Çiller'in mesajı

Çiller'in mesajı

       ECEVİT'in, ANAP lideri Mesut Yılmaz'dan başlattığı koalisyon turlarında, anahtar parti lideri durumuna gelen Çiller, ne yapacağının sinyallerini vermeye başladı. DYP lideri, Gaziantep konuşmasında "Ülkeyi hükümetsiz mi bırakacağız?" derken, partisinin "yama olmayacağı" bir koalisyona, erken seçim koşuluyla "evet" diyecekleri mesajını verdi.
       Çiller'in üslubu, Fazilet'e karşı ılımlı, Yılmaz ve Demirel'e karşı hayli sertti.
       DSP liderinin yarınki buluşmasında Çiller'e hangi formülü göstereceği belli: ANAYOL - E.
       DYP ise, üçlü koalisyona karşı. Tansu Hanım'ın dünkü sözleri, Ecevit'e iletilecek karşı önerinin ipuçlarını veriyor:
     "Eğer herkes kaçarsa, bu hükümeti kurmak için biz yokuz derse, biz yine de varız deriz.
       Verin biz kuralım dedim. Gördüm ki 61, 99'dan büyükmüş. Meğerse böyleymiş. Şimdi ülkeyi hükümetsiz mi bırakacağız? Yeter ki seçim gelsin. O hükümete de destek veririz. Ancak kimse bizden Cumhuriyet tarihinin yolsuzluktan düşürülmüş bu tek hükümetine yama olmamızı beklemesin. Yama olmayacağız. İnşallah hükümeti kuracağız."
       Çiller'in sözlerinden ANAP - DSP mihverinde kurulacağı izlenimi uyandıran ve "Yılmaz'ın yerine Ecevit geçti, ne değişti ki?.." çekincesine yol açan seçim ortaklığına DYP'nin üçüncü parti olarak girmeyeceği sonucunu çıkarmak mümkün.
       Çiller ve Doğru Yol yönetimi, DYP dışındaki partilerin de, (Fazilet olmayacaksa CHP'nin...) hükümete katılmasını istiyor.
       Ya da, ANAP'ın dışında kalacağı bir model aranıyor.
       Yine de, yarınki Ecevit - Çiller görüşmesini ve ondan sonraki "seçenekleri" görmeden, olumsuz yargıya kapılmamak gerekiyor.
       Ecevit, haklıdır. Kuruluşu, Meclis aritmetiği açısından en kolay hükümet, ANAP - DYP - DSP ortaklığıdır.
       Çiller'in "dördüncü ortak"ta ısrarına rağmen Bülent Bey'in DYP liderini ikna etmesi ya da Baykal'ı ziyaret ederek koalisyona davet etmesi imkan dahilindedir.
       Kuşkusuz, başka zorluklar da söz konusu.
       Ankara kulislerinde, hükümetin çatısı kadar, bakanlıkların dağılımı ve isimlendirilmesine ilişkin sıkıntılardan da söz ediliyor.
       Örneğin Çiller, ABD'deki mal varlığı soruşturmasında "dedektif" gibi çalıştığı iddiasıyla Zekeriya Temizel'i Maliye Bakanlığı'nda istemiyormuş.
       DYP - Fazilet köprüsü nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı da, koalisyon müzakerelerinde masaya getirilecekmiş.
       Oysa, 8 yıl eğitimin sürekliliği açısından Ecevit, Uluğbay'ın koltuğunun pazarlık konusu yapılmasına izin vermeyecektir.
       Hükümet sorunu, bu tür ödünlere dayandırılırsa liste pazarlıkları Çankaya'yı da rahatsız edebilir.
       Unutmayalım, MGK'nın son toplantısında Meclis'ten çıkarılması beklenen yasalar arasında irticayla mücadele tasarıları da sayılmıştı.
       28 Şubat'tan bu yana süregelen duyarlılığı yok sayan değerlendirmeler, bunalımı tırmandırmaktan başka işe yaramaz.
       Liderler, Çankaya'dan aktarılan telkinlere karşın seçimi 2000'e ertelemek istemiyorlar. O halde Türkiye'yi 18 Nisan'da seçime götürecek hükümet formüllerini yokuşa sürmekten vazgeçmelidirler.
       Ecevit modeli geçerlidir. Kalıcı olan şartları, sandık başındaki halk belirleyecektir.
       Aralık 1995 seçimlerinden bu yana didişen, üç yıla üç hükümet sığdıran, sonuçta hepsini bozan Meclis'teki siyasilerin, 1999 baharına kadar, koltuk kavgasına son verip dört aylığına "ateşkes" yapmaları çok mu zordur?
       Seçim hükümetinin kurulmasını kolaylaştırmak, liderlerin çıkarınadır.
       Tabii, demokratik rejimin de...

       Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilmesinin 64. yıldönümünde, son dönem Meclis'lerin, siyasi partilerdeki erkek egemenliğinden kaynaklanan ayıbı bir kez daha vurgulandı.
       550 sandalyeli TBMM'de sadece 13 kadın üye var.
       Parlamento'da kadının adı yok.
       KADER (Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği) Meclis'e en az 55 kadın üye sokmak için kolları sıvadı.
       DYP, bir kadın genel başkana sahip. CHP'de ise, parti teşkilatlarında ve yönetiminde "kadın kotası" var.
       DSP'de Rahşan Ecevit, partinin genel başkan yardımcısı olarak örgütlenmeden sorumlu.
       Fazilet'in "hanım kolları" hayli güçlü, ancak onlar da, "başörtülü milletvekili" çıkarma sevdasında oldukları için Meclis'te çoğu sakallı, cami cemaati gibi bir gruba sahipler!
       ANAP'ın son kongresinde merkez karara tek kadın üye girmesi, çağdaş liberal parti görünümüne ne denli uygun düşmektedir?
       Dileriz, partiler kadın adayları seçimde hatırlar.
       Onları sadece "oy deposu" gibi görmenin faturası, bu defa ağır olacak.
       21'inci yüzyılın eşiğinde Atatürk'ün 64 yıl önce Türk kadınına tanıdığı haklarla övünmek yetmez.
       Daha çok kadını Parlamento'ya gönderebilirsek, çağdaşlık standardını yakalamış oluruz.
       KADER'i destekliyoruz: Haydi kadınlar, Meclis'e!..



Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr