Dolgun kaşların 3 yolu

31 Mayıs 2020

Yüze ifadeyi veren kaşlar, hemen her kadının yüzünde en çok dikkat ettiği ve önemsediği nokta. Özellikle son yıllarda trend olan, kalın ve gür kaş modasının da etkisiyle, İfadesinin güçlü ve etkili olması için, hemen herkes kaşları dolgun olsun istiyor. Peki nasıl olacak?

İncecik alınmış kaşların dönemi bitti. Şimdilerde ergenlik döneminde olan yeni nesil şanslı, kaşlarını aldırmadan ince kaş modası tekrar gelinceye dek kaşlarını koruyabilecek. Peki eskiden incecik alınmış kaş trendine uyum sağlamış ve şuan kaşları incecik olanlar ne yapmalı? Bir de uzun süre aynı bölgeden alınan kaşların yenileri çıkmıyor. Bilindik deyimle, ‘kaşları küsmüş’ olanlar için bu yazımda anlatacağım 3 adımlı yolu takip edebilirsiniz.

Kaşlar sadece yanlış alımlar sebebiyle mi inceliyor? Hayır. Yaşın ilerlemesi ile birlikte, kaşları besleyen, kollajen ve keratin yapısını destekleyen protein, vitamin ve amino asitlerin üretimi, azalmaya başlar. Bu yüzden yaş ile beraber kaşlar da seyrelme eğilimindedir. Saçkıran, alopesi, tiroid gibi rahatsızlıklar, atopik dermatit, egzama, mantar gibi cilt hastalıkları, hormonal değişiklikler, hamilelik, emzirme dönemleri, kullanılan kozmetikler, kaşa sürekli makyaj yapmak ve daha sayamadığım birçok etkenle kıl kökleri zayıflar.

Seyrelen kaşlarınızı gürleştirebilmek için ilk adım olarak evde yapabileceklerinizi önereceğim.

Birinci adım: Kaşlar doğal yöntemlerle güçlendirilebilir

Kaşlarınıza evde günde iki kez tarayarak (kıl köklerini hareketlendirmek için) eczaneden alabileceğiniz E vitamini, B vitamini ile saf badem yağı sürebilirsiniz. Bu, kaş ve saç köklerinin beslenerek kuvvetlenmesini sağlar.

İkinci adım: Yüzeyden sürülen serum ya da vitaminlerin erişemediği kıl köklerine enjeksiyon yöntemiyle inerek kaş köklerini beslemek, dökülmeyi önlemek ve kaşa dolgunluk katmak için geliştirilen ve kliniklerde uygulanabilen ‘mezoterapi’ yöntemidir.

Kaş mezoterapisi, kaş köklerinin bulunduğu tabakaya, ince iğneler yardımı ile uygulanan çeşitli vitaminler, aminoasit ve saç kökünü uyaran maddeler içeren bir tedavi yöntemidir. Kişinin ihtiyacına göre seans sayısı belirlenir. 15 gün aralıklarla, minimum 3 seans yapılan uygulama ile, kaşlar doğal bir şekilde gürleşmeye başlar.

Yazının devamı...

Kavisli kaşlar geri geliyor!

31 Ocak 2020

Her alanda olduğu gibi güzellik sektöründe de zevkler ve beğeniler zamanla değişiyor. Çoğu zaman bu değişimi yönlendirenler ise ünlü simalar, kanaat önderleri, ingilizce adıyla“Influencer” yani liderlik edenler oluyor. Kaşlar geçmiş dönemlerde de çoğu zaman ünlülerin önderliğinde inceldi, yok edildi, yay gibi kıvrıldı, kavislendirildi.1970-80’lerin film artistlerine bakın, Gülşen Bubikoğlu yay kaş akımının temsilcilerinden biridir mesela. Şimdi böyle yay gibi kaşlar görüyormuyuz etrafımızda? Son dönemde her şeyde olduğu gibi kaşlarda da doğala dönüldü. Bu eğilimle beraber, kaşlar alınmadığı gibi olabildiğince kalınlaştırıldı, uçları kısa ve kalkık hale getirildi. Türkiye’de bu akımın öncülerinden biri de Yasemin Özilhan oldu. Bir yıl önceki kaşlarına bakın, bir de şimdiki kaşlarına. İkisinin arasında epey fark görünüyor. Şu an kullandığı kısa, yüksek, düz ve kalın kaşların onu daha doğal, genç ve modern gösterdiği düşünülüyor. Eskiden kullandığı ince alınmış, yay gibi kaşlarının ise ona daha olgun, feminen ve demode bir hava verdiği fikri mevcut. Halbuki o dönemlerde öyle görünmek için aldırmıyordu kaşlarını elbette. O dönemde ince alınmış ve kavisli kaşlar trenddi.

Yıllar içinde sadece kaşlar değişmedi tabii. Kaşların yay gibi ince alındığı zamanlarda kadınlar günlük hayatta daha fazla etek, elbise, topuklu ayakkabı giyer ve makyaj yaparlardı. Bugün ise düz, doğal görünümlü kaşlara sahip kadınlar, günlük hayatta daha fazla jean, spor ayakkabı giyiyor; makyajsız görünüm için çabalıyor.

Peki bu döngünün sonu nereye gidiyor? Şu an trend nedir diye sorarsanız bence ikisinin ortasındayız. Yani bugünlerde düz kalın kaşlar biraz kavislendirilmeye ve kaldırılmaya başlandı. Bu akımın öncülerinden biri Gigi Hadid oldu. Yine doğal, yine modern ama hafif feminen. Mümkünse çok alınmadan dağınık bırakılan ama göz üstünde hafif yuvarlanıp kavislenmiş ve kalkık duran kaşlar. Gigi Hadid’in şu anki kaşlarına bakarak tam olarak neyi tanımladığımı anlayabilirsiniz.

Peki bu kalın ama yuvarlak hatlı, kavislenmiş doğal kaşlara herkes sahip olabilir mi? Tabii ki hayır. Zamanında çok ince aldıkları için kaşları küsenler, genetik olarak kaş alımı ile şekillendirilebilecek yoğunlukta kaşlara sahip olmayanlar var. Peki bu kişiler, kendi yüz ve göz hatlarına uygun, hafif kavisli ve kalkık kaşlara sahip olmak için ne yapabilirler? Bunun için iki yöntem bulunuyor: Microblading kaş kontürü ve kaş kaldırma.

Gerçek kaş görünümünde microblading kıl tekniği ile yapılan kaş kontürü uygulaması, kaşlarını

dolgunlaştırmak isteyen kadınların en çok başvurduğu yöntem oldu. İşinin ehli, bilgili ve tecrübeli kişilerce yapılan kıl tekniği kaş kontürü uygulaması, gerçek kaş görüntüsü ile çok güzel sonuç veriyor.

Gelelim kaşları microblading kaş kontürü kıl tekniği ile gürleştirdikten sonra daha kalkık görünmesi için başvurabileceğimiz yollara. Bunlardan ilki kaş kaldırma botoksu. Kaş bölgesine yapılan botoks

uygulaması ile alın bölgesi gergin ve kaşlar da daha kalkık görünebiliyor. Düşük kaşları en doğal şekilde daha kalkık gösterebilmenin ilk yolu bu. İşinin ehli tecrübeli doktorlarca doğru noktaya doğru dozda yapılan botoks uygulaması, kaşların yüksekliğini kişinin yüzüne ideal noktaya getirebiliyor.

Yazının devamı...

Kalıcı dudak renklendirme işleminde renk

20 Ocak 2020

Kalıcı dudak renklendirme işleminde hangi renkler var? Kalıcı dudak renklendirme yapılırken uygulama rengine nasıl karar veriliyor? İşlem sonrası üzerine farklı renklerde ruj kullanabilecek miyim? Bu sorular dudak renklendirme yaptırmak isteyenlerin en çok merak ettiği konular.

Zamanla kaybolan dudak çerçeve hattı ve solan dudak rengi, yüzü solgun, dudakları da olduğundan ufak ve cansız gösterir. Dudak renklendirme uygulaması ile, solan dudak çerçeve hattı eskisi gibi belirginleşir ve solan dudak içi rengi canlandırılır. Tam da bu sebeple dudak renklendirme uygulamasına, “Dudak gençleştirme” de deniliyor. Yani yaş aldıkça dudak hatları belirsizleşen ve rengi solan dudaklar renklendirme sonrası, eski canlı ve sağlıklı görünümüne kavuşarak gençleşiyor.

Anlaşıldığı gibi, renklendirme uygulamasının temelde hedefi, kalıcı ruj boyaması yapılıp, ruj kullanma ihtiyacını ortadan kaldırmak değil, dudaktaki yaşlanma ve birtakım farklı sebeplerle oluşan sağlıksız görünümü ortadan kaldırmak ve dudakları daha genç, bakımlı ve sağlıklı görünüme ulaştırmak.

Dudak renklendirme öncesinde bir dudak kalemi ile dudak çerçeve hatları simetrik bir şekilde dikkatlice çiziliyor. Sonra bu çizimin tümünde renklendirme işlemi tamamlanıyor ve bu sayede simetrik bir şekilde tüm dudak hatları belirginleşip dudak komple canlanmış ve belirginleşmiş oluyor. Solduğunda ve çerçeve hattı kaybolduğunda küçük görünen dudaklar, renklendirildiğinde dolgun ve canlı görünüme kavuşuyor.

Dudak renklendirme işleminde renk seçimi yaparken kozmetik ruj kataloğundaki gibi yüzlerce renk arasından değil, daha doğal tonlardaki renk alternatifleri üzerinden hareket ediliyor. Elbetteki dudak renklendirme uygulamasında da oldukça fazla renk alternatifi var ama bu renkler ruj kataloglarındaki gibi mürdüm, bordo, kahve, mor gibi insan dudağında var olmayan renkleri kapsamıyor.

Renge karar verirken ilk bakılan şey kişinin mevcut dudak rengi oluyor. Çünkü her şeyden önce amaç, dudak çerçeve hattı ve tüm dudak şeklini doğal bir şekilde ortaya çıkarıp belirginleştirmek. Mevcut dudağın renginden çok uzakta farklı bir renkte işlem yapılırsa dudağın hattı kaybolmuş alanına uygulanan renk gün ışığında kötü görünebilecektir. Bu görüntü kimsenin hoşuna gitmeyecektir. İki yıla kadar kalıcığı olan bu uygulama dudağın kendi doğal rengine ne kadar uygun tonlarda yapılırsa, kalıcılık süresi boyunca uygulamanın doğal görünmesi sağlanır. İşte burada renklendirme uygulamasını yapacak olan kişinin bilgi ve tecrübesi çok önemli hale geliyor. Özellikle dudak renklendirme uygulaması yaptırmaya karar vermeden önce, bu kriteri mutlaka göz önüne alın ve araştırma yapın.

Renklere gelince; Cilt alt tonu rengi üçe ayrılır. Sıcak cilt alt tonu, soğuk cilt alt tonu ve nötr olanlar. Sıcak cilt alt tonuna sahip kişilerde, dudak rengi daha çok sarıya dönüktür. Bu dudaklara canlılık vermek için hafif soğuğa dönük pembe tonları seçilebilir. Soğuk alt tonlu kişilerde dudaklar, epey açık mora dönük bir pembedir. Hatta vücut ısısı düştüğünde dudaklar hafif mora çalar. Bu dudakları daha turuncu içeriği olan, şeftali tonları, yani sıcak tonlar daha canlı gösterecektir. Nötr ciltler için dudağın mevcut rengine göre bu iki alternatif de değerlendirilebilir. Buna uygun yapılmayan renk seçimlerinde, doğal olmayan sonuçlarla karşılaşmak mümkün olabilmektedir.

Bu sebepledir ki, aynı renk iki farklı kişinin dudağında farklı tonda görünebilir. İşte dudağın mevcut zemin rengine göre doğru seçilerek yapılan dudak renklendirme ile, dudaklar gençleşmiş oluyor.

Yazının devamı...

Kaş Kontürü Zararlı mı?

30 Aralık 2019

Kaşlar hemen hemen bütün kadınların yüzünde en çok dikat ettikleri nokta. Gür kaşlılar sadece düzenli kaş alımı ile kaş şekillerini korumaya çalışırken, seyrek kaşlılar hem kaşlarını gür göstermekle, hem de güzel şekil vermekle uğraşıyorlar. Bir de bu durumun sürekli tekrar edilmesi gerekiyor. Yani tek sefer yaptığınızda kurtulamıyorsunuz. Özetle kaşlar, özellikle hanımlar için çok uğraşılı bir konu.

Kaşlar, yüze ifadeyi veren en önemli parça olmakla beraber, yüzün altın oranını belirleyen en kritik nokta. Kaşların şekli birbirinden çok farklı olduğunda, yüzde simetrik bir görünüm yakalamak mümkün olmuyor.

Kaşlar daha çok yaş ile beraber, seyrekleşmeye başlıyor. Yaştan bağımsız genç yaşlarda da stres, geçirilen bir takım rahatsızlıklar, kullanılan ilaçlar vb sebeplerle kaşlar seyrelebilir, dökülebilir. Seyrelmiş kaşlar, yüzü solgun ve cansız gösterir.

İstenmeyen bu görüntünün önüne geçmek, kaşlarını dolgun ve canlı göstermek isteyenler, kaşlarını kaş kalemi, kaş farı gibi kozmetik içerikli makyaj malzemeleri ile boyamaya başlıyorlar. Kozmetik içerikli bu ürünler, kaş köklerine zarar vererek uzun vadede kaşların daha da dökülmesine sebep olabiliyor. Böyle bir durum olduğunda kaş yapayım derken göz çıkarmış oluyoruz.Bir de kaşları boyama işlemini her gün düzenli yapmanız gerekiyor, boyama ile ortaya çıkan görüntü pek de doğal görünmüyor. Yüz ölçülerine ve şekline göre kaşları simetrik ve doğru şekilde her gün boyamanın zorluğu ise apayrı bir konu, bu konuya hiç girmiyorum.

Bu zor işten kurtulmak isteyenlerin imdadına yaklaşık 20 sene öncelerde dövme kaş yöntemi yetişti. Vücuda yapılan dövme, kaşlara makyaj olarak da uygulanmaya başlandı. “Dövme kaş” söylemi buradan gelir. Vücuttaki dövme için kullanılan koyu renkli boyalar kaş bölgesine uygulanıyordu. Kaşı seyrek olan çokça kişi her gün makyaj kalemi ile kaşlarını boyamak istemediğinden, bu dövme kaş yöntemine başvurdu. Tek avantajı çok uzun süre kullanım imkanı olan bu uygulama, koyu ve yapay görüntüsü sebebiyle mutsuzluk ve pişmanlık yarattı. O dönem kaşlarına dövme yaptıran kadınlar sonra bu dövmeleri sildirmekle uğraştı.

Peki o zaman ne yapacağız? Kaşlardaki sorunu nasıl çözeceğiz?

Son 5 yıldır yaygın şekilde uygulanan yeni bir yöntem var. “Kıl Tekniği Kaş Kontürü” işlemi.

Kaş kalemi, kaş farı gibi kozmetikler hergün uğraşması zor ve uzun vadede zararlı olabiliyor. Dövme tekniği ise yıllarca kullanılabiliyor ama koyu ve yapay görünümlü. İşte ikisinin negatif bütün özelliklerini çıkarın, geriye kıl tekniği kaş kontürü kalıyor.

Yazının devamı...

2020 Kış Makyaj Trendleri

12 Aralık 2019

Başlığı okuyunca “Bakalım bu kış hangi renkler modaymış?” diye düşünmüş olabilirsiniz. Bence bu kış ve bundan sonra da her kış temiz, sağlıklı ve ışıldayan bir cilt moda olacak. Son dönemde herşey de olduğu gibi, makyajda da genç, sağlıklı ve doğal görünmek tercih ediliyor.

Bildiğiniz gibi, günümüzde hanımlar temel bir makyaj uygulamasının olmazsa olmazı olan makyaj bazları, yoğun kapatıcılı fondötenler, kontür, allık ve aydınlatıcılar uygulayarak yoğun bir makyaj yapmaktan vazgeçiyorlar. Bunun yerine cildin makyajsız da canlı,bakımlı ve iyi görünmesini sağlayan cilt bakımları, gençlik aşıları, teknolojik cihazlarla cilt gençleştirme uygulamaları ve antiaginge yönelik tüm medikal estetik uygulamalara başvuruyor ve cilt kalitelerini arttırmaya yönelik uygulamalara yatırım yapıyorlar.

Çoğumuzun çocuklukta büyülermizden şu cümlelerle duymuş olduğu; “Biz eşlerimize her daim bakımlı görünmek için onlardan önce uyanır makyaj yapardık. Eşlerimize makyajsız görünmek istemezdik” trendi geçmişte kaldı.

Şimdi ise akım çok başka. Makyaj yapmadan bakımlı, genç ve sağlıklı görünmek.

Eskiden bakımlı görünmek için makyajdan başka bir çözüm yoktu. Sadece anti-aginge yönelik bir takım kremler vardı. Cilt bakımı ve anti aginge yönelik kremler hala var ve günlük bakımın önemli bir parçası ancak kremler tek başlarına cildin derinlerine kadar inerek etki göstermede yeterli olamıyorlar. Mutlaka cildin tüm tabakalarına etki ederek cildi yenileyen uygulamalara ihtiyaç duyuluyor.

Makyaj ile yapmaya çalıştığımız yüz kontürlerini ve yüz ovalini belirginleştirme, gözenekleri fondötenle kapatıp cildi pürüzsüzleştirme, yüzde aydınlık ve canlı bir yansıma oluşturmak için aydınlatıcılar kullanma gibi makyaj hilelerine olan rağbet azalırken, bu etkileri kalıcı olarak elde edebilmenin mümkün olduğu medikal cilt bakımları ve medikal estetik uygulamalara olan ilgi artıyor.

Bu uygulamalar uzun vadede kendimize yaptığınız yatırım olarak düşünüldüğünde, hem beden hem de ruh sağlığımıza katkısı sebebiyle daha çok tercih edilmeye başlandı.

Hangi uygulamaların daha çok tercih edildiğine bakacak olursak; makyajla kapanmış mat, yoğun gözenek ve siyah nokta problemi olan bir cilt yerine, gözenekleri sıkı, her türlü kirden ve siyah noktadan arınmış, nefes alan, canlı bir cilt için öncelikle düzenli medikal cilt bakımı ve bu alandada en etkili ve derinlemesine cilt bakımı uygulaması olan Hydrafacial Cilt Bakımı ilk sırada yer almakta.

Yazının devamı...

Şimdi Anti Aging Moda

3 Aralık 2019

Eskiden kadınlığa en büyük adımdı makyaj yapmaya başlamak. Hem de öyle böyle bir makyaj değil. Yay gibi alınmış incecik kaşlar, belirgin kuyruklu çekilmiş eyelinerlar, takma kirpikler, kıpkırmızı boyanmış dudaklar, pembe pembe allıklar ve hatta dudak üstüne makyajla kondurulmuş bir ben.

Giyim tarzı da bu duruma ayak uyduruyor tabii; Dar kesim pantolonlar, kısa etekler, apartman yüksekliğinde topuklar...

Kadın olmanın sembolü iddialı makyaj ve giyim tarzı ile henüz 16, 17 yaşlarındaki genç kızlar orta yaş kadın görünümüne hızlı geçiş yapıyorlardı. Şimdiki genç kızlar ise kendi yaşlarının keyfini çıkarıyorlar.

Son dönemde ise bunun tam tersi; geri alınmış saatler gibi kadınlar da mümkün olduğunca daha genç görünme çabasında. Makyaj yapmamak, jean, spor ayakkabı, t-hsirt kombinleri yapmak, anti aging medikal estetik uygulamalarından faydalanıp yaşının en genci görünmek çabasında, yani şimdi anti aging moda oldu.

Eskiden 35’li yaşlarda ikinci çocuğu lisede okuyan kadınlar, şimdi belki de ilk bebeğine sahip olmanın planını yapıyor. Hal böyle olunca; makyajlar, giyim tarzı, saç modelleri hep uzun genç kızlık dönemini temsil eder tarzda olmaya başladı.

Yani şimdi kadınlar; alınmamış doğal kaşlar, modern kesimli dağınık saçlar, makyajsız temiz görünen bir yüz, rahat, spor kıyafetleri tercih ediyorlar. Tabii günlük sokak stilinden bahsediyorum, özel davetlerden değil.

Makyajla uğraşmamak için ilk başvurulan yöntem doğal tonlarda yapılan kaş kontürü, kalıcı dipliner ve doğal tonlarda dudak renklendirme uygulamaları. Bu uygulamalarla, dağınık bıraktığı kaşlarındaki seyrekliği en doğal tekniklerle kapatabiliyor, her gün kaş boyama zahmetinden kurtuluyor kadınlar. Üstelik boyamaktan daha doğal göründüğü için de, kontür yaptırmayı tercih ediyorlar. Takma kirpikler yerine kirpiğini daha yoğun gösterecek kirpik dibi renklendirme yaptırıyorlar. Yoğun, koyu rujlar sürmeyip, genç, sağlıklı görünen dudakları olsun diye kalıcı dudak renklendirmeye yaptırıyorlar.

Hal böyle olunca, doğallık yanlısı yeni nesil kadınları sabah uyanıp spor ayakkabısını, jeanini giyip, dağınık saçları ile dışarı çıkabiliyor. Hatta aklıma şu yeni trend jeanler geldi. Momjeanler mesela; istediğiniz yaşta giyin annesinin pantalonunu giymiş genç kız gibi hissettirebiliyor size :) aynı şekilde erkek arkadaşının jeanini giyen genç kız gibi görüneceğiniz boyfriend jean modası da var.

Yazının devamı...

Hydrafacial Cilt Bakımı

29 Ekim 2019

Son yıllarda sağlık sektöründeki gelişmelerin birçoğu teknolojideki gelişmelerden kaynaklı. Teknoloji doğru şekilde kullanıldığında hem sağlığımıza hem de güzelliğimize birçok fayda sunuyor.

Bu yazımda sizlere, daha sağlıklı ve genç bir cilde sahip olabilmek için teknolojinin bize sunduğu bazı yeniliklerden bahsedeceğim. Hiç kuşkusuz sağlıksız olmanın ve yaş almanın etkilerinin ilk görüldüğü yer cildimiz. Bu sebeple de cildimiz en değerli giysimiz. Aynaya ilk baktığımızda yüzümüzü görüyoruz veya biriyle ilk karşılaştığımızda ilk baktığı yer yüzümüz. Sabah uyandığımızda cildimiz kurumuş, kırışmış, rengi solmuş ya da sivilcelenmişse, o gün bizim için kötü başlıyor.

Peki sabahları aynada pırıl-pırıl, sağlıklı, bebek gibi bir yüzle karşılaşsanız gününüz nasıl başlar? Bu görüntü bizi hem fiziksel hem de ruhsal olarak etkiliyor. Bunun için cildimize düzenli olarak bakmamız, onu korumamız ve onunla ilgilenmemiz gerekiyor.

Yüzünü her gün sağlıklı ve bakımlı göstermek için sabah uyandığında makyaj yapan hanımlar çok iyi bilirler; bir gün makyajsız dışarı çıktığında, bir tanıdığı ile karşılaştığında “Hasta mısın, solgun görünüyorsun?” sorusunu ile karşılaşırlar. İşte bu sebepledir ki, makyaj hanımlarda bağımlılık haline gelir. Çünkü makyaj cilt kusurlarını gizler. Her gün evden çıkmadan mutlaka makyaj yapılır. Önce nemlendirici sürülür, sonra solgun cilt canlandırılır, renk eşitsizlikleri giderilir varsa sivilce izlerini ve kılcal kırışıklıkları kapatıp cildi pürüzsüzleştirecek bir fondötenle devam eder makyaj. Bittiğinde de bir ohh çekilip "Tamamdır, artık dışarı çıkabilirim" öz güveni ile birlikte atılır adımlar dışarı.

Ancak uzun süre sürekli yapılan makyajın yanı sıra gün içerisinde maruz kaldığımız güneş ve diğer UV ışınlar yaşlanmanın etkileri ile birleşince birçok olumsuz faktörü bir araya getirmiş oluyor. Sonuçta cildimizdeki gözeneklerin tıkanması ile ciltte sivilcelenme, yağ dengesizlikleri, siyah noktalar ve renk eşitsizliklerini arttırıcı etkiler giderek artar. İşte bu noktada cildimiz için derin bir temizlik ve tedavi vakti çoktan gelmiş demektir. 

Şimdi bazılarınız “ama ben cildimi her gün temizliyorum” diyebilir. Yüzeyden yapılan temizlik hiçbir zaman gelişmiş teknolojilerin sunduğu faydalara yetişemiyor maalesef. Bunun için Amerika'da son 8 yıldır üst üste dünyanın en iyi cilt bakım uygulaması seçilen Hydrafacial Cilt bakımından bahsedeceğim sizlere.

Hydrafacial nedir?

Amerikan cilt bakımı sistemi olarakta bilinen Hydrafacial cilt bakım cihazı sayesinde cildin nem ihtiyacını sağlayan kolajen, sıkılığını koruyan elastin ve canlı görünmesini sağlayan vitaminler cilde geri kazandırılıp cildin parlaması, nemlenmesi ve tazelenmesi sağlanıyor. 

Yazının devamı...

Dudaklarınız Kaç Yaşında?

10 Eylül 2019

Yaş aldıkça yüzümüz, göz çevremiz ve alnımızda oluşmaya başlayan çizgiler, dudaklarımızda da oluşmaya başlıyor. Zamanla dudaklarımızda kırışıklıklar başlıyor, nemliliği azalıp kuruyor ve rengi soluyor. Yaşın yanı sıra, vitamin eksiklikleri, demir eksikliği, geçirilen rahatsızlıklar, hatalı kullanılan kozmetikler ve genetik faktörler de dudakların solmasında etken olabiliyor. Bir de uçuk çıkartan bir bünyeniz varsa, uçuk çıkan yerlerde bölgesel renk kayıpları oluşuyor ve çerçeve hattı bozulan dudaklar yaşlı ve solgun görünüyor.

Günümüzde cilt gençleştirmeye yönelik bakım ve tedaviler oldukça yaygın. Cilt altına enjekte edilen vitaminler, nem kazandıran hyalüronik asit enjeksiyonları, sürece yardımcı olarak kullanılan medikal estetik cihazları ile cilt gençleşme yönünde iyi sonuçlar alınabiliyor. Dudaklara da kırışıklığını gidermek, kaybettiği nemini geri kazandırmak üzere gençleştirme uygulamaları, nemliliğini arttırmak üzere hyalüronik asit enjeksiyonları yapılabiliyor. Bununla beraber dudağın kaybolan çerçeve hattı, solan rengini geri kazandırmak üzere tek bir yöntem uygulanabiliyor: “Kalıcı Dudak Renklendirme Mikropigmentasyon İşlemi”. Dudağa geri kazandırdığı renk canlandırma ve kaybolan çerçeve hattını geri kazandırma etkisi ile bu uygulamaya, “Dudak Gençleştirme” deniliyor.

Bu işlem tek kullanımlık mikro iğnelerle, dudağın en üst deri tabakasının altına pigment yerleştirme yöntemi ile yapılıyor. Şimdi ilk aklınıza gelen “acılı bir işlem mi” sorusu olmalı. Uygulama öncesi dudağa anestezi kremi sürülüp bekletiliyor. Bu sayede uygulama sorasında rahat etmeniz, acı hissetmemeniz sağlanıyor.

Dudağınızın kaybolan çerçeve hattının simetrik bir şekilde geri kazanılması için uygulama öncesinde dudak kalemi ile ön çizim yapılıyor. Çizim içerisine seçilen renk eşit şekilde yerleştiriliyor.

Seçilen renk dedim çünkü renk alternatifleri oldukça fazla. Bu yanıyla da hanımlar tarafında çok sevilen bir uygulama. Yani ister kendi dudağınızın kaybolan rengini yerine getirecek en doğal dudak tonlarını tercih edin, isterseniz de, dudaklarınızın hiç sahip olmadığı, eskisinden daha canlı görünecek daha belirgin tonları seçin, tercih sizin elbette.

Bu yönüyle, ruj kullanmak istemeyen, doğal tonlarda ama bakımlı, genç dudaklara sahip olmak isteyen hanımların son dönemde çok rağbet ettikleri işlem dudak renklendirme. Peki ne kadar zamanda işlemi tekrarlamak gerekiyor, yani işlem ne kadar süre etkili derseniz; ortalama etki süresi 2 yıl.

İlk andaki canlı rengi uzun süre kullanmak isterseniz yılda bir kez tekrarlayabilirsiniz. Bu kadar uzun süre hanımları mutlu eden uygulama tüm süreci dahil toplam 1 sattte yapılabiliyor. Eminim işlem sonrası şişme kızarıklık oluyor mu acaba diye düşünüyorsunuzdur; İşlemin hemen bitiminde, dudakta bir miktar ödem olabiliyor ama 1 saat kadar sürede geçiyor, yani işlemin hemen sonrası sosyal yaşamınıza devam edebiliyorsunuz. Çalışan hanımlar öğle arasında da bu uygulamayı yaptırabiliyorlar.

Yaşımızı ele veren dudakları gençleştirme etkisi ile, dudak pigmentasyonu uygulaması; yüz gençleştirmeye yönelik yapılan ameliyatsız estetik uygulamalarının önemli bir parçası olarak değerlendiriyor.

Yazının devamı...