Müzisyen kimliğiyle Londra Moda Haftası’nı şaşırttı

New York Moda Haftası’ndan sonra sırada Londra Moda Haftası var.

Artık Türkiye’den birçok yeni moda tasarımcısı ya da markası yurt dışında defileler yapıyor.

Hepsinin emeğine saygımız sonsuz, ama biliyoruz ki moda kadar hızlı bir alanda asıl başarı kalıcı olabilmek ve tabii özel yeteneğiniz ve yaptığınız yeniliklerle moda tarihine geçebilmek, iz bırakabilmek.

Türkiye’den sadece iki isim var, bu konuda gerçekten uluslararası alanda başarılı olmuş.

Biri Rıfat Özbek -ki ne yazık ki kendi kararıyla modayla çoktan vedalaştı, diğeri ise geçen yıl kariyerinde 25. yılını kutlayan gururumuz Hüseyin Çağlayan.

Müzisyen kimliğiyle Londra Moda Haftası’nı şaşırttı

Disiplinler arası bir isim

Hüseyin Çağlayan, sadece bir moda tasarımcısı değil, aynı zamanda çağdaş sanat dünyası tarafından kabul edilmiş bir sanatçı.

Wallpaper dergisi 20. yılında, 20 yılda oyunun kurallarını değiştiren 20 etkili kişi listesine Hüseyin Çağlayan’ı seçmişti, Google’ın kurucusu Larry Page, Airbnb’nin kurucuları Joe Gebbia ve Brian Chesky, Apple’ın görevinden ayrılan ama bağımsız olarak markayla çalışmaya devam eden tasarım direktörü Jonathan Ive, aktivist sanatçı Ai Weiwei ile birlikte...

Çağlayan’ı “Bir moda tasarımcısından disiplinler arası bir isme dönüştü” diye özetlemişlerdi.

New York Times ise Hüseyin Çağlayan’ın özelliklerini tek tek yazmıştı: “Moda tasarımcısı, film yönetmeni, profesör, mimar, kostüm tasarımcısı, koreograf...”

Benim Hüseyin Çağlayan markasıyla ilk tanışmam da Venedik Bienali’ne ilk kez gidişimle 2005’te oluyor.

Hüseyin Çağlayan o zaman Venedik Bienali’ne Tilda Swinton’ın oynadığı ‘Absent Presence’ adlı video çalışmasıyla katılıyor ve o zaman Türkiye’den bienale giden izleyicilerin çoğu Tilda Swinton’ın ne kadar değerli bir oyuncu olduğunun farkında değil.

Ama herkes Hüseyin Çağlayan’ın eteğe dönüşen kahve sehpası tasarımını biliyor.

Bugün Hüseyin Çağlayan’ın işleri dünyanın en önemli mimarlık okullarında okutuluyor, MIT gibi dünyanın önde gelen okulları da, Uzakdoğu’da elektronik otomobil markaları da kendisiyle yapay zekâ alanında bile iş birlikleri yapıyor.

İşte bu durumda şaşırmıyoruz, bir dönem Brad Pitt’in sevgilisi olarak da gündeme gelen MIT profesörü, mimar Neri Oxman’ın tasarım inovasyon ödülü aldığı zamanda büyük ödülü, Londra Tasarım Madalyası’nı kazanmasına.

Zaten tasarımları Londra’da Victoria & Albert Müzesi’nden New York’ta MOMA’ya birçok önemli müzede sergileniyor.

Londra’nın önemli tiyatrosu Sadler’s Wells’te ‘Gravity Fatigue’ adlı bir de dans performansı sahneye koydu daha önce, sadece kostümlerini tasarlamakla kalmadı, koreografi de kendisine aitti.

İşte o zaman bir ortak arkadaşımız “Hepimiz bir alanda iyiyiz ama Hüseyin bu kadar farklı alanlarda nasıl bu kadar yetenekli şaşırıyorum” diyerek hepimizin hislerini dile getirmişti.

Buna rağmen ‘Gravity Fatigue’ projesini Londra’da sahnelendikten sonra Türkiye’ye getirecek bir kurum ya da sponsor çıkmadı.

Eleştirmenlerden tam puan

Gelelim bugüne...

Pazar günü Londra Moda Haftası’nda en çok beğenilen defile Victoria Beckham ya da Roksanda değil, Hüseyin Çağlayan’ın Chalayan markasınındı.

Peki ama neden?

Evet, koleksiyon her zamanki gibi çok başarılıydı.

Çağlayan’ın daima transformasyonu öne çıkaran farklı şekillerde giyilebilen kıyafetlerini zaten seviyoruz.

Ama bu defilenin finalinde izleyicileri bir sürpriz bekliyordu, Hüseyin Çağlayan daha önce de Paris’te bir defilesinde bir garson kılığında podyuma çıkmıştı, bu sefer ise podyuma çıkmadı, podyumun kenarında müzisyenlerle birlikteydi.

Çünkü kendi yaptığı müzik, kendi yazdığı sözlerden oluşan şarkısını kendisi seslendirdi.

İşte bu durumda Vogue’un efsane moda eleştirmeni Suzy Menkes’ten Financial Times’ın How To Spend It adlı dergisinin yeni yayın yönetmeni Jo Ellison’a moda dünyasının önemli isimleri sosyal medyada Hüseyin Çağlayan imzalı müzikleriyle Chalayan defilesini övgülerle paylaştı.

İşte böyle bir özel yetenek ve yaratıcılık söz konusuyken yurt dışında her defile yapan girişimciyi aynı kefeye koymak ister istemez mümkün değil.