Deniz Kilislioğlu

Deniz Kilislioğlu

deniz.kilislioglu@ntv.com.tr

Tüm Yazıları

Bu yazıyı okumaya başlamadan önce, iki fotoğraftaki tek benzerliğe ama daha çok farklılıklara dikkatinizi çekmek isterim. Sol taraftaki Birleşmiş Milletler’in, sağ taraftaki ise ABD Başkanı Donald Trump’ın kurduğu Barış Kurulu’nun amblemi…

Trump’ın dünyası > Barış Kurulu

1946’da kabul edilen BM amblemi, Kuzey Kutbu merkezli, ‘azimut’ eşit uzaklık projeksiyonuyla çizilmiş bir dünya haritasını esas alır. Beş eş merkezli daire, hiyerarşik olmayan bir düzeni; yani eşitliği simgeler. Harita, barışın sembolü olan iki zeytin dalının içine yerleştirilmiştir. Mavi ise kana karşı barışın rengidir. BM’nin 80 yıl sonunda barışı ne ölçüde tesis edebildiği ayrı bir tartışma konusu; ancak iddiası buydu.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Trump’ın ambleminde ise eşitlik ve ya denge yok. İki amblem arasındaki tek ortak unsur zeytin dalları. Trump’ın amblemindeki harita ise tek bir gerçeği işaret ediyor: ABD merkezli bir dünya. Altın sarısı rengi ister “ihtişam düşkünlüğü” ister “neo-barok narsisizm” olarak okuyun, amblemin odağı da kimliği de Trump’ın bir yansıması. Matematikten bir tanımla özetlersek, Trump’ın dünyası büyüktür (>) Barış Kurulu’ndan…

Gazze’nin adı yok

Barış Kurulu’nun kuruluş amacı Gazze’ydi. ABD bu ‘hukuki zeminini’ Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden (BMGK) aldı. 17 Kasım 2025’te 2803 sayılı karar ile Trump’ın planı onaylandı. Ekonomik iyileştirme programları, Uluslararası İstikrar Gücü kurma yetkisinin çerçevesi Gazze’ye bağlandı. Hatta Barış Kurulu altı ayda bir BMGK’ya rapor sunacaktı. Odak şaşmasın diye Trump’ın 20 maddelik planı da karara ek olarak iliştirilmişti.

Trump kurula 60 civarında ülkenin liderini davet etti ama ne zaman ki bu çerçeve kararının ötesinde bir de ABD’nin kurula ilişkin tüzüğü sızdı, çarşı karıştı. Belgede Gazze’nin adı geçmezken, kurulun misyonu ‘‘çatışmadan etkilenen tüm bölgelerde kalıcı barışı sağlamayı amaçlar’’ şeklinde düzenlendi. Yani mesele Gazze’nin sınırlarını aştı. ‘Trump’ın Barış Kurulu kendisini BM’nin yerine koyuyor’ yorumlarının altında yatan sebep de bu. Üyeliklerin onayından, yeni organların kararına kadar pek çok noktada Trump’a verilen münhasır yetkiler de rahatsız edici bir başka boyut.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Fotoğraftaki eksikler

İsrail dışında bu çerçeveden memnun olacak ülkelerin sayısı azdır. Ama öte yandan yeni dünya düzeninde/düzensizliğinde ‘Trump’ın suyuna giderek meseleleri çözme’ gayreti de belki bir yöntem. İşin bir başka boyutu da şu ki, Trump düzenindeki tehdit ve tehlikeleri görüp ‘buna boyun eğmemeliyiz’ demek de ayrı bir risk.

Burada ülkelerin veya küresel/bölgesel güçlerin rollerine ayrı ayrı bakmak lazım. Örneğin Ukrayna ve Grönland üzerinden ABD’nin ‘öngörülemez’ başkanı ile gerilim yaşayan Avrupa’nın pozisyonunu ikinci kapsamda görmek gerekir. Fransa, İtalya, başta olmak üzere Avrupalı ülkeler yukarıda bahsettiğimiz gerekçelerle kurula katılmayı reddetti. Her ne kadar Trump, Davos’taki imza töreninde ‘BM ile çalışacaklarına’ sık sık vurgu yapsa da şüpheleri gidermeyi başaramadı.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Türkiye neden karede?

Bölge ülkelerinden Birleşik Arap Emirlikleri’nin katılımını, ‘Gazze’nin yeniden inşasına harcanacak paraların nereye gittiğini görme’ odaklı yorumlamak gerekir. Dünyada en çok Filistinli mülteciyi barındıran Ürdün’ün ise tabloya yeni nüfus hareketliliği hassasiyetiyle bakıyor.

Mısır, Türkiye ve Katar’ı ise ayrı bir kategoride görmek gerek. Ankara’nın BM’ye alternatif olma iddiası taşıyan bu yapıyı içine sindirdiğini söylemek pek mümkün değil; ancak Gazze ve Filistin için orada olmaktan başka şansı da yoktu. Trump’ın dünyaya dayattığı planı, Mısır ve Katar ile yoğun çaba harcayarak makul bir zemine taşıyan Türkiye’nin odağı kurulun yolundan sapmaması olacak. Ayrıca BM bu kurula onay verirken ‘‘Filistin’in kendi kaderini tayin etme hakkına ve bu planın Filistin devleti kurma yolunda güvenilir bir zemini oluşturmasına’’ vurgu yapmıştı. Türkiye’yi kurul içinde Filistinlilerin hakları için bir ‘garanti’ olarak görmek gerekir.