Gazeteci haberi kitaplaştırırsa…

Bir gazetecinin; çalıştığı kurumdan haber saklayıp kamuoyunu zamanında, doğru bilgilendirmek yerine, bu bilgileri kitabında kullanması etik değildir

Bob Woodward gazeteci olarak geçirdiği 50 yılda, dokuz başkanı konu alan 20 kitap yazdı. Kamuoyu onu, 1972’de Washington Post’ta gazeteci Carl Bernstein ile birlikte, ABD Başkanı Richard Nixon’ın görevinden istifa etmek zorunda kalmasına neden olan Watergate skandalını ortaya çıkarmasıyla tanıdı. Ancak aynı Bob Woodward, 2005’te, bir başka devlet skandalını örtbas etmekle suçlandı. Öyle ki; Başkan Bush’la 3 buçuk saat söyleşi yaparak, hiçbir meslektaşına sağlanmamış bir ayrıcalığı elde etmesine karşın, bunun bedelini “yönetimi incitmeyerek” ödemekle eleştirildi. “İmparator ne derse yazan adam” oldu. Yine aynı tarihlerde iki yıl boyunca gazete yönetiminden bilgi-isim sakladığı için meslektaşlarının hışmına uğradı.

Bob Woodward, bugün gazeteci kimliğini, Amerika başkanlarının en kalıcı “tarihçisi” olarak siyaset ve dünya medyasına yeniden hatırlattı. Başkan Donald Trump’la söyleşilere dayanan yeni kitabıyla… Woodward’ın “Fear” (Korku) adlı bir kitabının devamı sayılan “Rage” (Öfke) adlı bu yeni kitabında, Trump döneminde Beyaz Saray’da alınan kritik kararlar masaya yatırılıyor. Kitap ABD’de başkanlık seçimine haftalar kala gündemi değiştirdi, ama bu kez tartışma farklı.

Woodward haberi saklamakla eleştirildi

Woodward’ın, Trump’ın ağzından aylar önce aldığı Kovid-19 ile ilgili kritik sözleri kamuoyuna duyurmak için yeni kitabının yayın tarihini beklemesinin gazetecilik etiği açısından doğru olup olmadığı tartışılıyor. Kitapta; Trump’ın şubat başından bu yana koronavirüsün çok tehlikeli ve hava yoluyla son derece bulaşıcı, hatta gripten belki de beş kat “daha öldürücü” olduğunu kamuoyundan sakladığı anlaşılıyor. Aynı şekilde Trump’ın, Cemal Kaşıkçı’nın İran’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda katledilmesinde rol oynayan Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı Kongreden nasıl kurtardığına dair ifadeleri de kitap için kullanıldı. Dolayısıyla “Trump’ın koronavirüsle ilgili açıklamaları zamanında yayımlansa bu sayede çok sayıda insan kurtarılabilirdi” yönünde başlayan tartışma, “Bir gazetecinin; kamuoyunu zamanında, anında doğru bilgilendirmek yerine, bu bilgileri kitabına saklaması doğru mu?” sorusuyla farklı bir boyuta taşındı.

Araştırmacı gazetecilikte ilkesel duruş

Bir gazetecinin, güncel haberciliğin ötesine geçerek; bir olayı bütün yönleriyle araştırması, olayın takipçisi olması; üzeri örtülen, saklanan, yok sayılan, gizli bilgilere ulaşması, ona araştırmacı gazeteci kimliğini kazandırır. Ve elbette bir olayın bütün yönleriyle kitaplaştırılması toplumsal bellek açısından önemlidir. Ama gazeteci öncelikle çalıştığı kurum ve kamuoyunu doğru bilgilendirmekle görevlidir. Geçmişte gazetelerde yer alan haberler kitaplaştırılırken, günümüzde güncel habercilikte yer bulmayan olayların kitaba dönüştürüldüğünü görüyoruz. Dolayısıyla evet, Woodward teknik olarak hâlâ Washington Post için çalışıyor ve elindeki bilgileri öncelikle gazetesiyle paylaşması gerekirdi. Ancak Woodward, Trump’ın bu sözlerinin haber olması için öncelikle Trump’ın “Haberi var mıydı? Ne zaman haberi oldu?” sorularına yanıt vermek gerektiği düşüncesinde. Woodward’ı destekleyen bazı meslektaşları ise eğer güncel haber yapsaydı, bu durum Başkan Trump ile 18 görüşme daha gerçekleştirmesinin önünde de önemli bir engel olacaktı görüşünü savunuyor.

Bugün kamu çıkarını gözeten, toplumsal belleğin oluşmasında önemli rol oynayan ya da gerçekleri ortaya çıkaran haber ve araştırmaların kitaba dönüşmesi önemlidir, ama kendi güncelliği içerisinde haberleşmesi çok daha önemlidir.