Sağlıklı yaşam takıntısı sağlıklı mı?

Yeme-içme-eğlence dünyasının en güçlü rakibi: Sağlıklı yaşam! Pandemi sürecinde bu merakımız daha da arttı; nasıl daha sağlıklı olabiliriz diye adeta kendimizi birer proje haline getirdik. Peki, ama gerçekten iyi mi yaptık?

Çok gezen, çok eğlenenler takip ediliyordu Kovid-19 öncesine kadar. Oysa şimdi hepimiz sabah erkenden kalkıp meditasyon, yogayla güne başlayan, evde karabuğday unuyla ekmeğini, badem unuyla, ham kakaoyla glutensiz tatlısını yapan, aralıklı orucu fiziksel aktiviteyle birleştirip en fit görünenleri izliyoruz.
Günde kaç kere spor yapıyorlar, bir güne kaç “squat” sığdırıyorlar, “plank”te kaç dakika dayanabiliyorlar, ne yiyip ne içiyorlar, bunları merak etmekteyiz. Şimdi hepimiz sağlığın en önemli şey olduğu konusunda hemfikiriz. Hatta bununla da yetinmeyip nasıl daha da sağlıklı olabiliriz diye yaşam şeklimizde dünya için küçük ama bizim için büyük adımlar atıp önemli değişiklikler yapıyoruz.

Sağlıklı yaşam takıntısı sağlıklı mı




Proje gibiyiz


Ama sanmayın ki bu değişim pandemi döneminde başladı. Son 10 yılda yeme-içme-eğlence dünyasının en büyük rakibi sağlıklı yaşam merakı. Şimdi zamanım yok bahanemiz de kalmadığı için daha disiplinliyiz; bu konuya daha da fazla kafa yoruyoruz ve kendimizi birer proje olarak görüyoruz. 14 günlük su orucundan, evde yemek yapmadan sadece dışarıdan gelen sağlıklı beslenme kutularıyla beslenenlere kadar, farklı seçenekleri deneyenler var aramızda. Kutu hizmetinden yararlanmayanlar da kendilerini, en azından akşam yememeye, günde 2 öğüne inmeye çoktan adapte etti. Onu da bırakın, sıvı diyetler bile hayatımızın bir parçası oldu. Uzun zamandır sohbetlerde en iyi katı meyve sebze sıkacakları “trending topic!”

Sadece beslenme de değil, spor da hayatımızın önemli bir parçası haline geldi. House Party’deki akşam buluşmalarında en sık duyduğumuz cümlelerden biri “Sabah sporum var, erken kalkmalıyım” oluyordu. Şimdi ev konforunda çevrimiçi spora da alıştık, spor salonlarına artık gider miyiz hiç belli olmaz! Gidenler mutlaka olacaktır, ama çevrimiçi devam etmek isteyenler de… Artık hepimiz taytlarla, eşofmanlarla, daha sofistike tabiriyle yoga pantolonlarıyla spor ayakkabılarıyla yaşıyoruz. Telefonlar, akıllı bilezikler, akıllı saatler sağ olsun, evlerin içinde bile adımlarımızı sayıyoruz; kendimizi kalorileri hesaplarken buluyoruz.

Takıntılarımız ve biz


Evet, kabul etmeliyiz, 10 yıl önce kimse böyle olacağını tahmin edemezdi. Gelin görün ki, sağlıklı yaşam takıntımız arttıkça neşemiz de azalıyor sanki! Sağlıklı yaşam guruları olacağız diye hayatın tadı tuzu kalmayacak bu merakımızı dengelemeyi başaramazsak. Pandemi sonrasında da turizmciler sağlıklı yaşam turizminin daha da yükseleceği görüşündeler.

Rakamlara bakalım, 2018’de global sağlıklı yaşam pazarı 4.5 trilyon dolar değerinde; Dünya Sağlık Örgütü’nün verdiği 7.3 trilyon dolarlık sağlık ekonomisinin neredeyse yarısı. Artık sağlıklı yaşam takıntısı olmayanlar tembel ya da zayıf iradeli olarak yargılanıyor. Oysa hepimiz biliyoruz, zayıflık tek ölçü değil; sağlığın yerinde olduğu anlamına da gelmiyor. Yine de önemli tabii!

Sağlıklı yaşamı takıntı haline getirip başkalarıyla yarışa girmeden, kendinizi kötü ya da yetersiz hissetmeden, yapabildiğiniz kadar yaptığınız sürece sorun yok. Ne de olsa başka her şeyde olduğu gibi azı karar, çoğu zarar.