Çocuklar anne ve babalarının hayallerini gerçekleştirmek için dünyaya gelmediler..

29 Ocak 2021

Fiziksel olarak çocuğun dünyaya geliş süreci hamilelik ile başlasa da çocuk ilk olarak anne ve babasının zihninde meydana gelir. Henüz dünyada olmayan çocuk üzerine, anne ve baba hayaller kurmaya başlar. Kime benzeyeceği yada benzememesi gerektiği, anne ve babanın iyi bir çocukluğu varsa öyle çocukluk yaşamalarını istemeleri, kötü çocukluk geçirmişlerse kendi çocuklukları gibi büyüsün istememeleri, kendi yapamadıklarına, yaşayamadıklarına, sahip olamadıklarına çocuklarının sahip olmasını istemeleri anne ve baba tarafından hayal edilir. Hatta anne ve babanın hayalleriyle sınırlı kalmayıp diğer aile bireyleri de çocuk daha doğmadan üzerine pek çok hayal inşa ederler. Yani çocuk dünyaya geldiği andan itibaren hayaller yumağının içine doğar.

Büyüme çağında da çocuk genellikle istenilen yöne çekmeye çalışılır. Örneğin, baba zamanında futbol oynayamamıştır, çocuğunun bu spor dalına yeteneği olmadığını görse dahi başarması için ısrarlı olabilir. Yani dünyaya gelen çocuk başka, anne ve babanın hayallerindeki çocuk çoğu zaman başkadır. Eğer anne ve baba kafasındaki figürü çocuk üzerinde oturtabildiyse anlık mutluluklar yaşar. Ancak çocuk üzerinde bunu başaramadıysa bu ''başka olma durumu'' ebeveyn çocuk ilişkisine zarar verir.

Çocuğun olmayan özellikleri üzerinden devamlı endişe duyulur. Ya arkadaşları gibi futbol oynamazsa, onu sevmezlerse? Matematik dersinde başarılı olamıyor ya doktor olamazsa? Benim gibi resim çizmeyi sevmiyor ya bir hobi edinemezse? Şeklinde sorular ebeveynlerin kafasında her geçen gün artış gösterir. Bazı çocuklar hayallerini bu beklentiler üzerine kurarken bazı çocuklarda bunu reddettiğinde ev içi çatışmalar artarak devam eder. Bu hayallerdeki kalıplara körü körüne uyan çocuklar her zaman ebeveynin bir uzantısı olarak yaşamaya devam edip, yeterli özgüvene kolay kolay sahip olamaz. Hiçbir hayal ve karar kendisinin değildir. Kendilerine duydukları güven azalır, etraflarında yönlendiren biri olmadığında yollarını kaybederler. İçten içe bu hayaller yumağının içinde kendisini bulduğu için öfke duyması muhtemeldir. Bu hayallere karşı duran çocuklar ise devamlı tartışma ve rekabet halindedirler.

Ebeveyn ne istiyorsa onun tersini yaparlar. ‘’Ben bir bireyim’’ cümlesini devamlı halde kanıtlamaya çalışırlar. Ebeveynler başarılı olmasını istiyorsa başarısızlık için, kibar olmasını istiyorsa nezaketsiz davranmak için, yani hangi davranışı bekliyorsa onun tersini yapmak için ellerinden geleni yaparlar. Çocuğun özgür bırakılmadığı iki durumda duygusal gelişimine zarar verir ve çeşitli davranış sorunlarına sebep olur. En önemlisi de ebeveyn-çocuk ilişkisi tamamen zarar görür. Bu hayatı yaşayacak olan çocuğun kendisidir. Yapmamız gereken küçük yaştan itibaren çerçeveyi çizip seçim hakkı sunarak kararlarında yanında olmaktır. Birey olma yolunda her seçiminin sonucunu da kendisi üstlenmelidir.

İnstagram: cocukgelisimi.uzm

Yazının devamı...

Fazla oyuncak çocuğun gelişimini sekteye uğratır

21 Ocak 2021

Oyuncaklar, çocukların gelişim süreci için oldukça değerlidir. Yaşa ve gelişim dönemine uygun olarak seçilen oyuncaklar çocukların duygusal, bilişsel, dil ve motor becerilerini destekler. Ancak her şeyde olduğu gibi bununda dozunu belirlemek oldukça önemlidir. Çocuğun her istediği oyuncağı almak, aynı oyuncağın çeşitli renklerinden evde ayrı ayrı bulundurmak hem becerilerini sekteye uğratır hemde onları doyumsuzluğa sürükler. Öncelikle çocuklara neden devamlı oyuncak alma gereksinimi hissediyoruz, bu konu üzerine düşünmeliyiz. Ebeveyn olarak çocuğunuzla oyun oynamayışınızın ve kaliteli zaman geçirmeyişinizin eksikliğini çocuğa alınan oyuncaklarla kapatmaya çalışıyorsanız bu durumda çocuğunuza daha fazla zarar verdiğinizi bilmelisiniz. Alınan hiçbir oyuncak anne ve baba ile geçirilen zamanın yerini kesinlikle alamaz.

Evde çok fazla oyuncak bulunması çocuğun hayal dünyasını köreltir. Çocuk oyun kurarken neye odaklanacağı konusunda sorun yaşamaya başlar. Çünkü aklı genellikle oynamadığı oyuncaklarda olacaktır. Az oyuncağı olan çocuk yetişkinlerle daha fazla iletişim kurma çabasına içerisine girer. Kendiliğinden bir şeyler üretmeye daha fazla meyilli olur. Fazla oyuncak çocukların tahammül seviyesini azaltır. Bir oyuncağı çözümlemeye çalışmak yerine yenisine ve daha basit olana geçmeyi tercih eder. Her istediği oyuncağa istediği anda sahip olan çocuklar bencilleşir, her şeye her an sahip olma duygusunu her yerde yaşamaya çalışırlar.

Özellikle de fazla çocuğun bulunduğu evlerde ne kadar çok oyuncak o kadar çok kavga yaşanması demektir. Çünkü sanılanın aksine oyuncak azaldıkça değil, oyuncak çoğaldıkça çocuklar kavga etmeye başlarlar. Az oyuncak paylaşmayı ve işbirliği yapmayı öğrenmek demektir. Bir oda dolusu oyuncağı olan çocuklar parklarda, bahçelerde koşup oynamak yerine o odanın içinde tüm gününü geçirmeyi tercih edecektir. Çocuğunuza hiç oyuncak almayın demiyorum, elbette gelişim dönemlerine uygun oyuncaklar edinin.

Ancak oyuncak mağazalarının önünde krize giren çocuklarımızı oradaki tatmin olmaya çalışma duygusu içinden çekip çıkarın. Unutmayın ki mutluluk parayla satın alınan nesnelerde değildir. Devamlı mutluluğu bu nesnelerde arama hali çok yorucu olacak ve ilerleyen yıllarda duygusal gelişimlerine her geçen gün daha fazla zarar verecektir. Mutluluk bir oyuncakta değil bazen ebeveyninin bir sarılışında gizlidir.

İnstagram: cocukgelisimi.uzm

Yazının devamı...

0-6 yaş aralığındaki her çocuğa ''Gelişimsel Tarama Testi'' yapılmalıdır!

8 Ocak 2021

Çocuklarda gelişim değerlendirme ve gelişim takibi geçerliliği, güvenilirliği kanıtlanmış testler ile yapılır. Bu testler uygulanarak çocukların ince motor, kaba motor, sosyal-duygusal ve dil gelişimlerinin durumları belirlenir. Çocukta sadece bir sorun olduğunda değil, sağlıklı olan 0-6 yaş aralığındaki her çocuğun ve bebeğin 6 ayda bir gelişim takibinin yapılması gerekir. 6 ayda bir tekrarlanan bu testler ile çocuğun ne kadar gelişim gösterdiği düzenli olarak takip edilmiş olur. Çocuğun gelişim alanları arasında uçurum olmamalıdır. Tüm gelişim alanları birbirine paralel şekilde gelişim göstermelidir. Eğer çocukta herhangi bir gelişimsel sorun varsa yapılandırılmış testler ile erkenden tespiti sağlanmış olur.

Çocuğun herhangi bir gelişim alanında sorun yoksa dahi var olan potansiyeli belirlenir. Test sonucunda uzman, çocuğun ihtiyaçlarını belirler ve bu yönde hareket eder. Bu ihtiyaçlar sadece bilimsel temeli olan testler, vaka öyküsü, aile katılımı ile belirlenebilir. Sonucunda anne ve baba çocuğunun gelişimi hakkında sağlıklı ve doğru bilgiye ulaşmış olur. 0-6 yaş aralığında tespit edilen ''erken müdahale'' ile çözülebilecek sorunların, 6 yaş sonrasında çözümü daha fazla zorlaşır. Çünkü 0-6 yaş aralığı çocukların tüm gelişim alanları için ''altın çağdır''.

Bu test uygulamalarını ve değerlendirmeleri çocuk gelişimi uzmanları yapar. Çocukların ihtiyaçlarına yönelik eğitim programları hazırlayarak aileleri gerekli şekilde yönlendirir. Çocuğunuzu nasıl bir çocuk doktoruna götürüyorsanız erken yaşta da bir çocuk gelişimci ile tanıştırıp gelişimini takip etmelisiniz. Unutmayın, bazen ebeveynlerin gözünden kaçan gelişimsel sorunları bir uzman çok net bir şekilde görebilir.

İnstagram: cocukgelisimi.uzm

Yazının devamı...

2 yaş sendrom değil, keşif ve ayrışma dönemidir

18 Aralık 2020

2 yaş genellikle ''sendrom'' olarak adlandırılır. Oysa her yaş döneminin özelliği olduğu gibi bu yaş döneminin de kendine özgü gelişimsel özellikleri vardır. 2 yaş çocuğu yürüme ve konuşmaya başlaması ile beraber birey olduğunu kanıtlamaya çalışır. (Konuşma ve yürüme ayları her çocukta farklılık gösterebilir) Bu evre genellikle 18 ve 36 aylar arasına denk gelir. Bez bırakma, memeden ayrılma, temel yaşam becerilerini kazanma (yemek yeme, basit ev işlerine yardım vb.) ile beraber ''ben buradayım, artık bir bireyim'' demeye çalışır. Kendi fikirlerinin ve yaptıklarının değerli olduğunu ispat etmeye uğraşır çünkü ebeveyne olan ihtiyacı azalmaya başlamıştır. Kendini kanıtlamak adına genellikle pek çok şeye ''hayır'' der. Agresif davranışlarda bulunması, zaman zaman öfkelenmesi bu yaş için normal bir durumdur. Özellikle istekleri yerine getirilmediğinde vurma, bağırma, fırlatma gibi davranışlar gösterebilirler. Yaş özellikleri gereği benmerkezci ve dürtüsel davranırlar. Aynı zamanda çevrelerini merakla keşfetmeye devam ederler. Unutmayın bu bir ''hastalık'' veya ''sendrom'' değildir. 2 yaşta tüm yaş dönemleri gibi kendine has gelişim özelliklerini içinde bulunduran bir evredir.

Ebeveynler neler yapmalıdır?

-2 yaş çocuğuna kısa, net ve basit cümleler kurulmalıdır. Anne ve baba tüm davranışlarında, evet ve hayır konusunda tutarlı olmalıdır. Bir gün ''evet'' bir gün ''hayır'' demek çocukta çelişki oluşturacaktır.

-Tehlike içermediği sürece çocuğa devamlı ''dur yapma, elleme'' denmemelidir. Keşfetmesine izin verilmelidir.

-Çocuğun emeklemesine, düşmesine, kalkmasına tehlike arz etmedikçe izin verilmelidir.

-Açık havada oyunlar oynatarak enerji atması sağlanmalıdır.

-Anne ve babanın hem beraber hem de ayrı ayrı çocuk ile ''kaliteli zaman'' geçirmesi gereklidir.

-Kitaplar, masallar, kuklalar, oyunlar üzerinden yanlış ve doğru davranışları açıklamak duygusal gelişimine katkı sağlayacaktır.

Yazının devamı...

Çocuğunuzla arkadaş olmak mı, ebeveyn olmak mı?

11 Aralık 2020

Günümüzde geniş aile yapısından çekirdek aile yapısına geçildikçe anne ve babalar ebeveynlik rollerini sorgulamaya başladılar. En çok sorulan sorulardan bir tanesi ise çocuğuma ebeveyn mi olmalıyım yoksa onunla arkadaş mı olmalıyım ? Modern ebeveyn, modern aile kavramları yaşamımıza girdikçe ''çocuğu ile arkadaş olan ebeveyn'' kavramı sempatik gelmeye başladı. ''Ben çocuğumun en yakın arkadaşıyım, tüm sırlarını bana verir'' şeklinde söylemler ebeveynlerden en sık duyulan cümleler haline geldi.. Peki çocuğunuzla arkadaş olmak mı yoksa ebeveyni olmak mı doğru olan ? Elbette çocuğunuzun ebeveyni olmak. Çünkü arkadaşlık rolleri ile anne-baba rolleri birbirinden tamamen farklıdır.

Çocuğunuzun arkadaş olacağı pek çok kişi olacaktır ancak anne ve babası sadece bir tanedir. Bu sebeple çocuğun sizin ebeveynliğinize ihtiyacı vardır. Çocuğunuz ile arkadaş olmak demek her konuda eşitlik demektir. Buda sınır ve kurallarınızın, otoriterinizin olmayacağı anlamına gelir. Çocuğunuz sınır ve kuralın olmadığı bir evde büyüsün ister misiniz? Sınır ve kuralın olmadığı bir evde çocuklar yönlerini kaybederler. Kendilerini güvende hissetmezler. Oysa çocuklar anne ve babalarına güven duyarlar. ,

Ebeveynlerinin her koşulda kendilerini koruyacaklarını bilirler. Ancak tüm bunlar arkadaşlık ilişkisi için geçerli değildir. Çocuğunuzun ebeveyni değil de arkadaşı olursanız ‘’hayır’’ demeniz gereken durumları önemsemeyecek ve sizi dinlemeyecektir. Hatta bu durumun sonucu muhtemelen ‘’öfke patlamaları’’ olacaktır. Ebeveyn olmak demek katı, baskıcı, aşırı kontrolcü olmak değildir. Ebeveyn çocuğun pusulasıdır. Yön gösteren, farkındalık oluşmasını sağlayan, deneyimlemesine izin veren...

İnstagram: cocukgelisimi.uzm

Yazının devamı...