Tasarım Bienali bugün başlıyor

Londra’yı bir tasarım başkenti haline getirmeyi başaran, 17 yıl önce John Sorrell ile birlikte Londra Tasarım Festivali’ni kuran ve daha sonra Londra Tasarım Bienali’ni de başlatan Ben Evans, “Çok üzücü, Türkiye’deki tasarımcılar Londra’da yeterince tanınmıyor. Belki birkaç moda tasarımcısı sayabilen olur ama o kadar” dediğinde üzülmüştüm.

İki yıl önce, daha önce Marc Newson, Thomas Heatherwick ve David Adjaye gibi değerli isimlerin de almaya hak kazandığı Londra Tasarım Madalyası ödülünü kazanan Hüseyin Çağlayan dışında bir isim verememişti Ben Evans.

“Tasarımcılarınızı uluslararası sahnede daha iyi tanıtmalısınız” diye devam etmiş, “Kreatif ekonomi yumuşak güç, arzu edilen destinasyon olmak için tasarım, kreatif güç çok önemli” diye eklemişti.

“İstanbul’un bir tasarım başkenti olmak için potansiyeli var mı?” sorusuna “Her şehrin potansiyeli var” diye cevap vermiş, “İstanbul coğrafya ve tarihiyle büyük ve önemli bir şehir. Dünyada bazı şehirlerin bulunduğunuz konuma göre daha çok alanı etkileme şansı oluyor, İstanbul’un da bu şansı var” demişti.

İşte tam da bu nedenle İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 2012 yılından bu yana gerçekleştirilen İstanbul Tasarım Bienali çok önemli.

İstanbul Tasarım Bienali, her iki yılda bir tasarım fikirlerinden çeşitli kesitleri bir araya getiriyor ve geniş bir yelpazede pek çok alanın tasarımla ilişkisini inceliyor.

Eylül ayında gerçekleşmesi planlanan ve daha sonra ertelenen 5. İstanbul Tasarım Bienali pandemi önlemleri kapsamında farklı formatları bir araya getiren yeni yapısıyla bugün başlıyor.

Mariana Pestana, Sumitra Upham ve Billie Muraben küratörlüğünde gerçekleşen ve ‘Empatiye Dönüş: Birden fazlası için tasarım’ başlığını taşıyan bienalde farklı ülkelerden ve disiplinlerden katılımcıların projeleri sergi mekânlarında, İstanbul sokaklarında ve dijital ortamda görülebilecek.

Üç eksende bir araya gelen bir program var: Dijital ortamda yayımlanacak Eleştirel Yemek Programı adlı video serisi, Akdeniz havzasından projeleri Cihangir’deki ARK Kültür’de bir araya getirecek Kara ve Deniz Kütüphanesi programı ve bir arada yaşamayı yeniden ele alan projelerin Pera Müzesi’nin yanı sıra kentin farklı noktalarına uzanacağı Yeni Yurttaşlık Ritüelleri adlı müdahaleler dizisi.

Yeni formatıyla Pera Müzesi ve ARK Kültür’de görülebilecek bienal sergileri 15 Kasım’a kadar açık kalacak.

İstanbul sokaklarına yayılacak müdahaleler, araştırma projeleri ve video serileri ise sergiler kapandıktan sonra 30 Nisan 2021’e kadar devam edecek.

5 .İstanbul Tasarım Bienali’nin açılışı bugün saat 11.00’de İKSV’nin YouTube kanalında yayımlanacak bir video ile yapılacak.

İstanbul Tasarım Bienali Direktörü Deniz Ova’nın küratörler Mariana Pestana, Sumitra Upham ve Billie Muraben’le birlikte bienali anlatacağı videoda dünyanın farklı yerlerinden katılımcıların gönderdiği videolar da yer alacak.

İzlemekte fayda var!

Mimarı müze otelin hikâyesini anlatacak

Geçen yıl Londra’da Royal Institute of British Architects’de (RIBA) RIBA ve VitrA iş birliğiyle izlemiştim İstanbul, New York ve Londra’da ofisleri bulunan Emre Arolat’ın konuşmasını.

“Bir müşteriyle toplantı yaptım, ‘Hangi projelerimi beğenip benimle çalışmak istediniz, hangi projelerimi beğenmediniz?’ diye sordum.”

“‘Hiçbirini’ dedi, ‘Hiçbirini bilmiyorum’”.

“İşte en iyi müşteri!” demişti Emre Arolat gülerek, “İşlerinizi bilmiyor ama adınızı biliyor”.

İşte, Türkiye’deki çirkin yapılaşmanın en önemli sorunlarından biri, mimariye, tasarıma yeterince değer verilmemesi. Dev binaların yatırımcılarının bile mimari ve tasarımla hiç ilgisinin olmaması ve zaman zaman da zevksizliği.

Elbette, hiç ilgilenilmemesi ve haliyle karışılmaması zaman zaman da mimariye çok olumlu yansıyor.

Örneğin Emre Arolat’ın Büyükçekmece’deki Sancaklar Camisi eseri. Emre Arolat’ın son dönemde çok konuştuğumuz bol ödüllü işlerinden biri de Antakya’daki The Museum Hotel.

Emre Arolat, bugün saat 17.30’da Soho House İstanbul’da Antakya’daki müze oteli nasıl tasarladığını anlatacak.