Deniz Kilislioğlu

Deniz Kilislioğlu

deniz.kilislioglu@ntv.com.tr

Tüm Yazıları

Tam da ‘terörsüz Türkiye’ sürecinin tıkandığı düşünülen bir evrede, PKK yeni bir açıklama yaptı ve geçen hafta sonu Türkiye’den çekilme kararını açıkladı. Meclis’teki komisyon ise çalışmalarının sonuna gelirken artık yasal düzenlemeler konusunda adımların hızlanacağı aşikâr.

Perşembe günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşen DEM Parti İmralı heyetinin ‘sürecin hızlandırılması’ konusundaki vurgusu bu açıdan önemliydi. Lakin asıl mesele yasal değişikliklerin hangi çerçevede yapılacağı…

İki yasa ve AB

Haberin Devamı

Herkes biliyor ki, ilk etapta değişiklik gerektiren iki temel yasa var: 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ve 5275 Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun. Bir tarafta DEM Parti’nin talepleri diğer tarafta ise iktidarın güvenlik hassasiyetleri var.

Peki iktidar bu sürece bir de Avrupa Birliği’nin (AB’nin) beklentilerini ekler mi? Yani uzun süredir ‘vize serbestisi’ müzakerelerinin tıkanıklık noktası olan yasayı AB’nin beklentileri doğrultusunda değiştirir mi? Bu süreçten ayrıca bir kazanım elde eder mi?

AB’nin beklentisi ne?

Ankara, Türk vatandaşlarının vizesiz Avrupa’ya seyahat edebilmesi için 2013’ten beri AB ile görüşüyor. Gerekli 72 kriterden geriye yolsuzlukla mücadele, EUROPOL ile işbirliği, suçla mücadele gibi başlıklarda yasal düzenlemeler gerekiyordu. Ancak müzakerelerin tıkandığı nokta ‘Terörle Mücadele Kanunu’nda yapılması istenen değişiklikti.

AB ‘yasadaki terör tanımı, örgütlülükten anayasal düzeni bozmaya kadar çok geniş bir çerçevede, bunu daraltın, muğlak suç normlarını kaldırın, değişikliklerin denetlenebilir olmasını sağlayın’ diyor. ‘Adli bir suçun bile terör tanımı içine sokulabileceğini’ savunuyor. Birliğin itiraz ettiği bir diğer madde, ‘terör örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösterilerde yüzlerini kapatanların da terör örgütü üyesi suçlamasıyla yargılanması. Toplan tı ve ifade özgürlüklerinin bu şekilde kısıtlanmamasını ve bunun ayrıştırılmasını talep ediyor.

DEM Parti’nin talepleri

DEM Parti’nin Terörle Mücadele Kanunu’nda istediği değişiklikler ile AB’nin vize serbesti görüşmelerinde Türkiye’den talep ettiği hukuki uyumlar ana hattı itibarıyla örtüşüyor. Her iki taraf da terör tanımının daraltılmasını, siyasi ifade ve örgütlenmenin suç kapsamından çıkarılmasını talep ediyor. Fakat DEM Parti’nin AB’nin talep ettiği hukuki değişikliklerden daha geniş, daha ileri talepleri olduğu da biliniyor.

Haberin Devamı

Örneğin İnfaz Kanunu’nda ‘terör suçlularının koşullu salıverilmeden yararlanamayacağına’ dönük tüm maddelerinin başta Öcalan olmak üzere bu kapsamda yargılananların lehine değiştirilmesini istiyor. ‘Umut hakkının’ tanınmasını, cezaevinden çıkışı mümkün olmayacaksa İnfaz Kanunu’nda koşullarla ilgili düzenlemelerden ‘terör kapsamındakiler yararlanamaz’ tanımının çıkarılmasını talep ediyor. PKK’lıların silah bıraktıktan sonra dönüşlerini sağlayacak, ayrıca bu süreci yürüten kişilere ilişkin özel yasalar da sürecin doğasıyla ilgili diğer talepler…

Sonuç garanti değil

AB açısından Türkiye’ye verilen yol haritası çerçevesinde terörle mücadele mevzuatının reforme edilmesi öncelikli olarak teknik bir kriter. DEM Parti açısından ise bu reformlar siyasi çözüm sürecinin bir parçası görülüyor. İki eksen birbirlerini tamamlayabilir. Kürt siyasetinin talepleri iç barışın tesisine; AB’nin beklentileri uluslararası entegrasyonun önünü açabilir.

Haberin Devamı

Buradan, kanun değiştiğinde ‘Avrupa’ya vizesiz gidebileceğiz’ sonucu çıkmasın. Zira TMK’da değişikliğin yanı sıra atılması gereken adımlar atılsa bile AB yasadışı göç rakamlarını bahane ederek, işi yokuşa sürebilir.

Ama eğer Türkiye güvenlik hassasiyetini korurken hukuku ve eşitliği önceleyerek bir reform paketini devreye sokarsa, bu hem AB’ye doğru bir sinyal olur hem de iç siyasette “terörsüz Türkiye” vizyonunun zeminini güçlendirir. Türkiye bu meseleyi bir fırsata çevirebilir…