Hedefler ve değişim korkusu

10 Aralık 2020

İş, okul, aile yaşantımızda ya da parasal konularda, mevcut düzenimiz dışında yeni bir şeyler yapmak istediğimizde kendimizi zaman zaman korku, endişe gibi duygular içinde bulabiliyoruz. Bunun nedeni bilinçaltının bizi konfor alanında tutmaya çalışmasıdır. Konfor alanı, kendimizi rahat ve güvende hissettiğimiz bir alan ya da davranış biçimidir. Kendimizi rahat hissettiğimiz alışkanlıklar konfor alanında kalmamıza neden olur. Yeni bir şeyler yapmak istediğimizde “Yapamam / yapamayacağım” gibi negatif düşünceler bizi durdurur ve o iş her neyse onu yapmaktan çekiniriz. Topluluk önünde konuşmak, yeni bir işe girmek, yeni insanlarla tanışmak gibi örneklendirilebilir.

Hedeflerimize ulaşmak için çoğu zaman yeni davranışlar sergilememiz ve farklı eylemler gerçekleştirmemiz gerekecektir. Konfor alanında kaldığımız ve eski alışkanlıklara sıkı sıkıya tutunduğumuz, yeniliklerden çekindiğimiz müddetçe hedeflerimize ulaşmak neredeyse imkansızdır. Eğer hedeflerimize ulaşmak için önümüzdeki engelleri kaldırmak istiyorsak yapmamız gereken ilk şey kendimizi harekete geçirerek konfor alanından dışarı çıkmaktır.

Olumlama ve imajinasyondan yararlanın

Düşüncelerin olumlu gücünden faydalanmak karşımıza çıkabilecek engellerle baş etmemizi sağlar. Beynimiz sorunlar karşısında çözüm yolları üretmeye başlayacaktır. Bilinçaltımız ilerlememize engel olan negatif düşünceler ile doluysa yapmamız gereken, bilinçaltını yeniden eğiterek pozitif düşünce kalıpları oluşturmaktır. Negatif düşünceler geldiğinde onları durdurun ve pozitif olanları ile değiştirin. Bu konuda afirmasyonlardan yararlanabilirsiniz. Afirmasyonlar (olumlama) bilinçli olarak bilinçaltında sahip olduğumuz negatif düşünceleri pozitif olanlar ile değiştirmek için tekrarlayarak söylediğimiz kelime ya da cümlelerdir.

Yeni alışkanlıklar kazanmak için beynimizde yeni nöron bağlantıları oluşturmak ve onların güçlenmesini sağlamak gerekir. Olumlu düşünceler zihnimizden geçtikçe, imajinasyon (canlandırma) çalışmaları aktifleşen nöron bağlantılarını daha da güçlendirecektir. Gerçekleştirmek istediğiniz davranış ya da eylem ne ile ilgiliyse o konuda zihninizde canlandırma yapın ve mutlu sonuca ulaştığınızı görün. Bu düşüncelerin otomatiğe bağlanarak alışkanlık haline gelmesi için ortalama 21 günlük bir zamana ve düzenli tekrara ihtiyaç vardır.

Aksiyon planı oluşturun

Hedefinize ulaşmak için aksiyon planınızı oluşturun. Listenin içinde yapmanız gereken ancak yapmaktan çekindiğiniz için ertelediğiniz neler var? Kendinize bugün bu maddelerden hangisini yapabileceğinizi sorun ve en az bir tanesini gerçekleştirin.

Örneğin topluluk önünde konuşma korkusu... Birkaç kişinin önünde yapacağımız bir sunum sırasında heyecanımız sesimizin az çıkmasına neden olabilir. Başlangıçta yaşayacağımız yetersizlik hissi, gelişimimiz için gerekli bir aşamadır. Denemelerimiz kimi zaman olumsuz da sonuçlanabilir. Bu ihtimallere de hazırlıklı olmak hedefe ulaşmamıza yardımcı olur.

Yazının devamı...

Duygusal açlık problemi ve çözümü

1 Aralık 2020

Her insan gibi bizler de zaman zaman maddi zorluklar, gelecek kaygısı, kariyer mücadelesi, ilişki problemleri gibi hayatın gerçekleri ile birlikte yaşamaktayız. Bu durumlar karşısında üzüntü, baskı, stres, gerginlik gibi duygular ortaya çıkabilmektedir. Bu duygularla nasıl baş edeceğinizi bilemezseniz, zaman zaman duygusal açlık dediğimiz durum ortaya çıkabilir.

Duygusal Açlık Nedir?

Duygusal açlık; midemiz dolu olduğu halde can sıkıntısı, gerginlik, öfke, üzüntü, yalnızlık gibi duygulardan dolayı yapay bir açlık hissi olup, o duygusal boşluğu doldurmak için yemek yeme isteği ile ortaya çıkan bir durumdur.

Duygusal açlık ile fiziksel açlık arasındaki farkı iyi bilmek gerekir. Fiziksel açlıkta bedende açlık hissi yavaş yavaş oluşur. Yemeğin pişmesini, sofranın hazırlanmasını bekleyebilirsiniz. Yemek seçiciliği azdır ve hazır olan yemeği yiyerek tokluk hissi ile sofradan kalkılır. Duygusal açlık ise aniden gelişir. Özellikle belli bir yiyeceğe karşı istek vardır. Tatlı, abur cubur gibi. Mide dolu olduğu halde yemek yenir ancak açlık hissinde azalma olmaz. Duygusal açlık anlarında, açlığı aslında açlığa iten duyguyu hızla bastırmak istersiniz. Sonrasında ise gerçekten yemeye ihtiyaç olmadığı düşüncesi ile birlikte bir pişmanlık duygusu gelişir.

Fiziksel olarak açlık seviyenizin ne kadar olduğunu takip etmek aşırı ve gereksiz yemeyi önler. Bu nedenle kendinize ilk sorunuz “Şu anda fiziksel olarak gerçekten aç mıyım?” olmalıdır. Buna doğru cevap vermek için bir ölçek kullanacağız. 1- tokum, 5- çok açım olacak şekilde 1 ile 5 arasında açlık seviyenizi belirleyin. Açlık seviyeniz 3-4 ise sağlıklı atıştırmalıklar tercih edebilirsiniz. 3’ten az ise bir bardak su ya da bitki çayı içilebilir. Bu konuda emin olamadığınız durumlarda en son ana öğününüzün üzerinden kaç saat geçtiğini kontrol ederek de bir karara varabilirsiniz. Örneğin öğün üzerinden 4-5 saat geçti ise fiziksel acıkmanız mümkün olabilir.

Dolabınızı paketli abur cuburlardan temizlemek ve bunların yerine doğal meyve ve sebzeler ile doldurmak, açlık anlarında doğru seçimler yapmanıza yardımcı olur. Kolay ulaşılabilir olan besinleri daha çok tükettiğimiz için, mutfak tezgahınızda sevdiğiniz meyveleri ya da şekersiz ancak hurma gibi doğal besinlerle tatlandırılmış ev yapımı atıştırmalıkları hazır bulundurmak, bu süreci doğru yönetmenizi sağlayacaktır.

Duygusal Açlık Anlarına Hazırlıklı Olun

Duygusal açlık yaşadığınız anları belirlemek için kendinize zaman ayırıp aşağıdaki soruların cevaplarını bulmak ve bu durumlarda bir şeyler yemek yerine yapabileceklerinizi planlamak kendinizi hazır hissetmenizi sağlayacaktır.

Yazının devamı...

Etkili olumlama cümleleri

30 Ocak 2020

Olumlamalar beynimizi hedeflediğimiz yönde yeniden programlamak için kullanılır. İstenilen durumu ya da hedefi pozitif şekilde yansıtan cümlelerdir. Kısa, net ve anlaması kolaydır. Olumlamaları kullanmanın nedeni içsel motivasyonumuzu arttırmak, zihni hedeflere doğru hareket etmesi için yönlendirmektir. Yeni alışkanlıklar edinmemiz ve hedeflerimize ulaşmamız için; olumlamalar en etkili araçlardan biridir.

Gün içinde nasıl düşündüğümüzün farkında olmamız çok önemlidir. Yapılan en sık hatalardan biri de negatif inançlarımızı tekrar tekrar dile getirmektir. “Hayat çok zor”, “yeterince param yok” gibi. Pek çok kişi günlük hayatta farkında olmadan yaşamlarında memnun olmadıkları durumlarından, şikayetlerinden sıkça çevrelerindeki kişilere bahseder. Kendileri ile baş başa kaldıkları zamanlarda da problemlere odaklanarak, enerjilerini bu negatif alanları beslemeye harcarlar. Bu durumda hedef ve isteklerini gerçekleştirecek güç ve motivasyonları kalmaz.

“Zihin her şeydir. Çünkü düşündüğün şey haline gelirsin” Buda

Olumlamalar sık sık tekrar edilerek bilinçaltına gönderdiğimiz mesajlardır. Bilinçaltı söylediğimiz şeyi doğru kabul eder ve onu ispatlamak için ona uygun olay ve durumları hayatımıza getirir. Örnek olarak hedefimiz kilo vermek olsun. Sağlıklı beslenmeye ve egzersiz yapmaya başladığımız bu süreçte zihnimiz “yapamayacaksın, “kilo vermek zor”, kilo veremiyorum” şeklinde düşünceler üretirse ve gün içinde bu düşüncelere yoğunlaşırsak kendimizi nasıl hissederiz? Daha mutsuz, daha karamsar hissederiz değil mi? Peki böyle hissetmeye devam edersek ne olur? Enerjimiz, kendimize olan inancımız azalır, zorluklar karşısında kolay pes ederiz ve istenilen kilo hedefine ulaşamadan çalışmaları bırakırız.

Zihin durumumuzu ve modumuzu değiştirmek için pozitif düşünceyi kullanmalıyız. “Yapamam”, “başaramayacağım” gibi olumsuz düşündüğünüzü fark ettiğinizde hemen kendinizi durdurun ve zihninize neden bu sefer farklı olacağını söyleyin ve onu ikna edin.

“Çünkü kararlıyım”

“Çünkü eskisinden daha çok yediklerime dikkat ediyorum”

“Çünkü düzenli egzersiz yapıyorum” gibi…

Yazının devamı...

Düşünceleriniz ve Geleceğiniz

27 Mayıs 2019

Hayatın günlük akışı içinde düşünceleriniz sizi ne kadar destekliyor? Sahip olduğunuz iç ses size neler söylüyor? Bu ses sizi motive ediyor mu ? Yoksa yapamayacağınızı, yeterince iyi olmadığınızı ve yine başarısız olacağınızı söyleyerek sizi engelliyor mu?

Düşünce, duygu ve davranışlarımız bir bütündür. Bugünkü düşüncelerimiz ilerde davranışlarımızı ve hayattaki seçimlerimizi etkiler. Aslında geleceğimiz tam da şu anda ne düşündüğümüz ile şekilleniyor . Bu nedenle negatif düşünce akışını fark ettiğimizde bu düşünceleri beslemeyi durdurmak yapılacak ilk harekettir. Ardından bu düşünce pozitif bir düşünceye çevrilmelidir.

Hayatımızda en çok da olumsuz olaylarla karşılaştığımız zamanlarda pozitif bakabilmek bizi zorluyor. Öncelikle bu zorlukların bizim ruhsal gelişimimiz için doğal akışın bir parçası olduğunu kabul etmek gerekir. Bu duruma nasıl baktığın ise senin seçimindir. Bu olayın sana nasıl bir fayda sağlayacağını ve senin için nasıl bir öğreti barındırdığını görmeye çalışmalıyız. Önemsiz de gözükse ondan bir fayda bulmaya çalışmak gerekir. Bu fayda senin olaya bakışını tamamen değiştirecektir. Darel Rutherford’un söylediği gibi Hayatı kazanan tutumu ile oynarsanız asla kaybetmezsiniz.” Başarısızlığa uğradığımızda da durum farklı değildir. Nasıl başarısız olduğumuzu tekrar tekrar kendimize hatırlatmak yerine bir dahaki sefere neleri farklı yapabileceğimizi düşünmek gerekir.

Birçok negatif düşünce ya geçmişteki bir hayal kırıklığına ya da gelecekte yaşayabileceğimiz korku dolu senaryolara aittir. Bu nedenle aslında tam da şu anda problem yoktur. Şimdiye odaklanmak da zihnimizi olumlu düşüncede tutabilmek için bir araçtır.

Hayatınıza ne kadar çok olumlu düşünce katarsanız, olumlu düşünme alışkanlığını o kadar hızlı kazanırsınız. Şimdi başlamaya ne dersiniz?

Ceyda Bahşi Bilgiç

Yaşam Koçu / Pilates Eğitmeni

Yazının devamı...

Diyette Karşımıza Çıkabilecek Zorluklar ve Çözümler

12 Aralık 2018

Kilo vermek için istekli ve kararlı olduğumuz zamanlarda, diyet listelerimizi de egzersiz programlarımızı da aksatmadan uygularız. Ancak bazen yaşadığımız duygusal durumlar sahip olduğumuz içsel motivasyonumuzu negatif etkileyebiliyor. Kimi zaman da en yakın arkadaşımızın doğum günü partisi gibi diyetteyken zorlanabileceğimiz teklifler alabiliyoruz. Peki bu durumlarda siz ne yapıyorsunuz? Diyeti ve egzersizleri yarıda bırakıp sonra da battı balık yan gider diye mi düşünüyorsunuz? Böyle zamanlar için önceden hazırlıklı olup, ne yapacağımızı planlamış olursak kilo verme sürecimizi aksatmadan yolumuza devam edebiliriz.

Peki bizi yolda negatif etkileyecek nelerle karşılaşabiliriz?

1-Can Sıkıntısı ve yalnızlık

Bir pazar günü hayal edin. Dışarıda hava soğuk hatta şiddetli bir yağış var. Evde teksiniz. Canınız sıkılmış. Hiçbir şey yapmak istemiyorsunuz. Peki sizin de aklınıza “Acaba ne yesem?” sorusu geliyor mu? Bu soru karşısında ne yapmak gerekir? Bunun planını şimdiden yaparsanız o gün geldiğinde kendinizi çaresiz bir şekilde buzdolabı önünde bulmazsınız. Mesela yemek yemek yerine zihninizi rahatlatacak farklı bir şeyler yapmayı deneyin. Dağınık olan eşyalarınızı toplamak ya da e- postanızda birikmiş gereksiz mailleri temizlemek size yardımcı olacaktır. Neşenizi yerine getirecek bir komedi filmi izlemek için de tam zamanı olabilir. Kendiniz için uygun cevapları bulun ve bir yere not edin.

2-Stres ve tatlı krizleri

Kimi zaman iş yoğunluğu, kimi zaman finansal kaynaklı aşırı stres altında hissedebilirsiniz. Böyle zamanlarda duygusal açlık kendini daha çok gösterir. Duygusal açlık, tok olduğunuz halde belli bir duyguyu rahatlatmak için aniden gelen yeme isteğidir. Daha çok abur cubur, tatlı ya da pizza gibi belli bir yemeğe olan istek artar. Yaşamınızda stresli bir dönemdeyseniz mutlaka yoga, meditasyon, egzersiz gibi sizi rahatlatacak bir şeyler yapın. 30 dakikadan fazla yapılan egzersiz ile vücudumuzda mutluluk hormonu salgılanır. Aşırı tatlı yemek isteği geldiğinde 10 dakika bekleme kuralını da deneyebilirsiniz. O tatlıyı yemeden önce kendine 10 dakika izin ver. Yemeyi ertelediğinde aşırı artmış olan yeme isteğinin azalmaya başladığını göreceksin. Bu bekleme zamanla iradenin güçlenmesine yardımcı olacaktır.

3-Doğum günü kutlamaları ve davetler

Diyetinizin ilk haftasını zorluklarla bitirdiniz ve haftasonu bir arkadaşınızın doğum günü partisi olduğu haberini aldınız. Ne yapardınız? Tabii ki de bu davete katılmalısınız. Ancak diyet yaptığınız için de moraliniz bozuk bir köşede oturmak yok. Böyle binbir çeşit kalorili yiyeceklerin olduğu organizasyonlara asla çok aç katılmayın. O günkü diyet listenize uymuş olarak tok gidin. Kendinize sadece bir tabak hakkı verin ve seçimlerinizi sağlıklı yiyecekler yönünde kullanın. Çevrenizdekilerle güzel sohbetler kurup orada olmaktan keyif almaya ve odağınızı yemek dışında başka şeylere vermeye çalışın. Hatta aldığınız fazla kalorileri dengelemek için önünüzdeki üç gün boyunca ekstra yürüyüşlere çıkabilirsiniz.

Yazının devamı...

Yaşam Enerjini Yükseltecek 3 Öneri

19 Kasım 2018

Her birimiz özümüzde muhteşem bir yaşam enerjisine sahibiz. Kimi zaman bu enerji dışsal faktörlere çok fazla bağımlı hale gelebiliyor. Mesela olaylar istemediğiniz şekilde gerçekleştiğinde enerjiniz de aynı hızla düşüyor mu? Sahip olduğunuz koşullar duygularınız üzerinde sınırsız bir kontrole sahip mi? Öyle ise bu durum sizin için epey yorucu olacaktır. Duygularınızın kontrolünü elinize alarak sahip olduğunuz yaşam enerjinizi daha iyi yönetebilirsiniz.

Kendimizi daha iyi hissetmek ve enerjimizi yükseltmek için neler yapabiliriz?

1-Şükür egzersizi yapın.

Gün içinde pek çok kez şükrediyoruz değil mi? Peki bunu tüm hücrelerimize kadar hissederek yapıyor muyuz? Bu egzersizde amacımız her zaman frekansımızı daha yukarı taşımak olmalıdır. Endişe, kaygı ve negatif düşünceler enerjimizi düşürür. Şükür egzersizi sırasında sahip olduğunuz her şeyi tek tek düşünün. Hayatınızda gerçekten sizi iyi hissettiren neler var? Belki de çocuklarınız var. Onların size bakan güzel gözlerinin, koşarak sımsıkı sarıldıkları dakikaların varlığına teşekkür edin. Ailenizin, arkadaşlarınızın, işinizin, kapınızı çalan komşunuzun, severek okuduğunuz kitaplarınızın, balkonunda oturup bir fincan kahve içebildiğiniz evinizin varlığına teşekkür edin. Her birine tüm hücrelerinizle hissederek şükredin. Çok daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır.

2-Anda kalmaya özen gösterin.

Düşünceleriniz ne geçmişte ne de gelecekte takılı kalsın. Gelecek için endişe duymanın, geçmiş hakkında üzüntü hissetmenin şu anınız için hiçbir faydası yok. Hatta negatif düşünceler yaşam enerjinizi daha da aşağıya çekiyor. Ofisteyken, masa başında otururken, aklınıza her geldiğinde gün içinde sağlıklı nefesler alıp verin. Düşüncelerinizi seyredin. Onları durdurmaya çalışmayın. Gökyüzündeki bulutlar gibi gelip gitmesine izin verin. Bir düşünceye takılı kaldığınızı fark ettiğinizde nefesinize tekrar odaklanarak kontrolü elinize alın. Bu çalışmayı günde 5 dakika ayırarak bir rutin haline getirebilirsiniz. Kendinizle baş başa kalacağınız bir zaman ve yer ayarlayın. Hafif bir müzik açıp, bağdaş kurarak oturma pozisyonuna geçin. Gözler kapalı sırtınız dik olsun. Sadece nefes alış verişlerinize odaklanın. İzin verin her nefes alışla tüm bedeniniz yavaş yavaş rahatlasın. Nefes verirken de tüm kaygı ve endişeleriniz bedeninizi terk etsin.

3-Şikayeti bırakın.

Şikayet etmek negatif düşünce kalıplarına takılı kalmanıza ve onları daha çok beslemenize neden olur.

Yazının devamı...