Erbakan'ın yasağı

Erbakan'ın yasağı

       HÜKÜMETİ kurmakla görevlendirilen Yalım Erez'in Recai Kutan'a yaptığı dünkü ziyaret, 18 Nisan'da seçimi hedef alan geniş tabanlı koalisyona Fazilet Partisi'nin de katılabileceği, "üye verebileceği" izlenimini doğurdu.
       Erez görüşmeden iyimser ayrıldı:
     "Meclis'ten en fazla güvenoyu alacak hükümeti kuracağıma olan umudum her geçen gün artıyor".
       Dünkü basın toplantısından sonra konuştuğumuz Recai Kutan da kapıyı açık bırakıyordu:
     "Biz, Yalım Bey'e evet de, hayır da demedik. Kendisi Fazilet'in de içinde olacağı geniş tabanlı hükümet arayışının birinci önceliği olduğunu bize anlattı. Sayın Erez, öteki parti liderleriyle görüşmelerini tamamlamadığı için bu ilk teması bilgilendirme sayıyoruz. Nasıl bir hükümet teklifi ile geleceği, ikinci tur görüşmelerde belli olur. Bu nedenle, bakanlık sayısı da görüşülmedi. Zaten biz meseleye bu açıdan yaklaşmıyoruz. Önemli olan Türkiye'nin aradığı uzlaşma ortamında partilerarası bir konsensüsle 18 Nisan'da seçime gidilmesidir.
       Vatandaşın çok büyük ekonomik sıkıntıları var. Türkiye çözüm bekliyor, demokratikleşme konusunda Meclis'in bazı yasaları çıkartması gerekiyor. Sayın Erez'in hükümet kurma çalışmaları, toplumun yeni yıldaki beklentilerine de cevap vermelidir."
       Evet, Kutan ve Fazilet yönetimi geniş katılımlı hükümeti "peşinen" reddetmiyor, Erez formülü FP içindeki ılımlı kadrolarca seçim öncesi "sistemle flört"ün başlangıcı sayılıyor. Ancak Fazilet Partisi'nin Erez'e karşı izleyeceği politikaya "çekince" koyan isimler de var. Örneğin, Aydın Menderes'in yeni hükümete ilişkin makalesindeki şu görüşlerin altı çizilmelidir:
     "Sayın Erez, FP'ye gideceğini açıklayınca gazetelerde hemen Ecevit'e atfen bir haber çıktı; bir - iki ılımlıya yeni hükümette görev verilebilirdi. ANAP da benzer sözler söyledi. Bunlar aslında FP'nin hükümete katılmasını kolaylaştırmaya değil bunun yolunu kesmeye yönelik sözlerdi. FP ülkenin ve parlamentonun en büyük partisi olmasına karşın nasıl olurda bir - iki bakanlık uğruna bir hükümete girmeyi kabul edebilir? FP sığınacak yer mi arıyor ki? Elbetteki hayır. Yoksa kendisine bir hami mi arıyor? Hayır. Ne münasebet."
       Menderes'in müstakbel koalisyonunda düşürülen hükümet gibi ANAP - DSP blokuna oturacağına ilişkin görüşlerinin yanısıra şu tespiti de yeni tartışmaların habercisidir:
     "Sayın Erez bu hükümeti bağımsız bir milletvekili olarak kurmaya çalışıyor. Eğer başbakan olursa bağımsız bir başbakan olacak fakat seçimlere giderken bağımsız değil, bir partiye girmiş bir başbakan olarak gidecektir. Sayın Erez şu anda partisiz bir milletvekili değil, seçtiği partiye girişini ertelemiş bir milletvekilidir. Bunun içindir ki, yapacağı ilk iş seçimlere hangi partiden gireceğini açıklamak olmalıdır."
       Aydın Menderes'in yaklaşımını Kutan'a sorduk:
       Recai Bey, Fazilet'in ılımlı birkaç bakanla hükümette temsiline ilişkin açıklaması nedeniyle Ecevit'i eleştiriyor, ancak Erez'in ilk görüşmeyi kendileriyle yapmakla iyi niyetli bir tutum sergilediğini belirtiyordu. Ecevit'le Erez arasındaki bu "fark" radikal İslamcıların 28 Şubat sürecinde Refahyol'u "yıkan adam" olarak gördükleri Yalım Bey'e ilişkin değerlendirmelerin değişmesine yol açar mı?
       Sanmıyoruz, ama yine de Erez ilk olarak Kutan'a gitmekle Refahyol'dan Fazilet'e uzanan "psikolojik duvarı yıkmıştır".
       Demek ki, üzerinde "Faziletsiz bir hükümet kurun" telkini ya da baskısı yoktur!
       Bu durum FP'yi de rahatlatıyor. Fazilet Partisi sonuçta bir "seçim hükümeti" özelliği taşıyacak 3.5 aylık Erez hükümetine bakan vermekle "meşruiyet" kazanacak. Ve kendi seçmen tabanına, 18 Nisan'da birinci parti olarak çıkarsa iktidara gelmelerinin önlenemeyeceği mesajını iletecektir.
       Erez'e verilen destek, Fazilet'in seçimden sonraki gelişimi için bir "iktidar kuvözü" oluşturabilir. Şimdilik kimsenin dile getirmediği, sessizce geçiştirmeye çalıştığı bir başka beklenti de şu olabilir:
       Erbakan'ın siyasi yasağını kaldırmak!
       Recai Kutan'a Erez görüşmesinin ardından bu soruyu yönelttik.
       FP lideri tereddütsüz biçimde yanıtladı:
     "Böyle bir konu gündemimizde yok."
       Erbakan tartışmasını Türkiye, seçim sathı mailine girildiğinde kaçınılmaz biçimde yaşayacaktır.
       Hoca'nın "bağımsız" adaylığı şimdiden konuşulmuyor mu?




Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr

DİĞER YENİ YAZILAR