

Sanki hiç salgın yaşanmamış gibi davrananlar çok.

Salgın ne zaman pik yapar? İlaç ve aşı ne zaman kullanılmaya başlanır? Hangi tedbirler alınmalı? Kimler hangi aşıları olmalı? Bu gibi soruların yanıtlarını Türk Eczacıları Birliği Başkanı Erdoğan Çolak ile konuştuk.

Zatürre ve grip aşının olunmasını tavsiye eden Çolak, salgından korunmak için düzenli beslenmenin ve uyumanın, stresli ortamlardan kaçınmanın ve açık havada egzersizlerin önemli olduğunu kaydetti.

Salgının ciddi boyutlarda devam ettiğini belirten Çolak, eylül sonu ekim başı pik yapmasını düşündüklerini dile getirdi. Çolak koronavirüs aşısının da yılbaşında sonra üretilebileceğini, mart, nisan gibi kullanılabileceğini söyledi.

Çolak Milliyet’in sorularını şöyle yanıtladı:

Ekimde pik yapar yılbaşında aşı üretilir

YAVUZ ÖZDEN Milliyet

ECZACILARIN YÜKÜ ARTTI

Salgın süreci eczacılar açısından nasıl gidiyor?

Sağlık Bakanlığı’nın ve ilgili birimlerin hemen bir bilim kurulu oluşturması ve gerekli önlemlerin alınması noktasında harekete geçmesi salgının ilk başlarda yayılımını belirli ölçülerde azalttı. Çeşitli tedbirler alındı. Bu tedbirlerle ilgili olarak da bizim göstergelerimiz ve bu pandeminin ülkede yarattığı manzaraya baktığımızda iyi durumda olduğumuzu söyleyebilirdik. Ancak son zamanlarda yeni normalleşme dediğimiz olay gündeme gelince, bu yeni normalleşmeyi vatandaş her şeyin serbest olduğu eskiye dönüş olarak algıladı. Öyle olunca da rakamlarda sıkıntı baş göstermiş vaziyette. Rakamlar iç açıcı görünmüyor. Onun için bize göre pandeminin ilk ortaya çıktığı dönemde alınan tedbirler daha sıkı biçimde sürece yayılabilseydi biraz daha rahat atlatabilirdik diye düşünüyoruz. Ancak geldiğimiz noktada Sağlık Bakanı’nın da açıkladığı gibi birinci salgının piklerini yaşıyoruz. Birinci piki mayıs haziran da yaşadık ikinci piki de şimdi yaşıyoruz. Rakamlarımız gittikçe kabarıyor. Eczacılar açısından durumu değerlendirirsek, hekimler, hemşireler gibi görevimizin başındaydık. Özellikle hastanelerinin pandemi hastanesine dönüşmesi, polikliniklerin yapılmaması, ilaçların rapor sürelerinin uzatılarak verilmesi, sağlık ocaklarının ve hekimlerin pandemi dolayısıyla diğer alanlara kaydırılması hastaların eczaneye akışını sağladı, eczanelerin yükü arttı. Ve bu konuda eczacılar hastaneye ulaşmayan vatandaşlara sosyal güvenlik kurumunun sağladıkları olanaklar ölçüsünde ilaçlarını vermeye çalıştılar.

15 ÜLKEDE CİDDİ AŞI ÇALIŞMASI VAR

Salgında son durum ne? İlaç, aşı çalışmaları nasıl gidiyor?

Salgın ciddi boyutlarda devam ediyor. Avrupa ülkelerine baktığımızda artık salgının ikinci aşamalarını yaşıyoruz. Dünya ve Türkiye’de de can kaybı ve vaka sayıları artıyor. Burada insanlar daha çok kendi vücut dirençlerini artırıcı ilaçlara önem gösteriyor. Ama burada yapılması gereken şey; şu ana kadar bir ilaç veya aşı bulunmuş değil. İlaç zaten zor bir şey. Bir çırpıda ortaya çıkarılabilecek bir şey değil. Ama aşı öyle değil. Aşı çalışmaları yapılıyor. Bu çalışmaların sonucunda yaklaşık 15 ülkede ciddi bir çalışma var. Yalnız 4 ülke bu konuda çok daha ileri gelmiş noktada. Bunların bir süre sonra da aşı üretimine geçecekleri ifade ediliyor. ABD, Çin, İngiltere ve Almanya aşı noktasında diğer ülkelerden çok daha ön almış vaziyetteler. Şimdi insan denemeleri yapılıyor. Yılbaşından sonra üretim gerçekleşebilir. 2021’nin mart, nisan gibi aşı çıkabilir. Ondan sonra ‘bunu önce kimler kullanacak’ noktası soru işareti olarak önümüzde duruyor. Hangi ülkelere gidecek bu aşılar sorusu gündemde duruyor. 

DÜZENLİ BESLENİN VE UYUYUN

Eczacılar olarak vatandaşa önerileriniz ne olur?

Burada dikkat etmemiz gereken konu şu: Bu bir gribin mutasyona uğramış yeni versiyonu diye düşünebiliriz bunu. Bu yüzden yapmamız gereken şey düzenli beslenmek, düzenli uyumak, stresli ortamlardan kaçınmak, daha çok açık havada egzersiz yapabilecek işlemleri yapmak vücut kimyamız açısından. Bunların dışında da vücut mekanizmasını koruyacak önlemler almak gerekiyor.

ZATÜRRE VE GRİP AŞISI OLUNMALI

Hangi aşıları olalım tartışmaları var. Grip ve zatürre aşılarını kimler olmalı?

Aşı şüphesiz koruyucu özelliği olan bir ürün. Biz bu noktada aşı karşıtlığına karşı çıkan birçok kampanya yaptık. Aşılar önemli ve koruyucu hekimlik dediğimiz şeyin başında aşılar geliyor. Aşılar koruyabilir insanları. Kovid-19 daha çok akciğere yapışan ve orada puslu bir görüntü sağlayan, akciğerin çalışmasını engelleyen bir virüs.

Bu dönemde hepimizin zatürre aşısı yaptırmasında yarar var. Ama kronik hastalığı olanların mutlaka bunu yaptırması önemli. Grip aşısı ile ilgili, 6 yaşından küçük çocuklar, kronik rahatsızlıkları olanlar, 65 yaş üstü, çok seyahat edenler gibi birtakım kıstaslarımız vardı. Ama artık bu dönemde grip aşılarının da yapılmasında yarar var diye düşünüyoruz. Yani zatürre ve grip aşılarının yapılmasında yarar var. Türkiye’de bu aşıların üretimi yapılmıyor. Bu aşılar yurtdışından geliyor. Geçen yıl 1,5 milyon ünite aşı geldi. Bu yılda bu civarda gelecek. Geçen yıl böyle bir vaka yoktu. O aşı bile Türkiye’ye yetmemişti. Bu sene bu aşılar en az 3-4 kat daha fazla kullanılacak gibi duruyor. Bu yüzden yetkililerin bir an önce bu aşılarla ilgili çabanın içine girmesi veya yurt içine bu aşıların girmesinin sağlanması lazım. Yoksa önümüzdeki dönem biraz daha sıkıntılı bir sürece yol açacak.

İLAÇ FİRMALARI ARGE’YE PARA AYIRSIN

Türkiye’deki aşı çalışmaları nasıl gidiyor?

Şu anda Türkiye’de bir aşı çalışması yapılıyor ancak henüz ortaya çıkmış bir şey yok. Ülkemizin yapmasında yarar var. Çabalar var ama ortaya çıkan bir tablo söz konusu değil. Biz de destekliyoruz. Türkiye ilaç üretimi yapan 50 ülkeden birisi. Hem hammadde konusunda hem normal mamul madde konusunda dışa bağımlı çabamız var. Biz istiyoruz ki Türkiye kendi ilacını üretebilir noktaya girsin. Bunun için de ilaç firmalarının ARGE’ye para ayırması lazım. Üniversitelerle iş birliği yapmaları lazım. Ve bu konuda yoğun bir çabanın göstermesi gerekir. İlaç üretimi ekonomik açıdan zor ama stratejik bir ürün. Bu tür çabaları destekliyoruz Türkiye Eczacılar Birliği olarak. Ülkemizin buna yönelik çaba içine girmesini de takdirle karşılıyoruz. Ama sonuçlarını bir an önce de görmek istiyoruz.

DÜĞÜNLER KALABALIK YAPILMAMALI

Zor şartlarda çalışanlar doktorlar, hemşireler, eczacılar. Ama vatandaşta ‘bana bir şey olmazcılar’ fazlalaştı. Buna yönelik neler söyleyeceksiniz?

Çok iyi tedbirler alındı. Gerçekten salgın önemli ölçüde geriletilmişti. 11 Mart’tan itibaren her gün sayı artarak devam etti mayıs ayına kadar. Mayıs ayından sonra da yavaş yavaş aşağı evrildi. Ama henüz sonuçlanmadan yeniden yükselişe geçti. Vatandaşın kendini koruması önerildi. Vatandaş bizim çok rahat. İleri tedbirler alınmalı. Maske hayatımızın bir parçası. Sokakta maskesiz kimse yürümemeli. Hele hele böyle kalabalık yerlerde. Alışveriş merkezlerinde maskesiz olunmamalı. Mesafeye dikkat etmeliyiz. Her olaydan sonra temastan sonra el yüz temizliği yapmak durumundayız. Bunlara dikkat edersek kendimizi korumuş oluruz ama vatandaşı kendi haline bırakırsak vatandaş kuralı çok sevmez. O zaman kuralsızlık hâkim olur. Bugün geldiğimiz nokta asker uğurlamaların binlerle yapılması, düğünlerin sabah, öğlen, öğleden sonra, akşam gibi günde 4-5 kere yapılması. Düğünü ille de kalabalık yapmak zorunda değilsin. Cenazeler de kalabalık. Öyle olunca da salgının yaygınlığı arttı. Salgın ile birlikte devlet daireleri üçte bir oranında azalıma gitti, dönüşümlü uygulamaya geçti. Bu önemliydi. Biz de öyle yaptık. Kadroyu azalttık, mesai saatlerini değiştirdik.

Bunlar hep alınması gereken tedbirler. Bunları almadığınız kendi haline bıraktığınız zaman binanın temizliğini yapmadığınız zaman bunların olması son derece kaçınılmaz. 

SAĞLIK ÇALIŞANLARINA MOTİVASYON ÖNEMLİ

Salgın döneminde sağlık çalışanlarına yönelik önerileriniz neler?

Salgınlarda en önemli fonksiyon yüklenen kesimler sağlık çalışanları. Salgını bir savaş olarak nitelendirirsek bu salgının önlenmesi noktasında cepheye sürdüğümüz askerler sağlık çalışanları. Burada yapılması gereken en önemli işler, bu sağlık çalışanlarının korunmasını sağlayacak yöntemler kullanılmalıdır. Yani koruyucu ekipman gibi olanakları vermemiz gerekiyor. Bir de bunların sürekli testten geçirilmesi lazım. Haftalık test olmalı. Çünkü bazen semptomları algılayamayabiliyoruz. Ama semptomlar ortaya çıktıktan sonra da hızla yayılıyor, geç kalmış olabiliyoruz. Bu süreçte 30’un üzerinde hekim kaybettik bir o kadar da hemşire kaybettik. 7 kadar eczacı kaybettik. Onların sorunlarını çözmediğiniz zaman ekonomik olarak onlara moral verecek uygulamalar önlemler tedbirler almadığınız zaman moralleri bozuluyor. İstifalar var göreve gitmemeler var. Bu nedenle sağlık çalışanlarına motivasyon önemli.  

KIŞIN DAHA ÇOK KORUNMAMIZ GEREKİR

Salgının bundan sonraki süreci ne sizce?

Eylül ayının sonu ekim gibi pik yapacağını düşünüyoruz. Zaten ondan sonra da kış gelecek. Kışın daha çok korunmamız gerekiyor. En azından güneş var. Açık hava var. Kışın her kapalı mekanlarda olunacak. Dolayısıyla zor bir sürece giriyoruz. Eğer marta nisana kadar kendimizi koruyabilirsek ondan sonrası biraz daha iyi olabilir diye düşünüyorum. Çünkü mart nisan gibi aşının üretiminin tamamlanacağı gibi bir durum var. Tabi aşı da tek başına bir çözüm değil. Aşı sadece koruyucu özelliği olan bir ürün. Aşı olduktan sonra bile dikkat etmek lazım. Grip aşısı yaptırıyorsunuz. Yani ben aşıyı oldum, bana bundan sonra bir şey olmaz diye bir şey yok. Bu tür vakalarda önemli olan vücudun antikor üretmesidir. Senin vücuduna giren virüse karşı refleks oluşturup kendine bir savunma mekanizması yaratmışsa bundan sonrası için bir sorun yok. Ama bunu yaratmamışsa alıp atmışsa yeniden alma şansın var. Ama atabilir misin bir sonraki sefere o da bir soru işareti olarak önünde duruyor.

Eğer bu Kovid’i önümüzdeki dönemde çözebilirsek bile önümüzdeki yıllar biraz salgınların yoğun olacağı yıllar gibi gözüküyor. Çünkü virüslerde şekil değiştiriyor. Bunun çeşitli gerekçeleri var. İşte buzulların erimesi, iklim değişiklikleri yani bizi koruyacak unsurlardan birisi olan ormanların korunması, denizlerin, doğanın korunması meselesi. Böyle olunca da biraz daha sıkıntılı bir noktaya geliyoruz. Yani bizi koruyan refleksleri kaybediyoruz. Öyle olunca da sıkıntı yaşayacağımız bir dönem oluyor.

Ekimde pik yapar yılbaşında aşı üretilir