2020 BİTMEMİŞ DAHA, AMA HİÇ SÖYLEMİYORSUNUZ !

Amerika karıştı, ardından Rusya sokaklarda. Afrika’da kızılca kıyamet kopuyor, Nijerya’da korsanlar Türk gemisine saldırıyor. Dünya yangın yeri, insanlar gergin, öfkeli. Herkes patlamaya hazır yanardağ misali. Yanardağlar da patlamaya hazırmış baksanıza Etna Yanardağı, yıllar sonra, ansızın patladı yeniden ve ortalık lav, kor gölüne döndü.

Hala aktif olmasından olsa gerek dünyanın korktuğu, bir o kadar da merak ettiği yanardağ Etna. İtalyanların hele de Sicilya halkı için bir felaket habercisi kendisi. Yıllar yılı eteğindeki birçok köyü, kasabayı silmiş haritadan. Her yıl birkaç santimetre denize doğru kayıyormuş. Bu durum büyük bir çöküşe ve tsunamiye yol açabilirmiş.

Tuhaf, mistik bir havası var buranın, masalsı ve büyülü. Yamacında dev bir atkestanesi var ki dünyanın en eski ağacı olarak biliniyor. Onca patlamaya, kora, lava, ateşe inatla direniyor. Rivayete göre bu ağacın gövdesinde, Bourbon hanedanından bir kraliçe de dahil, yüz atlının saklandığı söyleniyor.

Ya şu pandemi bitse de gitsek şöyle Sicilya’ya. Tatsak zeytinyağlarını. O muhteşem zeytinyağlarının üretildiği zeytin ağaçlarını besleyen, Etna Dağı. Volkanik toprak,  yüksek kaliteli sızma zeytin elde edilen zeytin ağaçlarını yetiştiriyor sert mizaçlı anne edasıyla. Bu volkanik topraklarda üzüm bağları, portakal ve limon ağaçları, badem ağaçları ve çok sayıda sebze tarlaları var. Sicilya mutfağının bu denli müthiş lezzetlere sahip olmasının sırrı Etna’dan nasibini alan toprakların bereketi olsa gerek. Toprağın rengi simsiyah, donmuş lavlardan oluşan siyah taş ve kayalar etrafta. Simsiyah topraktan yeşeren bitkiler, sarı çiçekli dev katır tırnakları, müthiş bir renk cümbüşü ve büyüleyici bir atmosfer. Patlamalarıyla bulunduğu coğrafyayı karalara bağlayan bu yanardağ aynı zamanda nasıl da bolluk ve bereket getirmiş bu topraklara şaşırıyor insan...

Hayat gibi işte; Hazineler viranelerde saklıdır, başarılar zorlukların, mutluluklar acıların ardında. Patladı mı kül ediveriyor her şeyi, kor gibi eritiyor. O değil de zaten ortalık karışık be Etna, sen niye patladın bunca zaman sonra !

Kimse itiraf etmese de 2020 henüz bitmemiş galiba !

………………………………………………………*……………………………………………….

2020 bitmemiş galiba diyorum çünkü konuşacak onca önemli konu, mevzu varken haftanın en önemli olayı oyuncu Ceyda Düvenci’nin kızının ‘regl’ olmasıydı. Ülkece ayaklandık, her kafadan bir ses, her köşeden bir infaz, eleştiriler, hakaretler, alkışlar. Neymiş; Ceyda Düvenci adet gören kızının bu durumunu, sosyal medyada ‘Balköpüğüm genç kız oldu’ olarak duyurmuş.

Bir kısım bunu gayet normal karşıladı bir kısım da; ‘ayıptır, günahtır, böyle şeyler konuşulmaz, paylaşılmaz’ diye kınadı. Görüşler, iki takıma ayrıldı. Tüm kalemşörler, klavye başında kendi takımına destek çıktı, yer yerinden oynadı.

Ceyda Düvenci’nin 10 yaşındaki kızı, serebral palsi hastası ve doğduğundan beri bununla mücadele ediyor. Ceyda Düvenci de bu mücadelenin içinde kızına sonsuz destek veriyor, kitaplar okuyor, seminerler veriyor. Ve bu mücadeleyi hepimizin, herkesin önünde, bizlerle paylaşarak yapıyor.

Bu zor süreçte birçok kız annesinden daha duyarlı haliyle. Kızının büyüdüğünü görmek, fizyolojik aşamaları onu daha da duygulandırıyor, hassaslaştırıyor. O yüzden bu paylaşıma bu kadar tepki vermenin gereksiz olduğu kanısındayım.

Sağlıklı bir kadının her ay düzenli adet görmesi yani regl olması gayet normal. Markette, eczanede ped alırken tuhaf bakışlara maruz kalmak, vebalı gibi bakılmak işte o da anormal !

Yani o kandan utanacağınıza katledilen kadınların kanlarından utanmak daha doğru sanki. Oğlanın sünneti düğün dernekle kutlanıp, arabayla sokak sokak gezdirilip üstüne bir de hediyeler alınırken kızın reglinin sır gibi saklanması, konuşulmaktan utanılması hatta bazı bölgelerde regl olan kıza o anda tokat atılması gerçekten haksızlık. En acısı da regl olayına ayıp diyenlerin hayvana, damacanaya, küçücük kızlara tecavüz eden sapıkların olması. Kızlık zarını namus mührü yapanlar, regl nedir tabi anlayamazlar. Çünkü onlar cahiller ve kansızlar. Valla genç kızlığa adım atan kızını düğünle olmasa da partiyle ritüelle kutlayan Düvenci’yi kutluyorum. Regl kanını eleştirenler de bence oturup kendi kansızlıklarını düşünsünler !

…………………………………………………….*………………………………………………………

Geçen hafta kar yağdığında okullar tatil olacak mı acaba olmayacak mı merakı yoktu, belki de bundan kar sevinci biraz buruktu. Bu hafta da çocukların heyecanla beklediği sömestr tatili başladı ama zaten evde oldukları için tatil de biraz anlamsızdı. Öyle miydi önceden, heyecanlanılırdı günler öncesinden. Karne nasıl gelecekti, hediye gelecek miydi, nerelere gidilecekti tatilde, neler yapılacaktı ???

Oysa neredeyse 1 yıldır kapalı evde çocuklar, uzaktan alıyorlar eğitimlerini, öğretmenlerinden arkadaşlarından ayrılar. Bizler bile bu kadar etkilenmişken onları düşünemiyorum bile. Eskiden ekmek almaya gönderemezken üşengeçliklerinden şimdi markete gidiyoruz deyince heyecanlanan, sokağa çıkacağız diye mutlu olan, okullar açılsın diye gün sayan bir nesil yetişiyor. Bir yandan üzülüyorum ama bir yandan da bazı şeylerin en azından öğretmenlerinin, birbirlerinin kıymetini anladılar diye de seviniyorum için için. Evet Türk anasıyım ben, severim de yererim de dosdoğru söylerim de J

Neyse ki bu jenerasyon bizden zeki, bizden becerikli. Bize göre daha iyi idare edebiliyor bu süreci. Daha kontrollü, daha sabırlı. Zaten bunlar z kuşağı çocukları, en spesifik özellikleri akılları ve de hazırcevaplıkları. Cevap da yetiştiremiyorsun, çoğu zaman kalakalıyorsun.
Oğlum geçen gün bir resim yapmış uydurmasyon. Bu nedir diye sordum; ‘Melek’ cevabını verdi. Ben de; ‘İyi de oğlum burada üç kanat var, üç kanatlı melek gördün mü sen’ deyince şu cevabı verdi ;

‘Sen iki kanatlısını gördün mü ki ‘… 

CANSEN ERDOĞAN