Umuda yolculuk ve evlilik kılavuzu

Hep birlikte çıktık yola; hepimiz aynı gemideyiz. Yükselen dalganın bütün kayıkları da yükselteceği prensibiyle çekiyoruz halatları. Vira Bismillah...
Adına ne derseniz deyin, bugün Diyarbakır’da Nevruz’la başlayacak olan barış süreci, Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı demokratikleşme hamlesinin de kapısını aralama potansiyelini taşıyor. Masadaki sadece Türk-Kürt barışı değil, geniş bir restorasyon projesi...
”Potansiyel” diyorum çünkü Türkiye’nin sınırları içinde ve dışında büyük ideal ve hedefler içeren bu projenin başarılı olup olmayacağını, akan kanın durup durmayacağını henüz bilmiyoruz. Türk-Kürt barışı liberal mi yoksa illiberal bir düzen mi yaratacak?
Ama şunu biliyoruz; bugün bu işin yanında olmak lazım. Nokta. Bir tarafından tutmak lazım. En azından karşısında olmamak; bir köşede çemkirip, aşağılayıp vıdı vıdı eden karakter olmamak lazım.
Önümüzdeki günler ve aylar, herkes için ağır tavizler, zor kararlar gerektirecek. Bazen ağrınıza gidecek, kanınıza dokunacak televizyondaki görüntüler. Bazen bir siyasetçi sinirlerinizi bozacak. İster Türk, ister Kürt olun, haksızlığın ‘yanlarına kaldığını’ düşüneceksiniz.
İşte en zoru, o anlar. Ne yapmak lazım? Olan biteni, acıları, öfkeyi unutmak, adalet duygusu yerine sadece barışa odaklanmak, nasıl mümkün olacak?
İşte burada çözüm, evlilik metaforu. Evlilik, zor ama güzel bir kurumdur. İyi evlilik, insanı uçurur. Ve bazen evliliği sürdürmenin tek yolu, barışı korumak için susmayı bilmektir. Eninde sonunda an gelir, ”Haklı mı olmak istiyorsun, evli mi?” ikilemiyle karşı karşıya kalırsınız. Ya vıdı vıdı, sonuna kadar savaşıp haklı olduğunuzu kabul ettireceksiniz ya da yutkunup, derin bir nefes alıp beraberliğe devam edeceksiniz.
Bizler bu evliliği yaşatmalıyız. Bugün Nevruz’la başlayan sürecin, sadece Türkler ve Kürtler arasında sulh değil, Türkiye’nin demokratikleşmesi, büyümesi için bir dönüm noktası olma ihtimali var. Başarırsak, hep birlikte başaracağız. Batarsak muhtemelen günün birinde bölüneceğiz. Bu yüzden ”Ben varım” diyorum ”Kurtaralım bu evliliği.” Ya siz?

Hasan abi olmadan Nevruz
Hafta başında Cengiz Çandar ”Önce Hasan Cemal, Sonra Newroz” diye dokunaklı bir yazı kaleme aldı. Maalesef ertesi gün, Hasan Cemal ve Milliyet gazetesinin yolları ayrıldı. Hasan abiyle aynı gazetede yazmak, gözünü daha lise çağında onun yönettiği Cumhuriyet’te açan bendeniz için, her zaman bir şerefti.
Bilin ki o bizler için sadece mesleki bir sembol, bir duayen ya da tescilli bir demokrat değil, basbayağı bir aile büyüğüdür. O yüzden salı günü tadımız kaçtı, iştahlar kapandı, bir parçamız eksildi. Hasan abiyi sandığınızdan daha çok özleyeceğiz.
Belki o özlem bugün Diyarbakır Nevruz/Newroz meydanında, Hasan Cemal’in yıllardır çabaladığı barışın gelmesiyle hafifler.