‘Ankara’ya hâlâ gelemiyorum’

Tarihler 19 Aralık 2016’yı gösteriyordu. Sıradan bir günü olağanüstü bir geceye çeviren, Ankara’dan gelen suikast haberiydi. O dönemin Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov, Ankara’da bir sergiye gitmiş, orada kendisi korumakla görevli Mevlüt Mert Altıntaş tarafından silahla vurularak öldürülmüştü. Olayla ilgili dava süreci 2 yıldır sürüyor. 19 Aralık (dün) Rus Büyükelçi Karlov’un ölüm yıldönümüydü. Ben de bu vesileyle, Andrey Karlov’suz geçen 4 yılı eşi Marina Karlova ile konuştum.

Marina Karlova için en zor süreç, suikasttan sonraki ilk yıldı. Karlova yaşadıklarını “O dönem, olanlara kesinlikle inanmak istemiyordum. Her gün mezarlığa giderdim, eşimin mezarında ağlardım. Zamanla başıma gelenleri kabullendim ve normal hayata dönmek için gayret harcadım” diye anlatıyor. Karlova, “En çok O’nu özlüyorum. Biz tek vücuttuk, tek kalmak benim için ızdırap oldu. Ruhumun, canımın yarısını kesmişler gibi, öyle bir his içinde yaşıyorum” ifadelerini kullanıyor.

‘Ankara’ya hâlâ gelemiyorum’


‘Atanmamız masala yolculuktu’

Büyükelçi Karlov Uzakdoğu uzmanıydı. SSCB ve Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndaki görev süresi boyunca ağırlıklı Kore üzerine çalışmıştı. Marina Karlova 2013’deki Ankara atamasının kendileri için sürpriz olduğunu anlatıyor:

“Bizim Türkiye’ye gitmeye hazırlandığımız dönemde, Rusya’nın tümü ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisini izliyordu. Dolayısıyla Rusya’nın büyük bölümü Türkiye’ye aşıktı. Dolayısıyla biz de kendi atamamızı ‘masala yolculuk’ olarak tanımladık. Büyük bir heves ve sevinçle hazırlandık.”

‘Ankara’ya hâlâ gelemiyorum’

2013-2016 yıllarında Türk-Rus ilişkileri pek çok sınamadan geçti. Suriye krizi başta olmak üzere, önceliklerin farklılaştığı noktalarda çıkarlar çatıştı. Marina Karlova’ya göre 3 yıllık görev süresi boyunca en zor an, Rus uçağının düşürüldüğü dönemdi. Karlova “O dönem iki ülke ilişkileri çok ciddi anlamda gerildi ve bunun yatıştırılması, ilişkilerin normale döndürülmesi için eşim çok büyük çaba harcadı” diyor.

Kasım 2015’te Rus uçağının düşürülmesi sonrası kriz, tarafların yoğun çabasıyla Haziran 2016’da aşıldı. İlişkileri hedef alan diğer olay, kuşkusuz Rus Büyükelçi’ye dönük suikasttı. Marina Karlova, o olaydan sonra Moskova’ya döndü ve eşinin anısını yaşatmak için Türk-Rus ilişkilerini geliştirmeyi amaçlayan, sağlık ve kültür alanında öğrenci eğitimlerine odaklanan Andrey Karlov Vakfı’nı kurdu. Geçen 3 yılda da sık sık Türkiye’ye geldi. Ancak Karlova, “İstanbul, Antalya, Adana, Mersin’e gittim ama tek gidemediğim yer hala Ankara. Hatta resimlerine bile bakamıyorum. Benim için çok zor bir ortam. Orayı sindiremiyorum” diyor.

Karlov suikastı davası iddianamesi:

Suikast FETÖ ve arkasındaki istihbarat örgütlerince yapıldı. Plan, Ocak 2016’da ABD’de örgüt toplantılarında hazırlandı ve amaç da, Türk-Rus ilişkilerini savaşa sürüklemekti. 28 sanık hakkında dava açıldı. Gülen ile birlikte 16 sanığın suikastla doğrudan bağlantısı var. İddianame 23 Kasım 2018’de kabul edilirken, ilk duruşma 8 Ocak 2019’da yapıldı. Bir numaralı şüpheli, FETÖ lideri Fetullah Gülen. Gülen, MİT ve Emniyet imamına, şüpheli Şerif Ali Tekalan’a talimat verdi

Büyükelçi Andrey Karlov kimdir?

1954: 4 Şubat’ta Moskova’da doğdu
1976: Moskova Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden mezun oldu
1976: SSCB Dışişleri Bakanlığı’nda çalışmaya başladı
1976-1981: SSCB Kuzey Kore Büyükelçiliği’nde katip
1984-1990: SSCB Kuzey Kore Büyükelçilik Müsteşarı
1992-1997: SSCB Kuzey Kore Büyükelçilik 1. Müsteşarı
2001-2007: Rusya’nın Kuzey Kore Büyükelçisi
2007-2013: Rusya Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk Bölümü Genel Müdürü
2013-2016: Rusya’nın Ankara Büyükelçisi.

Yasağa uymayan yabancılar kimler?

Salgınla mücadelede amacıyla Türkiye genelinde hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması uygulanıyor. Kısıtlamalar sürerken 3 haftadır yaşanan bir tartışma var: T.C vatandaşları evlerinde otururken, yasak neden yabancı ülke vatandaşlarını kapsamıyor? Hatta akıllardaki bu soru, Suriyeliler üzerinden de tartışılıyor. Peki hepimizin aklını kurcalayan bu konunun hukuki zemini ne? Türkiye’deki yabancıların gerçekten kısıtlamaya uyma zorunluluğu yok mu?

Bu konuyu, uzun yıllardır göç ve mülteciler konusu üzerine çalışan Türk-Alman Üniversitesi Göç ve Uyum Araştırmaları ve Uygulamaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. M. Murat Erdoğan ile konuştum.

Türk vatandaşlarının yanı sıra, Türkiye’de ikâmet eden ve uluslararası koruma altında olanlar, kısıtlamalara uymak zorunda. Geçici koruma verilen Suriyeliler de “uluslararası koruma altında olanlar” kategorisine giriyor. Prof. Dr. Erdoğan “Suriyeliler ile ilgili bir istisna yok. Türkiye’de kayıtlı olan Suriyeli sayısı 3,6 milyon. 100 bin Suriyeli ikâmetle yaşıyor. 120 bin de vatandaş statüsü olan Suriyeliler... Dolayısıyla sokağa çıkma kısıtlaması bütün Suriyelileri bağlıyor” diyor.

Suriyelilerin ikilemi

Peki, Türkiye’de kayıtsız Suriyeli var mı? Prof. Dr. Murat Erdoğan, bu oranın yüzde 1’in altında olduğunu söylüyor. Fakat bu noktada kritik bir konu var ki, o da Türkiye’de kayıtlı olup, kayıtsız çalışmak zorunda kalan Suriyeliler sorunu.

Erdoğan, “Evlerine ekmek götürmek zorundalar ama polis denetim yaptığında gösterecek çalışma belgeleri yok. Dolayısıyla bazen bu kişilere göz yumulabiliyor” diyor. Burada küçük bir parantez açalım... Prof. Dr. Murat Erdoğan, krizin 3, 4’üncü yılından itibaren Suriyelilerin kalıcı hale geleceğini, bu çerçevede özellikle nitelikli Suriyelileri Türkiye’de tutmak, aidiyet ve istihdam sorunlarını çözmek için seçici vatandaşlık verilmesi gerektiğini düşünen bir uzman. Bu parantezi kapattıktan sonra, hafta sonu kısıtlamalarına uyma konusunda esas sıkıntı yaşanan gruba bakalım.

Düzensiz göçmen kaçıyor

Türkiye’de kayıtlı Suriyelilerin Türk yasalarına ve kurallarına uymak zorunda olduğunu söyledik. Ancak düzensiz göçmenler için aynı şey söz konusu değil zira onlar zaten Türkiye’ye kayıtlı değil, kaçak yollardan ülkeye girmiş ve yaşamaktalar. Örneğin İran sınırından gelen Afganistan, Pakistan, Özbekistan uyruklular... Erdoğan, “Bu kişiler zaten kayıtsız kalmayı tercih ediyorlar. Çünkü yakalanırlarsa ya kayıt altına girecekler ya da geldikleri ülkeye geri gönderilecekler. Güvenlik güçleri, düzensiz göçmen de olsa yakalanıp kayıt altına alınmışlara ceza yazabilir, kayıt altına alınmamışları da geri gönderme merkezlerine yollar. Ama zaten kayıtsız göçmenler, polise yakalanmamak için çok görünmeden yaşamaya çalışıyor” diyor.

Türkiye’deki sokak kısıtlamasına hukuki olarak uyma zorunluluğu olmayan tek grup turistler. Prof. Dr. Murat Erdoğan, pandemi sebebiyle sayılar düşmüşken, en azından gelecek turistin döviz bırakması ve ekonomiye katkı sağlaması sebebiyle bu kesime kısıtlama getirilmediğini vurguluyor. Ancak önemli bir uyarıyı yapmayı da ihmal etmiyor:

“Gelen turistlerden en azından test istenebilir.”

‘Ankara’ya hâlâ gelemiyorum’

 Gelecek Haftanın Gündemi

22 Aralık: Asgari Ücret Tespit Komisyonu üçüncü toplantısını yapacak

25 Aralık: Hristiyan dünyası Noel’i kutlayacak.