Arınç neyi tetikler?

Sıkıldım. Bu kadar yanlış ve çirkinliğin arasında ha bire seçim yapmak zorunda kalmaktan sıkıldım.
Dünya bambaşka bir yere giderken, gezegenin farklı yerlerinde insanlar DNA yapısı üzerinde hayal edemeyeceğimiz deneyler yapıp, satın almak için saatlerce kuyruk beklediğimiz şahane icatlar üretirken, bu kadar vasat bir düzene talim etmekten sıkıldım.
Potansiyelini dolduramayan, kıyma makinesi gibi en parlak insanlarını öğüten memleketin vatandaşı olmaktan sıkıldım.
”Ceberut ve erkek” devlet düzeninin, farklı şahıslar altında sürekli kendini tekrar etmesinden, liderlik kültünden tutun da tek adamlık arzusuna kadar kadar hâlâ 20. yüzyılın ilk yarısına hapsolmuş olmaktan feci şekilde baydım.
Demokrasi konusunda en basit ilkeleri savunmanın bile cesaret sayılmasından, temel standartlar konusunda bile sürekli dil dökmekten, bu ”ortalama özgürlükler ülkesi” durumundan son derece bunaldım.
Nefret dilinden, azarlamalardan, manasız belagat parçalamalardan ise sahiden yoruldum.
Okurun hayatına bir anlam katmak yerine, siyasetteki kısırlığı haberleştirmek zorunda kaldığımız bu medya düzeninden de fenalık geldi. Sınır tanımayan ölçüde dalkavuklaşan meslektaşlarımdan ise, artık yaptıklarına sinirlenemeyecek ölçüde sıkıldım.
Şimdi diyeceksiniz ki, ”Dur ya bahar geldi, siyasette şenlik var. Nedir bu karamsarlık?” Karamsarlık yok. Tam tersine, keyifler yerinde. Ama medya ve siyasetin içine düştüğü seviyesizliğe bakıp göbek atmamı, bu kavga halinin Türkiye için bir “değişim eşiği” olduğunu düşünmemi beklemi-yorsunuz herhalde. Yaşadığımız an, daha öncekiler gibi vasatın galibiyetiyle sonuçlanacaktır.
Mevcut krize gelince... Belki de ömrümde ilk kez Abdülkadir Selvi’ye katılıyorum. Bülent Arınç’ın isyanı, anlamlı ve değerliydi. Bu hareketin bir ”dava” ve ”kadro hareketi” olduğunu, sadece liderlik mitolojisi üzerinden gidemeyeceğini hatırlatan son çırpınıştı. Ak Parti’nin öz değerlerine dönmesi için bir hamleydi.
Ancak bu haysiyet isyanının başarılı olacağını sanmıyorum. Evet doğru, Arınç bu hareketin vicdanı. Ancak unutmayın, geçmişteki çıkışları da sonuçsuz kaldı. Bu parti, kurucusu ve medar-ı iftiharı Abdullah Gül’e yapılan muameleyi bile hazmetti. Şimdi 3 ay sonra görevi bitecek Arınç’a mı sahip çıkacak?
Kısa vadede Ak Parti’de bir değişim beklemiyorum. Seçim sonuçlarını etkileyecek yegâne etken, Ak Parti içindeki utangaç eleştirel rüzgârlar değil, HDP’nin barajı geçip geçmemesi olacaktır. HDP barajı geçerse, seçim sonrası matematik ciddi anlamda değişebilir. Geçemezse bambaşka bir Türkiye olur.
Ancak uzun vadede durum farklı. Uzun vadede bu hareket sadece Tayyip Erdoğan’ın başkanlığına indirgenmeyi hazmedemez. Çünkü artık o işlerin devri kapandı. Nehrin akışına aykırı. Bu yüzden uzun vadede Ak Parti’nin alternatifi yine Ak Parti olacaktır...