Çağdaş Ertuna

Çağdaş Ertuna

cagdas.ertuna@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Bu hafta hayata veda eden Valentino Garavani, moda dünyasının en köklü temsilcilerinden biriydi. 20 yıl önce resmen emekli olmasına rağmen, markasını güncel tutabilmek için çalışmaya hep devam etti

Bir moda imparatorunun ardından kalan miras

Moda dünyasında artık kreatif direktörler dönemi var. Terzilik ya da tasarım yeteneği artık eskisi gibi gerekli değil. Sadece iyi bir zevk, öngörü ve pazarlama bilgisi yeterli. Bu hafta hayata veda eden, 93 yaşındaki Valentino Garavani ise tüm bu yeteneklere sahip moda markalarının yaşayan son birkaç temsilcisinden biriydi. Ardında kırmızı halılarda fotoğraflanan sayısız couture elbisenin yanı sıra 20. yüzyılın en güçlü estetik anlatılarından birini bıraktı. Hatta ‘Valentino kırmızısı’ diye koyu tonda bir kırmızıya adını bile verdi. “Şeytan Marka Giyer” filminde, arkadaşı Anne Hathaway’in yanında kendisini de canlandırdı.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Valentino, modanın hızla değişen trendlerine hiçbir zaman tam anlamıyla teslim olmadı. Minimalizmin yükseldiği dönemlerde bile ihtişamdan, renkten ve gösterişten vazgeçmedi. “Kadınların ne istediğini biliyorum; güzel olmak istiyorlar,” derken, aslında tüm kariyerini tek bir cümleyle özetliyordu. Onun kadınları güçlüydü, zarifti ve sahne ışığını seviyordu.

Derdi zamansız güzellikti

1932’de  Voghera kentinde doğan Valentino, henüz 17 yaşındayken Paris’e giderek Chambre Syndicale de la Couture Parisienne’de eğitim aldı. Balenciaga’dan Jean Dessès’e uzanan ustalarla çalıştı. Ancak asıl imzasını, 1960’ta Roma’da Giancarlo Giammetti ile birlikte kurduğu Valentino modaeviyle attı. Valentino’yu farklı kılan ünlüleri giydirmesi değildi. O, couture’ü bir yaşam biçimi olarak sundu. Jackie Kennedy’nin yas döneminde tercih ettiği sade ama asil Valentino elbiseleri, bu yaklaşımın belki de en güçlü sembolüydü. Valentino, hiçbir zaman ‘en yenilikçi’ olmayı hedeflemedi, onun derdi zamansız güzellikti. Julia Roberts’ın Oscar aldığı törende vintage bir Valentino elbise seçmesi de bunun bir göstergesiydi. Bu estetik miras, yıllar içinde müzelerin de dikkatini çekti. 2013’te Londra Somerset House’ta açılan “Valentino: Couture Ustası” sergisi, markanın ilk 50 yılını 130 couture elbiseyle anlattı. Sergi aynı zamanda modanın artık müzelerde yer bulan bir sanat dalı olduğunun da güçlü bir kanıtıydı.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Bir moda imparatorunun ardından kalan miras

Valentino’nun hikâyesi, romantik bir moda masalı olarak kalmadı. 2012 yılında, Valentino modaevi Katar merkezli yatırım şirketi Mayhoola tarafından yaklaşık 700 milyon euroya satın alındı. Böylece Made in Italy etiketiyle özdeşleşen marka, Katar Kraliyet Ailesi’nin desteklediği küresel bir lüks stratejisinin parçası hâline geldi. Bu satın alma, lüks dünyasında yeni bir dönemin de habercisiydi: Modaevleri artık sadece tasarımcıların değil, devlet destekli fonların ve küresel sermayenin oyun alanına girmişti.

Bir moda imparatorunun ardından kalan miras

Valentino Garavani, 2008’de aktif tasarım hayatına veda etmişti. Ancak markası, onun yokluğunda da kırmızı halıların vazgeçilmezi olmaya devam etti. Pierpaolo Piccioli döneminde Valentino, kapsayıcılık ve çağdaş couture anlayışıyla yeni bir soluk kazandı. Ardından 2023’te, Fransız lüks devi Kering, Mayhoola’dan Valentino’nun yüzde 30 hissesini satın aldı ve markanın geleceği için yeni bir ortaklık dönemi başladı.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Bir moda imparatorunun ardından kalan miras

Pazarlama stratejisinde bir Türk: Yiğit Turhan

Bugün Valentino, bir yandan kurucusunun estetik mirasını taşırken, diğer yandan küresel rekabetin sert gerçekleriyle yüzleşiyor. Bu dönüşümün en dikkat çekici ayaklarından biri ise yönetim kadrosunda yaşandı. Markanın pazarlama ve marka stratejisinden sorumlu üst düzey yöneticiliğine yani CMO görevine Türk bir isim, Yiğit Turhan getirildi. Yiğit Turhan’ın hikâyesi, Valentino’nun yeni dönemini anlamak açısından önemli. Elektrik-elektronik mühendisliği eğitiminin ardından Milano’ya uzanan kariyer yolculuğu Dolce & Gabbana, Gucci ve Zegna gibi dev markalardan geçen bir deneyimle şekillendi. Turhan, klasik moda yöneticisi profilinden çok, kültürel merak ve güçlü bir anlatma becerisiyle öne çıkıyor. Bugün Valentino gibi 60 yılı aşan bir couture mirasına sahip bir markanın pazarlama stratejisini bir Türk yöneticinin belirliyor olması, değişen güç dengelerinin de açık bir göstergesi. Valentino’nun vefatı, bir dönemin kapanışı gibi görülse de aslında markanın hikâyesi hâlâ yazılmaya devam ediyor. Bir yanda Roma’daki atölyelerde başlayan o büyük hayal diğer yanda Doha’dan Paris’e, Milano’dan Hollywood’a uzanan küresel bir lüks ağı… Belki de Valentino’nun asıl başarısı burada yatıyor. Kendisinden sonra da yaşamaya devam etmesini sağladı. Valentino Garavani artık aramızda değil. Ama hiç şüphesiz, onun ‘güzel olma’ ısrarı, zamanın ruhuna ayak uydurarak, modanın kalbinde yaşamaya devam edecek.