HES İNADI

İkizdere’nin doğal SİT alanı ilan edilmesi üzerine 22 HES’in yapımı durdurulurken hükümetin karşı atağı geldi. Adı “koruma” ama işlevi “yok etme” olan bir tasarı hazırlanmış.
Haberi Milliyet’in parlamento temsilcisi Önder Yılmaz duyurdu.
Meclis’e sunulan “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu” tasarısıyla SİT alanı yetkisi Çevre ve Orman Bakanlığı’na devredilecek. Böylece Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun İkizdere kararı Bakanlık tarafından ortadan kaldırılacak.
Doğa Derneği Başkanı Güven Eker, tasarıyı “Anadolu’nun ölüm fermanı” olarak nitelemiş.
Karadeniz’de HES’lere karşı verilen hukuk mücadelesinin simge isimlerinden avukat Yakup Okumuşoğlu da, “Mahkeme kararları zaten çiğneniyordu. Ancak SİT alanı ilan ederek projeler durduruluyordu. Yasa çıkarsa yapacak pek bir şey kalmayacak” diye uyarıyor.
Kuşkusuz çevreciler teslim olmayacak!
AKP’nin tasarısı Meclis’te ciddi bir muhalefetle karşılaşacaktır. Ayrıca AB müzakerelerinde açılan “çevre” faslı sivil toplum örgütlerinin elini güçlendirecek. Ülke yönetiminde askeri ve yargısal “vesayet”e karşı çıkan iktidarın, Türkiye’nin yeşil alanlarını “baraj yapan” bir bakanlığın vesayetine alma çabaları tepki görecektir.
Kaldı ki Türkiye daha geçen ay Cumhurbaşkanı düzeyinde katıldığı BM “Binyıl Hedefleri” zirvesinde “sürdürülebilir çevre” için uğraş vermeyi taahhüt etti. Çevre ve Orman Bakanı Prof. Veysel Eroğlu da oradaydı!
Çevre bakanlıkları adı üstünde bu tür ihtilaflarda “doğal çevre”den yana olurlar.
Bizde ise tersine; Hasankeyf söz konusu olduğunda Ilısu Barajı’nın yapımını savunur bakanlık. Munzur Çayı’nın üzerindeki barajlara seyirci kalır. Karadeniz’in vadilerinin, derelerinin HES’lere kurban edilmesini onaylar.
Çevre Bakanlığı’na şimdi İkizdere’de yapımı durdurulan 22 HES’i kurtarma adına, tabiat varlıklarını koruma kurullarında olan “yetki” devredilmek isteniyor.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, “yetki devriyle ilgili tereddütleri olduğunu” açıkladı. Tasarının aceleye getirilmesinden duyduğu rahatsızlığı ifade etti.
Çevreciler ise HES’lerle ilgili inatlaşmanın “AB müzakerelerini bile durdurabileceği” görüşündeler.
Enerji Bakanlığı dereler üzerine kurulan elektrik santrallarının Türkiye’nin doğalgaz bağımlılığını azaltabileceği görüşünde. İklim değişikliği verileri, gıda güvenliğinin gelecekte enerjiden daha stratejik olacağını gösteriyor.
Nehirler kuruduğunda, fırtına ve seller şiddetini arttırdığında, kuraklık ve çölleşme açlık ve yoksulluğu körüklediğinde daha fazla enerji ve rant adına bugün yapılan tercihlerin yanlışlığı ortaya çıkacak. Manavgat Şelalesi’nin bataklığa döndüğünü TV haberlerinden izlediniz mi?
Enerji tasarrufu yerine dereleri kurutmak niye?
Derelerin kardeşliği adına tasarıya karşı çıkalım.