DYP ne yapacak?

DYP ne yapacak?

       Ecevit, Çiller'den destek bulamazsa DSP azınlık hükümetine yönelebilir mi? Ya da hükümeti düşüren partiler, DYP - CHP - Fazilet ekseninde bir başbakan çıkarabilir mi?
       Dünkü Ecevit - Çiller buluşmasının ardından Ankara kulislerinde Hikmet Çetin formülünün yeniden öne çıkması ilginçtir.
       DYP lideri, Ecevit'e kapıyı tam olarak kapatmamakla birlikte siyasi çevrelerdeki genel yargı, ANAP - DYP - DSP olasılığının büyük ölçüde suya düştüğüdür.
       Başkent kulislerinde daha Çiller'le buluşma gerçekleşmeden Ecevit'i bekleyen manzara ortaya çıkmıştı.
       DYP lideri, Ecevit'e "geniş tabanlı koalisyon" önerecekti.
       Dünkü görüşme bir saat sürdü.
       İki lider, yeniden görüşme umuduyla ayrıldılar.
       Tarafların ortaya koydukları seçeneklere kamuoyu yabancı değildir. Ecevit ve Çiller'in deyimiyle Meclis'ten iktidar çıkarmanın iki ekseni söz konusuydu:
       1) ANAP - DYP - DSP.
       2) Fazilet - DYP - CHP.
       Birinci formülü deneme görevi, Cumhurbaşkanı'nca Ecevit'e verildiği için DSP lideri, Yılmaz'dan sonra Çiller'le görüşerek destek istedi.
       Çiller ise, bu desteği, DYP süzgecinden geçirerek şu şekle dönüştürüyordu:
       Ecevit'e "evet", ANAP'a "hayır".
       DYP liderine göre, üçlü koalisyonda DYP'nin konumu, Cindoruk'un DTP'sinden farklı olmayacaktır.
       Çiller, ANAP eksenindeki bu formüle kapalı olduklarını Ecevit'e açık bir dille anlattı.
       Bu modelde ısrar, "dayatma" olurdu.
       Çiller, DYP'nin üçlü koalisyona "yama" şeklinde gireceğini anlatınca Ecevit, eski önerisini yineledi...
       İstenirse kendisi çekilir, DSP'nin içeriden ya da dışarıdan desteğiyle Anayol kurulabilirdi.
       Ecevit, merkez sağ partilerin hükümette yapacağı işbirliğine, Türkiye'nin selameti açısından olumlu bakıyor ve her türlü "özveriye" açık olduğunu inanarak ifade ediyor.
       Ancak, DYP karargahında, Mesut Yılmaz hükümetinin düşürülme şeklinin seçimde ANAP'ı aşağıya çekeceğine dönük beklenti ve Fazilet Partisi tabanından oy alma hesabı, ikili ya da üçlü koalisyona karşı çıkma eğilimlerinin ağır basmasına yol açıyor.
       DYP bu yüzden, ANAP blokundan çıkmayacaksa Ecevit'i CHP'den destek arama noktasına itmek istiyor.
       İlginçtir. DYP kurmaylarının bir endişesi de, Ecevit'in üçlü koalisyon kurması halinde (ANAP - DYP - DSP) 18 Nisan'daki seçimin gecikeceğidir.
       Çiller ve yakın çevresi, Ecevit olayına "seçimi erteleme" formülü olarak bakıyorlar.
       Ecevit'in bir "azınlık hükümeti"ne yönelmesi olasılığını bile gözettikleri için, DYP kapıyı hemen kapatmadı.
       Çiller, DSP liderinin hükümet çıkaramayışı durumunda sürecin nereye gideceğini tahmine çalışmaktadır.
       DYP yönetiminde "Ecevit'li azınlık hükümetiyle seçime gidilmesini" Çankaya'nın da isteyeceği görüşü yaygın. Bu nedenle seçime gidilse bile Ecevit yerine, Hikmet Çetin'le Fazilet - DYP - CHP ekseninde bir alternatif hazırlama eğilimi de gözleniyor.
       Parlamento, 10 Ocak'a kadar "güvenoyu" alacak bir hükümet çıkaramazsa, o tarihten itibaren Cumhurbaşkanı'nın Anayasa'nın 116'ncı maddesi gereğince Meclis'i feshedip ülkeyi seçime götürecek Bakanlar Kurulu'nu oluşturmakta "tek yetkili" olacağı günlere girilecek.
       İlk bakışta "seçim hükümeti", Doğru Yol ve Fazilet'in daha çok işine gelebilir. Çünkü, Anayasa'nın 114'üncü maddesi, 116'ncı maddesi gereğince seçimlerin yenilenmesine karar verildiğinde Cumhurbaşkanı'nın atayacağı başbakanın geçici Bakanlar Kurulu'nu siyasi parti gruplarından Meclis'teki oranlarına göre üye almasını şart koşmaktadır.
       Bu durumda Fazilet, en az 10 üyeyle "seçim hükümeti"ne bakan verecektir. Fazilet Partisi'ni seçimden önce, iki - üç aylığına da olsa iktidar ortağı haline getirmek öteki partilerin işine gelmeyebilir.
       Ecevit, hükümeti kuramazsa ya da DSP'nin "azınlık hükümeti" formülüne CHP dahil, Meclis'ten destek bulamazsa, 10 Ocak'a kadar Çankaya'nın verdiği "görevi" üzerinde tutması zorlaşacak, iade edecektir.
       Demirel isterse 10 Ocak'tan önce Meclis içinden bir üyeyi "tarafsız başbakan" atayabilir.
       İşte, liderlerin "seçimi devreden çıkarır" diye asıl korkmaları gereken seçenek budur.
       Parlamento, başka cereyanların etkisinde kalmak istemiyorsa demokratik seçenekleri kestirip atmak yerine fazla uzatmadan 18 Nisan seçimlerini hedef alan bir koalisyon oluşturabilmelidir.
       Sonuçta 4.5 ay görev yapacak bir hükümeti engelleme uğruna, seçimi riske atma liderlerin tarihsel hatası olur.
       Böyle bir hata, Türkiye'nin içeride ve dışarıdaki onca sorunu karşısında çözüm bekleyen halkı siyasetten soğutmaktan başka işe yaramaz.
       Siyasi kadroların bu sorumsuzluğu göstermeyecekleri inancındayız.




Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr