Ali Eyüboğlu

Ali Eyüboğlu

aeyuboglu@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Koronavirüs salgını başladığından bu yana çıplak gerçek şu:

Şu ana kadar hiçbir ülkede sokağa çıkmadığı için ölen insan yok.

Sokağa çıkıp, insanlarla temas kurup koronavirüse yakalandığı için ölen on binlerce insan var.

Hal böyleyken, 10 Nisan gece yarısından 12 Nisan’a kadar 31 büyükşehir ve Zonguldak’ta sokağa çıkma yasağını duyunca alışverişe koşmak niye?

Bir paket çikolatalı bisküvi uğruna koronavirüs kapma veya yaymayı göze alan insanda ne akıl var, ne vicdan?

Açlık değil, alıştığı tokluk öldürür böylelerini.

Haberin Devamı

Milyonlarca insan günlerdir #evdekal çağrısına uyup, kendilerini evlerine hapsetti.

Şimdi cuma akşamı maske ve sosyal mesafe kurallarını takmadan alışverişe çıkanlar yüzünden daha da uzayacak bu süreç.

Kimin ne hakkı var buna?

İçişleri Bakanlığı’nın “Hafta sonu hava güneşli olacak, insanlar kendini sokağa atıp, koronavirüs kapacak veya yayacak” diye aldığı karar, bu sorumsuzlar yüzünden tam tersi bir durum yarattı.

Artık her yer güvenlik kameralarıyla dolu.

Devlet, sokağa çıkma yasağı bitmeden bu insanları tek tek bulup 14 gün evlerinde karantinaya mecbur etmeli.

Anlasınlar o zaman Hanya’yı Konya’yı.

Bu sorumsuzlar yüzünden kurallara uyan milyonların evde kalma süresi niye uzasın?

Onların yüzünden sağlık çalışanlarının yükü niye daha da artsın?

O kişilerin tek tek bulunması zaman alacaksa o zaman insanların fırınlar ve marketlere akın ettiği, insan selinin yaşandığı semtler karantinaya alınsın ki Kovid-19’un yayılması önlensin.

31 büyükşehir ve Zonguldak’ta pandemi kurallarına uyanlar, uymayanların mağduru olmasın.

Düne kadar “Sokağa çıkma yasağı ilan edilsin”in gündem olduğu Twitter’da cuma akşamı yasağı getiren hükümete tepki gündemdi.

Çok sevdiğim bir Nasrettin Hoca, oğlu ve hırsız fıkrası var.

Oğlu: Baba hırsızı yakaladım.

Hoca: Getir.

Oğlu: Gelmiyor.

Hoca: Bırak gitsin.

Oğlu: Gitmiyor.

Bizde de durum biraz budur.

GÜNÜN SÖZÜ

“Bir odanın kapısını kapatıp yalnız kalmak, her zaman hayatımın en güzel şeylerinden biri olmuştur.” (Charles Bukowski)