İki büyük isme veda

Türkiye’nin çok değerli akademisyen, yazar, şair ve felsefecilerinden biriydi Oruç Aruoba.

Japon edebiyatı kökenli bir şiir türü olan haiku’nun Türk edebiyatındaki temsilcilerindendi.

Aruoba, kendi eserlerinin yanı sıra Hume, Nietzsche, Kant, Wittgenstein, Rainer Maria Rilke, Von Hentig, Paul Celan ve Matsuo Basho gibi düşünür, yazar ve şairlerin eserlerini de Türkçeye kazandırdı.

Oruç Aruoba’yı kaybettiğimizi Metis Yayınları’nın açıklamasıyla üzülerek öğrendik.

Bazı kaynaklar ‘Türkiye’nin Nietzsche’si’ diye veda etmeyi tercih etti Oruç Aruoba’ya.

Oysa, 72 yıllık bir ömür boyunca okumuş, yazmış bu kadar değerli bir ismi kimseye, Nietzsche’ye bile benzetmemek gerek.

Evet, belki bu karşılaştırma bir iltifat olarak yapılıyor, ne kadar değerli olduğunu göstermek için bir fırsat olarak görülüyor.

Ama bizim yaptığımız en büyük yanlış bu değil mi zaten?

Herkes herkese benzemeye çalışıyor, hep başkalarıyla, çoğu zaman da yabancılarla karşılaştırma söz konusu.

Oysa, değerlerimize başka kimseye benzetmeye çalışmadan sahip çıkmalıyız.

Oruç Aruoba özgün bir isimdi ve eserleriyle hep öyle hatırlanacak.

“Yaşam ne denli gecikirse geciksin,

Ölüm hep zamanında gelir -

Ölüm gecikmez.”

Oruç Aruoba

Dev eserlerin arkasındaki isim: Christo

Tam iki yıl önce Londra’da Hyde Park’ın tam ortasındaki Serpentine gölünde aynı adı taşıyan sanat galerisinin desteğiyle dev bir eser vardı: ‘The London Mastaba’.

Tam 7 bin 506 petrol varilinden oluşan 20 metre yüksekliğinde, 30 metreye 40 metrelik tabanlı bir piramit olan heykelin ağırlığı yaklaşık 650 ton.

Instagram’da sık sık fotoğrafları paylaşılan bu büyük eser önceki gün 84 yaşında New York’ta hayatını kaybeden Christo’ya aitti.

Üretimlerini eşi Jeanne-Claude ile birlikte yapan ve genellikle ünlü yapılar üzerinde yaptığı enstalasyonlar ile tanınan Christo Vladimir Javacheff, Berlin’deki Reichstag ile Paris’teki Pont-Neuf köprüsü üzerinde de çalışmıştı.

Bulgaristan’da doğan sanatçı ABD’den önce Avusturya, İsviçre ve eşi Jeanne-Claude ile tanıştığı Fransa’da yaşadı.

Birlikte dev yapıları dönüştüren ikili ayrıca anıtsal nitelikte çevreci işlerle de sık sık gündeme geldi.

Christo, eşi Jeanne-Claude’un 2009’da 74 yaşında hayatını kaybetmesine dek eşiyle birlikte çalıştı.

50 yıl evli kaldığı ve birlikte çalıştığı eşinin vefatından sonra yaptığı işlere de imzasını eşiyle birlikte atmaya devam etti.

Christo’nun son eseri ise Paris’teki Zafer Anıtı çalışmasıydı, yarım kaldı.

Eylül 2021’de gösterime açılması planlanan eser sanatçının isteği doğrultusunda tamamlanıp bu tarihte açılacak.

İzlemek için son 3 gün

Hüseyin Çağlayan’ın Londra’nın en önemli performans sanatları merkezlerinden biri Saddler’s Wells’de 5 yıl önce sahneye koyduğu, sadece kostümlerini tasarlamakla kalmayıp sanat yönetmenliğini de üstlendiği dans gösterisi ‘Gravity Fatigue’i (‘Yerçekimi Yorgunluğu’) sonunda izleyebildim ve çok etkilendim.
Şimdiye kadar izlediğim hiçbir modern dans gösterisine benzemiyor.Bu kadar orijinal bir eseri Türkiye’de canlı izleyebilmeyi çok isterdim ama ne yazık ki henüz mümkün olmadı.Neyse ki Saddler’s Wells Facebook ve Youtube kanallarından bu gösteriyi 5 Haziran’a kadar ücretsiz çevrimiçi yayınlıyor.