Olgu ve algı

İkisini de yönetmek lazım

İkisini de yönetmek lazım. İçişleri Bakanı Muammer Güler, ‘barış süreci’nde Kürt sorunu olgusunun yanı sıra, ‘Türk’ toplumu tarafından bu sürecin nasıl algılandığına da özellikle işaret etti.
Çok önemli...
Zira, hükümet bu süreçte Türk toplumunu tamamen karşısına alacağı bir adım atamaz. Başbakan bu konuda her ne kadar ‘Neye mal olursa olsun’ dese de, bu böyle.
Kürtlere ‘taviz’ veriyor ya da üniter devlet yapısını tehdit eden oluşumlara razı olunuyor şeklindeki bir algının kuvvetlenmesi hükümetin elini kolunu bağlar. Ak Parti bu anlamda hem muhalefetin, hem de halkın bazı kesimlerinin eleştirilerine zaten hedef.
Dolayısıyla hükümet, politikası kararlı olmakla birlikte, ipte yürüyen bir cambaz dikkati ve temkiniyle ilerliyor. Küçük adımlarlaÖ E, normal..
Bakan Muammer Güler de, kendisiyle Mardin’de Milliyet ekibi olarak yaptığımız özel toplantıda ‘Bir adım sonrasını görüp, bir adım sonrasını öyle hesaplayacaklarını’ söyledi. Karşı taraf ne yapıyor, nasıl yapıyor bakılacak.. Ona göre hareket edilecek.

Silahlara veda...
Şu an hükümetin dikkatle izlediği adımın ne olduğu malum: Eylemsizlik ve çatışmasızlık. Kandil’den ilan edilen 8 Mayıs’ı bekliyorlar. PKK sözünde durdukça, hükümetin hareket alanı genişleyecek. Silahların susması ve bunun anlamlı bir süre boyunca devam etmesi, hükümeti diğer adımlar konusunda hızlandıracak. Ya sonra? Sırada silahların Türkiye dışına çıkarılması ve sonrasında tamamen bırakılması var.
Görüştüğüm Kürt siyasetçilerin neredeyse hepsi kendi yol haritaları konusunda benzer konuşuyor: ‘Bir bakalım önce, devlet ne yapacak’. Onlarda da algıyı yönetme sorunu var. Kürtler barışı istemekle birlikte ciddi bir güven probleminden mustarip. Çözüm sürecini destekliyorlar, ama her an bir yol kazası olabileceği ihtimalini de yabana atmıyorlar.
Mevcut tablo için bir tür oyun teorisi diyebiliriz.. Tarafların kendi adımlarını birbirinin adımlarına göre tasarladıkları bir strateji. İşin dengesini bulmak, iki tarafın da kârlı çıkacağı bir ‘kazan-kazan’ durumu yaratmak mümkün mü?
Zor, ama evet.
Bunun tek formülü, matematikte. Tarafları denklemin iki tarafında düşünüp, araya ‘eşittir’ işareti koymakla başlıyor her şey. Sadece ‘eşitiz’ demekle de olmaz. Denklemin her iki tarafını da eşit saymalı. Eşitliği içselleştirip ona göre davranmak lazım.
Peki, denklemin bir tarafı öbür tarafını ‘bir eli yağda bir eli balda’ diye görürse ya da kendisine eşit davranılmasına rağmen yine de ezildiğini düşünürse, bağırıp çağırırsa çözebilir miyiz?
Hayır.
Bir tarafın kendini yukarıda da, aşağıda da görmesi eşitliği bozar. Eşitliğin en önemli katalizörü güvendir. İki taraftan birinin zayıf ya da güçlü olması da fark etmez. Denklem, güvenle eşitlenir.
Türk hükümetiyle Kürt tarafının birbirinin her adımını kolladığı bu zamanda sağlam bir güven tesisi, oyun teorisindeki dengeyi pekala da getirebilir.
İki taraf da kazanan olur.
Güven tesisinde hükümet kadar, Kürt tarafı da sorumlu. Bundan sonra yanlış adım atma lüksü yok. Çatışma ortamı sürdükçe toplumsal ayrışma derinleşiyor çünkü.
‘Aman’ diyoruz.
İki taraf da karşılıklı ip üzerinde yürürken, algıyı, güvenle besleyelim.
Bu saatten sonra yanlışa yer yok.

‘Geldikleri gibi gidecekler’
Türkiye içindeki silahlı PKK unsurları ülke dışına çıkacak ama nasıl? ‘Güvenlik güçleriyle olası bir karşılaşma durumunda ne olacak’ konusu, TBMM’nin yasal bir düzenleme ile bu çekilmeyi ‘meşru’ bir kılıfa sarıp saramayacağı bir süredir tartışılıyor, biliyorsunuz.
İçişleri Bakanı Muammer Güler’e sorduk, nasıl olacak diye.
‘Geldikleri gibi gidecekler’ dedi. Daha da açmadı. PKK’lıların ‘sızarak’ geldiklerini düşünecek olursak, mümkün olduğunca görünmeden, dolayısıyla güvenlik güçleriyle karşılaşma ihtimalini minimum tutarak buraları terk edeceklerini söylemek mümkün. Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk’e sorduğumda o da ‘Başka yol yok’ dedi.
Hoş, kanun da çıkarsanız...
Bence ne askere ‘Bırakacaksın ellerini kollarını sallayarak gidecekler’ demek akla mantığa sığıyor.
Ne de PKK’lıyı ‘Emin ol silahları yok, hiç çekinmeden önlerinden geçebilirsin’ diye ikna etmek.
8 Mayıs’ta kazasız belasız bir çıkış olsun, dileğimiz.