İdam yerine...

İdam yerine...

       İTALYA'nın Apo'nun Türkiye'ye iadesinde gösterdiği tereddüt, idam cezasının kaldırılması çalışmalarına hız kazandırmış bulunuyor.
       Adalet Bakanlığı, İtalya'yı kendi ülkesinde uyguladığı yöntemlerle köşeye sıkıştırmak için Ağca'nın durumuna benzer bir model geliştirdi.
       Öcalan Türkiye'ye gönderilirse, yargılandıktan sonra "idam cezası" uygulanmayacak, Mehmet Ali Ağca gibi ömür boyu sıkı güvenlik altında özel şartlarda cezaevinde bulundurulacak.
       Adalet Bakanlığı'nın hazırlığı ilk bakışta Apo'ya özel bir rejim gibi gözükse de, Türkiye'nin 15 yıldır zaten mahkemelerce karara bağlanmış idam cezalarını bile uygulamadığı dikkate alındığında, sorunun bir yasayla kökten çözüme kavuşturulması isabetlidir.
       İdam cezası, şartlı tahliyeye olanak vermeksizin ömür boyu cezaevinde kalınması koşuluyla kaldırılabilir.
       Sonuçta, suçlunun fiilen yaşam boyu cezaevinde tutulması sağlanmış olacaktır.
       Adalet Bakanlığı'nın hazırlığı da bu ilkeye dayandırılıyor:
       1) Ölüm cezası, güvenlik önlemleri artırılmış müebbet ağır hapse çevrilir. (Bu hüküm, hayat boyunca sıkı güvenlik rejimi altında uygulanacaktır.)
       2) Müebbet hapis cezası, 30 yıl geçmeden hiçbir şekilde şartlı tahliyeye dönüştürülemeyecek.
       Adalet Bakanı Hasan Denizkurdu'nun Bakanlar Kurulu'na verdiği bilgiler çerçevesinde son kararı Ecevit, Cindoruk ve Yılmaz verecekler.
       Koalisyon ortaklarının da İtalya'nın yan çizmesi karşısında Apo'nun iadesine zemin hazırlayacak bu önergeye sıcak baktıkları gözleniyor.
       Türkiye'de idam cezasının bir yasayla parlamento tarafından kaldırılması, İtalya'nın Öcalan'ı iadesinin "garantisi" olmasa da, salt bu gerekçeyle ilerde Ankara'nın karşısına çıkacak önemli bir engelin bu şekilde kaldırılması sağlanacak.
       Denizkurdu'nun bu çabalarına, Türkiye'nin geç kalmış demokratikleşme adımlarını hızlandırması açısından da destek olmak gerekekiyor.
       Kuşkusuz, 15 yılda 30 bin insanın yaşamına malolmuş PKK katliamlarının mağdurları açısından Apo'nun döktüğü kanların bedelini ödemeden hayatını kurturacak olması, haklı olarak tepkiye neden olmakta.
       Ancak; Türkiye'nin, idam gibi yıllardır uygulanmayan TCK hükümleri nedeniyle Öcalan'ın Avrupa'da turist muamelesi görmesine seyirci kalamayacağı da açıktır.
       O nedenle TBMM, iktidarıyla muhalefetiyle idam cezasının uygulamadan kaldırılması yönünde birlikte hareket etmeli ve yasa bir an önce çıkarılmalıdır.
     "Asmayalım da, besleyelim mi?" yaklaşımı, bırakalım 12 Eylül hukukunun ürünü olarak anılarda kalsın.
       Suriye ve Rusya'dan uzaklaştırılması, PKK lideri açısından avantajlı bir duruma dönüşmesin!
       Bakalım, Apo olayında, tepkisellikle akılcılık arasındaki ince çizgiyi, ülkeyi yönetenler ve yasama organı üyeleri yakalayabilecek mi? Tabii, kamuoyu da!..

       Hükümet, gensoruda ayakta kalabilecek mi?
       Koalisyon ortakları "Hodri meydan... Bulun 276'yı düşürün" havasına girip ortamı sertleştirdikçe muhalefet partileri de tutumlarını koruyorlar.
       Muhalefet cephesinde değişen bir şey yok.
       Dün Fazilet Partisi lideri Kutan'la görüştük. Kutan'ın sözleri olacaklara ışık tutuyor:
       "Gensoruya ilişkin tutumumuzu partimizin yetkili kurulları karara bağladı. Askıya alma ya da reddedilmesine ortam hazırlama gibi niyetimiz yok. Türkiye'nin içinde bulunduğu özel şartlarda, ülkeyi en kısa zamanda seçime götürecek bir hükümete ihtiyaç var. Bu hükümet düştükten sonra yenisi kurulurken yapıcı olacağız. 'Fazilet Partisi, Meclis'te en fazla sandalyeye sahip birinci gruptur' diye bir ısrarımız, dayatmamız olmayacak.
       Sayın Cumhurbaşkanı, parti liderleriyle yeni şartları değerlendirirken bizimle de görüşecektir. Biz 2000'i hedefleyen uzun süreli bir icraat hükümetinden yana değiliz. Diyaloğa açığız derken bunu kastediyoruz. Hükümet boşluğu yaratmayacak seçim hükümeti formülleri bize makul geliyor."



Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr