“Wii” elektronik oyun paketi

Karaköy İskelesi’nin karşısındaki yüksek ve yuvarlak çift taraflı meydan saatinin, Deniz Bank yönüne bakanı düzgün çalışıyordu; ama iskeleye bakanı, ya 3 saat geri kalıyor, ya 4 saat ileri gidiyordu.
* * *
Nihayet onu da düzeltmişler.
Öbür akşam gece yarısı, yeni yıla girişi; akreple yelkovanı tam 12’nin üstünde buluşarak gösterecek.
* * *
Bizim Göztepe tarafındaki Caddebostan İskele Caddesi de; yol bakım ve düzenleme çalışmaları nedeniyle, tam 6 aydır trafiğe kapalıydı.
Çalışmalar hafifleyip biter gibi olduğundan, cadde de trafiğe açıldı.
* * *
Darısı, çalışmaların sürüp gittiği başka caddelerle sokakların ve özellikle de kaldırımların başına.
* * *
Ankara’da ise, siyaset gündemi sürekli yoğun ve ajans haberlerinde; liderlerin şu sözü, yahut bu sözü “vuruyor güne damgasını”...
* * *
Yeni yılın bütçe tasarısı da nihayet yasalaştı.
Karşılıklı siyasal polemikler arasında, bütçenin nerelere nasıl harcanacağı üstünde kimse pek tartışmadı.
* * *
Kimse ilgilenmedi, iç ve dış resmi gezilere ödenecek harcırah toplamının kaç yüz milyon doları bulacağıyla da; kaç yeni resmi arabanın alınacağıyla da...
Askeri harcamalar ise zaten devlet sırrıydı.
* * *
Genel seçim havasının fırtınasıyla sürüp giden siyasal çatışmalar, hiçbir istasyonda durmayan ekspres bir tren katarı gibi...
Yılbaşı mılbaşı umurumda bile değil nutukçu esnafının; onlar çok daha bireysel ve bilinmez hesaplar içinde...
* * *
Bir yandan da çeşitli protesto gösterileri, polislerle çıkan çatışma ve arbedeler, sel baskınlarında perişan olanların durumu, sürüp gitmekte.
* * *
Dünkü Milliyet’te de, Mehveş Evin’in, kare içinde manşet düzeyinde verilmiş bir haberi vardı:
“Kadın cinayetleri
TERÖRDEN BETER”
* * *
Haberin başlık altına çıkarılmış ayrıntıları da şöyleydi:
“İlk 7 ay verileri...
BUNLAR DA 2010 RESMİ RAKAMLARI
226 kadın öldürüldü
478 kadın tecavüze uğradı
6423 kadın aile içi şiddetten hastaneye başvurdu.”
* * *
21’inci yüzyılın ilk 10’uncu yılı biterken, toplumsal yapıdan medyaya yansıyan fokurtu ve tokurtuların ulaşamadığı; ışıklandırılmış şık mağazaların kıyısındaki bir mekâna sığınarak, gelip geçenleri seyretmek de pek fena olmuyor.
* * *
Ayakları bakımlı kadınların dünyaları oraları...
Sanırım ne çevremizde oturanların, ne önümüzdeki caddeden gelip geçenlerin aklına hiç uğramayan bir konu, 1910 yılının nasıl bittiği...
* * *
Osmanlı tahtında 35’inci Padişah Sultan Reşad oturuyordu.
İstanbul’da elektrik yoktu.
Azapkapı-Ortaköy arasında, atlı tramvaylar çalışıyordu.
Arnavutluk’ta isyan çıkmıştı.
İtalyanlar, Trablusgarb’a ve Bingazi’ye hücuma hazırlanıyorlardı.
* * *
Robert Kolej kurulalı, yarım yüzyıla yakın bir zaman geçmişti.
Kolejde, ABD’li öğretmenler, dersleri İngilizce olarak veriyorlardı.
Almanların inşa ettiği Haydarpaşa Garı’nın yapımı, henüz bitiyordu.
* * *
O zaman da bütçenin nasıl harcandığı; “paşalar”ın nasıl geçindiği, paraların nerelere akıtıldığı, Boğaz’daki yalılara nasıl sahip olunduğu belli değildi.
* * *
Taşradaki salgın hastalıklarda, su baskınlarında, töre cinayetlerinde kimlerin ölüp gittiği, kimlerin ziyan zebil olduğu da belli değildi.
* * *
Buharlı gemiler sayesinde Avrupa ile Amerika arasındaki deniz ticareti almış yürümüştü.
* * *
O zamanlarda da kimsenin aklından, gelecek yüz yıl içinde Türkiye’de neler yaşanacağı ve İstanbul’un 2010 yılı sonunda; Noel ile yılbaşına nasıl hazırlanacağı geçmiyordu.
* * *
Kimin aklına gelebilirdi ki, Türkiye’nin nüfusu 73 milyona çıkacak ve 40 milyonunun da yaşı 28’den küçük olacak?
İstanbul trafiği ise, bir deli pöstekisine dönecek?
* * *
Bu arada bendeniz de, hiç bilmediğim elektronik bir oyuncakla karşılaştım.
Elektronik küçük bir aygıtı, TV’ye bağladığınızda; tenisten golfe; beyzboldan boksa kadar çeşit çeşit karşılaşmalara; taraflardan biri olarak, bizzat katılabiliyorsunuz.
* * *
Örneğin tenis oyununda, ekran tam bir tenis alanı oluyor ve karşınızdaki rakip, elindeki raketle topa vurduğunda; siz de elinizdeki aygıtı raket gibi kullanarak ona yanıt veriyorsunuz.
Ve ekranda tenis oynayan iki rakipten öndeki, sizin hareketlerinizi tekrarlayan benzeriniz oluyor.
* * *
Keşke siyasetçi çatışmaları da, böyle olabilseydi...
* * *
Hiç değilse şu yeni yıl bütçesinde, paraların nerelere nasıl harcanacağını öğrenebilseydik...
Ne yapmalı ki, kimse de alışık değil bunu merak etmeye; ta 1910’dan beri...
* * *
Karaköy İskelesi karşısındaki meydan saati, şükür ki düzeltildi; cuma gecesi yeni yıla girerken tam 12’yi gösterecek...