Antalya’nın lezzet sırrı: Dağ, toprak, deniz

Deniz, kum, güneş. Yıllarca Türkiye’de turizmin meşalesi bu üç kelime oldu. Bu üçlüyü çoğu kez tarih tamamlar. Antalya bunların hepsine sahip. Sonsuz plajlarının ötesinde arkeolojik alanları, tarihi eserleri ve harika bir Kaleiçi var. Ama artık gastronomi de turizmin önemli bir bileşeni. İşte o konuda Antalya henüz keşfedilmemiş bir hazine, lezzet sırrı ise dağ, toprak, deniz üçgeninde gizli

Hayaller sonsuz. Yaklaşık 15 yıl kadar önce bir Antalya Kent Müzesi kurulması hayal edilmişti. Gastronomi bölümü küratörlüğünü yemek tarihçisi Özge Samancı ile birlikte ben üstlendim. Çalışmaya başlar başlamaz Antalya’nın Türkiye’nin yemek tarihini anlatmak için en elverişli noktalardan biri olduğunu anladık. İnsanlığın ilk izlerinin görüldüğü mağara devri Karain’den günümüze kesintisiz süren bir tarih zenginliği vardı. Kenti sarmalayan dağ, deniz ve toprak üçlüsü senaryomuzun çıkışı oldu. Akdeniz ile heybetli Bey dağları arasında uzanan verimli toprakların kenti Antalya’nın kültürel zenginliğini anlatmak için daha iyi bir üçlü olamazdı. Karain’den günümüze Antalya ve çevresinde yemek kültürü müze olamadı, belki bir gün kitap olur diye umuyoruz.

Antalya’nın lezzet sırrı: Dağ, toprak, deniz

Dağın saklı hazineleri

Dağlar sıcak yaz aylarında Antalya’nın gizli sığınağı. Yaylalar gizli bir cennet bahçesi gibi. Elmalı ve Korkuteli gibi yerlerin meyveleri dillere destan, yüksek rakım bağcılığında eşsiz bir bölge. Dağlar günü birlik ziyaretler için ideal, hatta Korkuteli’ne gidip Giliğ’de bir yanıksı dondurma yiyip gelelim diyecek kadar özlenesi tatlarla dolu. Ormana gibi hem mimarisi hem de özgün ürünleri ile giderek ilgi çeken beldeler var. Dağların bekçisi Yörük kültürü peynirleri, yoğurtları, gözlemeleri ile başlı başına bir zenginlik. Toroslar henüz tam keşfedilmemiş pek çok lezzet hazinesi barındırıyor. Likya mezarları şeklinde arı kovanları, yabani bal gibi değerler var. Hristiyanlığı yayan havarilerden St John, Toros dağlarında saklanmış, bal ve keçi boynuzu yiyerek hayatta kalmış. Bugün keçi boynuzu giderek önem kazanan bir lezzet kaynağı. Antalya civarı Türkiye’nin en önemli susam yetiştiricilerinden. Çifte kavrulmuş kahverengi tahini benzersiz. Keçi boynuzu pekmezi ile harmanlanınca tam bir bomba oluyor. Katran ağacı olarak bilinen sedir ağacının dibinde bittiği için katran mantarı olarak anılan altın kıymetindeki matsutake mantarının yetiştiği nadir yerlerden biri Toros dağları. Dağ köylerindeki tarhana çeşitleri ise keşfedilmeyi bekliyor. Bunların her biri dağlarda bir lezzet safarisi rotası yaratacak kadar ilginç.

Narenciye cenneti

Deniz balıkları ve deniz ürünleri açısından önemli, ama aynı zamanda tarih boyunca deniz ticareti ile amforalarda taşınan zeytinyağı, şarap gibi lezzetler, batıklardaki buluntular ile kentin Doğu Akdeniz’deki kilit konumu açısından önemli bilgiler veriyor. Bütün yenilikler deniz yoluyla gelmiş. Göleviz, mülhiye, bamya, yer fıstığı gibi tatlar Afrika’dan bu kıyılara gelmiş. Bugün de Antalya egzotik lezzetlerin adresi. Malum Antalya’nın simgesi portakal. Bir zamanlar portakal da böyle yeni gelen bir lezzetmiş. Burada kurulan Narenciye Enstitüsü pek çok çeşidin gelişmesini sağlamış. Bugün de narenciye çeşitleri her geçen gün artıyor.

Antalya’nın lezzet sırrı: Dağ, toprak, deniz

Kentin dinamik yüzü

Akra Hotel bir süredir Urban Social konseptiyle kente dinamik, genç bir yaklaşım getiriyor. Geçtiğimiz yıllarda düzenlediği meze festivali ile Akdeniz’in dört bir yanından meze ustalarını bir araya getirmişti. Çatı katındaki Asmani Restaurant şık atmosferinde dünya ve Türk mutfaklarını birleştiriyor. The 251 Soul Bar ise tekrar açılıyor, caz tutkunlarını birbirinden güzel kokteyller ile buluşturuyor. Otelin karşısındaki yeni yerleri Başka Ol ise gençlik ve zindelik fışkıran yepyeni bir adres. Mekanda bisiklet kiralayabilir, istediğiniz lezzeti alıp kaçabilirsiniz, ya da yan gelip uzunuzun vakit geçirebilir, mutluluk verici lezzetler eşliğinde laptopunuzu açıp çalışabilirsiniz.

3 Nesil 7 Mehmet

7 Mehmet gerek konumu, gerekse de eşsiz lezzetleriyle üç nesildir Antalya’nın klasik lezzet adresi. Belki de Türkiye’nin en iyi birkaç lokantasından biri. Şimdi üçüncü nesil Mehmet Akdağ ile geleceğin de adresi olmayı garantiliyor. Hibeş, mercimek dondurması, tahinli balkabağı gibi tipik Antalya lezzetlerini tadabileceğiniz gibi lokantaya özel su böreği, tandır, kayısılı bademli pilav ve kokoreçi yemeden dönmeyin. 7 Mehmet çok yakında büyük bir sürpriz yapacak, şimdiden haberiniz olsun.